İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ
Sözde Ermeni Soykırımı
SEHER ŞEYLAN’ın incelemesi Hepiniz bilirsiniz ‘Kuzudan post Ermeni’den dost olmaz’ diye
bir söz vardır Türk literatüründe. Türk insanının belliğinde yer eden bu ve buna benzer kavramlar şimdilerde ciddi sorgulamalara tabi tutuluyor. Belki de bu tür önyargılardan kurtulmanın tam zamanı. Kuzudan post olur mu bilmem ama Ermeni’den dost olduğu kesin.
Ne var ki Türkiye’de oluşturulmayan çalışılan kaos ortamı herkesin dost olmasına engel teşkil ediyor. Gelişen Avrupa Birliği sürecinde azınlıklara tanınan en önemli hak şüphesiz vakıflara verilen mülk edinme hakkı. Vakıfların mülk edinebilmesiyle birlikte azınlıklar sosyal yaşam adına daha özgür bir ortama kavuştular. Sağlanmaya çalışılan bu daha özgür ortam toplum içinde kendini ‘öteki’ gibi hisseden bireyi var olduğu ortama entegre etmek adına alınan ciddi bir mesafedir.
Tarihe dönüp şöyle bir baktığımızda Osmanlı’nın bu tür sorunlarla neredeyse hiç karşılaşmadığını karşılaştığı vakit ise kolaylıkla çözüme kavuşturduğunu görürüz. Öyle ki bugün Amerika’da ki üniversite kürsülerinin birçoğu Osmanlı’nın balkanlarda sağladığı birlik ve beraberliği ders konusu olarak işlemektedir. Osmanlı’ dan bizlere öyle zengin bir miras kalmış ki senelerdir Ermeni’si, Türk’ü, Rum’u, Kürt’ü hep birlikte yaşıyoruz.
Ancak bu birlikteliği bozmak niyetinde olanlar özellikle son yıllarda ‘1915 Ermeni tehciri’ olayını tarafları karşı karşıya getirmek suretiyle gündemde tutmaya çalışıyorlar. 1915’ te yaşananlar açıklığa kavuşmayı bekleyen ciddi bir konu şüphesiz. Kimi taraflar tehciri Ermenilerin 1. Dünya savaşı sırasında Ruslarla ve Fransızlarla işbirliği yaptıkları, kendilerine hiçbir saldırı olmadığı halde topluca isyan ettikleri, Türk köylerini yakıp yıktıkları gerekçesiyle haklı bulurken; kimileri yüzlerce Ermeni’ye karşı yapılmış bir zulüm olarak nitelendiriyor.
Bu noktada yapılması gereken tarafların uygun bir platformda bir araya gelerek arşivlerini karşılıklı olarak açması ve bilgileri paylaşmasıdır. Ne var ki Türkiye ve Ermenistan arşivleri
yeterli olmayabilir. Bu yüzden Rus, Fransız, Avusturya ve ABD arşivleri de muhakkak incelenmeye tabii tutulmalıdır.
Osmanlı devletinin ve bazı yabancı ülkelerin tarihi kayıtlarına bakılırsa Ermenilerin Doğu Anadolu bölgesinde çeşitli isyanlar çıkardıkları doğru. Ancak ne olursa olsun göç yollarında ölen Ermenileri göz ardı etmek mümkün değil.
Dahası tehcir esnasında Türk aileler tarafından evlatlık edinilen ya da yollarda ölmelerinden korkulduğu için bizzat ailelerinin isteğiyle Müslüman komşulara bırakılan Ermeni çocuklar var. Öte taraftan 1919’da itilaf kuvvetlerinin İstanbul’a girmesiyle evlatlık verilen Ermeni çocukları kurtarmak kisvesi altında yurt dışına kaçırılan Türk çocukları mevcut.
Sözün kısası;1915’ te yaşananlar tek bir tarafı mağdur etmemiş. Hem Türkler hem Ermeniler yeterince zarar görmüşler. Yaşananlar doğru veya yanlış iyi veya kötü, haklı ya da haksız.. Yaşananları geri getirip tarihi yeniden yazmak mümkün olmadığına göre, geçmişi baz alarak barış dolu yarınlara yol almak çok zor. Geçmişin derin karanlığından kurtulmanın birbirimize sarılmanın tam zamanı.
Her ne olursa olsun hepimiz bu toprağın evlatlarıyız. Yüzyıllar boyu aynı havayı soluyup aynı göğe bakarak hayaller kurmuşuz. Paskalyanın ardından bayramlarda buluşmuşuz. Çörek getiren komşumuzu aşuremize ortak etmişiz. Aynı sırayı paylaşmış yüreğimizi açmışız, yüreğine girmişiz Ermeni dostumuzun. Hani tabir-i caiz ise bir biz var bizden içeri. Şimdi içimizde ki bizin elinden tutmak zamanı..
çalışmanın tamamı: Sözde Ermeni Soykırımı
Sözde Ermeni Soykırımı hakkında daha fazla özet