Türkiye’nin üçüncü büyük adası. Hiç
ilçesi yok. Yüzyıllardır Türklerle Rumların
hiç sorunsuz yaşadığı yer.
Kışkırtıcı politikalarla 15 hane civarında bir Rum nüfusun bulunduğu bu
adada Ege kültürünü doyasıya yaşamak mümkün. Taş ve ahşabın birlikteliğinde
inşaa edilmiş binalar. Balık keyfinin en üst düzeyde yaşayacağınız
mekanlar. Serin suları, altın kumlarıyla “haydi gel ve denize atla”
çağrışımını veren kumsallar… Balık ve rakı’nın birlikteliğinde bir
akşam için sahildeki balık restoranları… Birbirinden güzel dizayn
edilmiş oteller, pansiyonlar…Tamamen ekolojik koşullarda üretilen ev
yapımı şaraplar..Doğa ve tarihin birleştiği yer….
XV. yıl yüzyıl sonlarında Fatih Sultan Mehmet tarafından Boğaz ve
civarını kontrol etmek amacıyla yaptırıldığı sanılan Bozcaada kalesi
halen Turistlerin ziyaret merkezlerinden biri. Yurtiçi ve yurtdışından
binlerce turistin ziyaret ettiği bu kalenin burçları 1551 de Kanuni
Sultan Mehmet tarafından onarılmıştır.
Bozcaada tarihsel yapısı değişmeden yapılan onarılan binalarla, bağ
evlerinde eski Rum mimarisine uygun Bağ evleri inşaa edilmektedir. Ada
sakini Fikret Şanlı 25 yıldır bu mimariye sadık kalarak yeni Modern mimariyle ada mimarisini birleştirmiştir.
Ev yapımı şaraplar yoğun olarak üretilmekte ve yaz aylarında adayı ziyarete gelen turistlere ikram edilmektedir.
Onlarca restoran, pansiyon ve lüx oteller yaz kış hizmetlerini sürdürmektedir.