Yine imkansız bir aşk hikayesi… Bu kez onları engelleyen sadece zaman…
Ölüm döşeğinde çok yaşlı bir kadın, kızına şimdiye
kadar ondan sakladığı günlüğü okumasını ister… Günlük
Benjamin Button’ın tuttuğu bir günlüktür ve yaşlı kadın Benjamin Button’ın aşık olduğu kadındır, yani karısıdır. Kızları ise aslında babasının kim olduğunu ancak şimdi, günlüğü okuyunca anlayacaktır. Kadının kızı günlüğü okumaya başlar ; Benjamin Buton bir saatçinin, tersine çalışan bir saat yaptığı anda doğar, saatçi oğlunu savaşta yitirmiştir ve zaman tersine dönerse oğlunun da savaştan dönüp yeniden onlarla olmasını umut ederek saatin mekanizmasını tersine çalışmıştır. Bejamin doğduğunda çok yaşlıdır, sekiz yaşına geldiğinde kendi yaşında bir küçük kıza aşık olur ama tekerlekli sandalyede, gözleri, görmeyen, kulakları az duyan yaşlı bir adam görünümündedir… Bilir ki aradan yıllar geçip ikisi de aşık olacak, birlikte olacak yaşa geldikleri zaman, kız on yedisinde bir gençken kendisi ellilerinde bir yaşlı adam gibi görünecektir… Benjamin uzaklaşır yaşadığı yerden ama hiç unutmaz kızı… Aradan yıllar geçer gittikçe gençleşmektedir. Aşık olduğu kızla aynı duruma gelmiştir neredeyse, kız da yaşlanmıştır bu arada… İkisi de kırklarında göstermektedirler artır. Benjamin geri döner yaşadığı kente… Aşık olduğu kadınlar birbirlerine aşıktırlar hala ve birlikte yaşamaya başlarlar, bir bebekleri olur, ama Benjamin gençleşmeye devam etmektedir. Çocuğuna iyi bir baba olamayacak, o on sekizine geldiğinde kendi küçük bir çocuk olacaktır ve karısı bir de Benjamin’e bakmak zorunda kalacaktır küçük bir çocuğa dönüşeceği için. Bu yüzden kaçar karısından, kızına iyi bir baba bulmasını söyler ona… ve aradan yıllar geçtikten sonra tekrar döner yaşadığı kente, genç bir delikanlı olarak, karısı başka bir adamlar evlenmiş, kızı büyümüştür, tekrar girmez hayatlarına… Benjamin doğduğunda babası onun o yaşlı haline dayanamamış ve bir güçsüzler evine bırakmıştır onu. Benjamin’e orada çocuğu olmayan bir kadın annelik etmiştir yıllarca.. Benjamin tekrar kendisine annelik yapan kadının evine sığınır.. Güçsüzler evine ilk geldiğinde orada olan insanların hepsi ölmüştür çoktan… Ölenlerden biri, ölmeden önce, Benjamin beş altı yaşlarındayken ona ölümü şöyle açıklar; biz sevdiklerimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlayalım diye ölür etrafımızdakiler, ölümün anlamı budur, onlar ölmese biz onları ne kadar sevdiğimiz anlayamazdık… Benjamin kendisine bakan kadının evinde yaşamaya başlar ama karısı onu hiç yalnız bırakmaz, her gün ziyaretine gelir… Karısının gözlerinin önünde minicik bir bebek olur Benjamin ve birkaç günlük bir bebek haline gelip konuşmayı, yürümeyi, öğrendiği her şeyi unuttuğu anda, annesinin kucağında ölür… Benjamin’in kızı günlüğü okumayı bitirdiğinde annesi de ölür… Artık zaman yoktur Benjamin ve aşık olduğu kadın için…