Shvoong Ana Sayfa > Sosyal Bilimler > Psikoloji > bilimsel sevgi?!.

.

bilimsel sevgi?!.

Summary rating: 5 stars 4 Eleştiri
Yazar : İnci AYHAN
Summary by : warpopeye
Ziyaretçi sayısı: 98
kelimeler: 600
Yayın tarihi: Ocak 11, 2008
Bir sevgi çeşidi olarak aşkı ele alalım
isterseniz. Neden âşık oluyoruz? İşte bu sorunun yanıtı biraz karmaşık.
Çünkü bu süreçte hem biyolojik hem de psikolojik mekanizmalar devreye
giriyor. Aşkın, karşınızdaki birine bir çekim hissetmekle başladığını
var sayarsak, araştırmacılar bu çekimi, “feromon”larla açıklıyor.
Feromonlar... Her ne kadar bugüne kadar yapılmış olan araştırmalar,
insanlarda feromonların gerçekten de var olup olmadığı konusunda kesin
sonuçlara varmış olmasa da, özellikle kadınların koltukaltlarından
yaydıkları salgı, insanlardaki feromon varlığına en güçlü kanıt olarak
gösteriliyor. Bununla beraber, feromonlar insan türünde varlık
göstersin ya da göstermesin birine karşı “çekim” hissetmemizde sosyal
ve çevresel etmenlerin, genetik kodun ve kimleri fiziksel ya da
duygusal bulacağımıza dair geçmiş deneyimlerimizin etkilerini
yadırgamamız mümkün değil. Örneğin, koku duyusu sayesinde kendi genetik
bilgilerimizle en uygun kombinasyonu yapabileceğimiz eşe karşı duygusal
bir çekim hissedebileceğimiz var sayımlar arasında.
Peki, çekim olayı gerçekleştikten sonra devreye hangi mekanizmalar
giriyor? Tabii ki, beynin salgısını tetiklediği kimyasallar. Bu
adrenalin türevi kimyasallardan feniletilamin (PEA) sinir hücreleri ile
dopamin ve norepinefrin arasındaki bilgi akışını hızlandırıyor. Dopamin
iyi hissetmemize yol açıyor. Norepinefrin ise adrenalinin salgısını
tetikliyor. Tüm bu kimyasallar, hoşlandığımız kişiyi gördüğümüzde niçin
yüzümüzün kızarıp, kalbimizin hızlı attığını da açıklıyor.
Aşktaki bu tutkulu dönem atlatıldıktan sonra, iki cins birbirine şefkat
ve sevgi geliştirmeye başlıyor. İşte bu aşamada adı geçen kimyasal:
“oxytosin”. Bu hormon, erkekle kadını sakin ve birbirlerinin hislerine
daha duyarlı bir duruma getiriyor. Birine karşı bağlılık duyguları
geliştirme, sakinlik, düşük kaygı düzeyi ve rahatlıkla ilişkilendirilen
endorfinle bağdaştırılıyor. Ancak bu kez, fark edebileceğiniz üzere
etkisi daha önce bahsettiğimizden biraz daha farklı.
Beynin farklı alanlarının, sevgi duygusu ile ilişkilendirildiği
bulgulara göre, dopamin aktivitesinin yoğun olduğu beyin alanları,
sevdiğimiz birini gördüğümüzde aktive oluyor. Aynı şekilde, cinsel
uyarılmışlık, mutluluk hisleri ve kokain kullanımıyla tetiklenen
“öforik” yoğun mutluluk ile bağdaştırılan beyin bölgeleri de aşk
sırasında aynı anda uyarılıyor. Adı geçen diğer beyin bölgeleriyse
şöyle:
Septal Bölge: Haz hissi ile ilişkili
Frontal (Ön) Lop: Beynimizin evrim basamağındaki son halkası, üst düzey
bilişsel işlevler yürütüyor. Aşktaki güven, saygı, arkadaşlıkla
ilişkilendiriliyor.
Amigdala ve hipotalamus: Beyne giden tüm duyu sistemleriyle bağlantılı
olan amigdala, hipotalamus ile beraber duygu merkezi olarak
adlandırılıyor.

Şimdi, kimyasalları bir kenara bırakarak diğer etmenlere göz atalım
isterseniz. Uzmanlar, birine karşı çekim hissetmemizde yüzdeki
simetrinin önemine vurgu yapıyorlar. Çünkü yüzü simetrik olan kişiler,
karşı tarafça genetik olarak daha sağlıklı algılanıyor. Çalışmaların
ortaya çıkardığı bir diğer bulguysa “aynalama” olarak adı geçen ve
birbirine ilgisi olan çiftlerin, bir süre sonra aynı şekilde hareket
edip, konuşmaya başlamaları. Bu, kişide karşısındaki ile iyi iletişim
kurduğu hissi yaratıyor.
bilimsel sevgi?!.  tarafından  İnci AYHAN    2008 
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5


Read Free Summaries - Write and Get Paid

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin. Join us!

------