SİLAHLAR
Crowbar : Bildiğiniz levye. Kutu parçalamak ve zombi paralamak dışında pek etkili değil.
Pistol : Klasik
oyun ilk tabancası. Ama diğer oyunlarınkine göre çok daha etkili. Çünkü isabet oranı ve damage oranı hiç de kötü değil.
Magnum : Damage oranı gerçekten yüksek ve düşmanlarınızı kafadan mıhlayıp yere çalmak için ideal. Amma velakin kurşun bulma şansınız çok az olduğundan sadece çok ender ve zevk için kullanmaktan öteye geçemiyorsunuz.
Shotgun : Vazgeçilmez yakın mesafe FPS silahımız shotgun. Oyunun ilk başlarında elimize geçmese de sonradan pek elimizden düşürmüyoruz. Özellikle normalden fazla zırha ve dayanıklılığa sahip düşmanlarınız için saklayın.
Submachine Gun : Bildiğiniz Half-Life makinelisi. Alternatif olarak bomba da atabiliyor. Gerçi bu bombalara çok sık rastlamıyorsunuz. Açıkçası çok kullanacağınız bir silah gibi gözükse de , ben pek tercih etmedim. Çünkü kurşunları çok dağıtıyor. Pistol ile 3 kere adamın kafasına kurşun sıkacağım süreden daha uzun sürede karşıdakini öldürebiliyorum. Bu yüzden benim favorilerim arasında değil.
Crossbow : Bir snipercının rüyası gibi birşey. Klasik oku karşıdakinin alnına yapıştırmak. AvP’de bunun zevkini çok yaşamıştım predator ile. Bu oyunda da crossbow ile yaşamaya devam ettim. Çok uzak mesafelerde biraz yukarı nişanlamanız gerekiyor.
Grenade Launcher : Half Life’ın akıllı bazukasının daha da akıllı hali. Artık hedefe otomatik yönelmeyi kapayamıyorsunuz ki buna gerek de yok. Artık eskisinden daha ustaca hedefe ulaşabiliyorlar. Tabi mermileri biraz kıt. O da olsun o kadar çünkü aşırı güçlü bir silah.
Pheropod : Antilionları kontrol etmenizi sağlayan ufak kürecik. Bu sizde olduğu müddetçe antilionlar sizin emriniz altında olacaktır. Küreyi attığınız yere saldıracak , alternatif ateş tuşuna basarsanız da yanına geleceklerdir. Kullanılabildiği müddetçe gayet gerekli bir silah.
Gravity Gun : İşte oyunu alma sebeplerinizden biri. Etrafınızdaki kımıldayabilecek herşeyi bununla kaldırıp diğerlerinin üstüne fırlatabilirsiniz. Yaratıcılığınız ile karşınızdakini öldürmenin 1500 değişik yolunu keşfedebilirsiniz. Cephaneye ihtiyaç duymaması da cabası.
Pulse Rifle : Combine ve Combine Elite askerlerinin üzerinde kullanmak için ideal olan bu silahımızın maalesef isabet oranı gayet düşük. Alternatif olarak değdiği herşeyi yakan bir top atan bu silahın mermileri hızla tükense de Combine askerleri üzerinde bolca cephane bulabiliyoruz.
Frag Grenade : Bildiğiniz klasik el bombası. Üzerinize fütursuzca gelen asker güruhlarını bununla pişman edebilirsiniz.
Oyunumuzu kısaca tanıttığımıza göre sıra oyunun değerlendirmesine geldi.
oyun Doom 3’ten sonra geldiğine göre oyunun birçok yanını Doom 3 ile karşılaştırma gereği duymak kaçınılmaz. Grafiksel oyunun Doom 3’e göre artıları da var eksileri de. Bir kere oyun Doom 3’e göre daha mütevazi bir
bilgisayar sistemi istediğine göre motor sistem gereksinimleri ve sağlanan hız bakımından gayet başarılı. Su efektleri ve fizik modellemesi de daha önce bahsettiğim gibi mükemmele yakın. Doom 3’te eksikliği hissedilen müzik eksikliği burda da kendini gösteriyor. Oyun içerisinde pek de müzik yok. Diğer ses efektleri iyi olsa da Doom 3 bu konuda bence daha iyi. Oynanabilirlik olayına gelirsek. Half-Life 2 çıkmadan önce birçok kişi forumlarda olsun haber sitelerinde olsun , oyunun hikayesinin Doom 3’e 5 basacağını ve mükemmel ötesi olacağını haykırmıştı. Oyun geldi ve ne görüyoruz. Etrafta makineler olmasa da , onlara benzer Matrix vari bir hava var. Ayrıca oyunun senaryosunu nedense oyunu oynarak değil de sağda solda nette Valve tarafından yazılmış notlardan öğreniyoruz. Bunu öğrenince bile hikaye ortalama bir Hollywood uzaylı dünya işgali hikayesinden daha iyi değil. Kısaca hikaye bakımında HL2 sınıfta kalıyor. Ayrıca Doom 3’te insanlarla etkileşim içinde olmamamız için bir sebebimiz varken (etrafta canlı adam mı var ?)
burda onlarca kişi varken sadece onlar bizimle etkileşiyor. Gordon efendi birşeyler dese bile bunu bizim duyduğumuz yok. Gordon’un tepkisiz bir insan olduğunu da söylemek gerekiyor. Asiler ne dese sorgusuz sualsiz yapıyor. “Kardeşim bana ne oldu ? Yıllardır uykudaydım da yeni mi kalktım. Hepiniz beni niye bekliyordunuz ? Neye karşı savaşıyoruz bir anlatın hele ?” demiyor. Asiler sağa sola git diyor o da gidiyor. Oyunda bir asi olsam deneyeceğim birçok şey olabilirdi. ( Gordon şu sırtıma bir masaj yap be , Lam Gordon şurdan bir yarım ekmek döner kap gel karnım acıktı yaw.... gibi.)
Bunların yanında oyunun atmosferi güzel. Sebebini bilmeseniz de size kendini oynattırıyor. Ama tabi bunun olmadığı anlar da var. Bitmek bilmeyen buggy ve motosiklet bozması bir aleti kullanıdğınız zaman gibi. Tamam bir oyuna araç kullanma koyulabilir de bunun tabiri caizse ..ku çıkarılmaz. Bitse de gitsek moduna giriyorsunuz bu bölümlerde. İşin en can alıcı , acı ve hiçbir oyun sitesinin %98’leri , editörün seçimleri ödüllerini bol keseden dağıtırken değinmediği gerçeğine gelelim. Oyunumuz buglı. Hem de öyle şöyle oyunun belli bir yerinde görünüp de birkaç patchle düzelen bir bug da değil bu. Oyun iki adet dev gibi bugla piyasaya sürüldü. Birisi memory bugı. Birisi ise audio stuttering bugı. Bu iki bug yüzünden 30000’in üstünde insan parasını verip aldığı ve uğruna sistem düzdüğü bu oyunu ağız tadıyla oynayamıyor. Benim bile sistemimle texture quality’i high’a getirince ortaya çıkan bu audio stuttering bugı yüzünden texture quality’i medium’da tutmam gerekiyor. Kısaca Valve büyük bir terbiyesizlik yapark böyle bir oyunu buglı piyasaya sürmüş. Bugün itibarı ile de steam üzerinden 3-4 büyük patch çıkarmasına rağmen bugı önleyememiştir. Şahsen ben bu sayede ID’nin büyüklüğünü kabul ediyorum. Adamlar bugsız oyun çıkarmayı gayet iyi beceriyor en azından. Ben sırf bu yüzden oyunu geri iade eden bir sürü insan okudum steam forumlarında. Steam ne diye soracak olursanız oyunun çalışması için sisteminizde online olması gereken bir sistem.
Kısacası buglarından arındırıldığı müddetçe Half-Life 2 her oyun severin mutlaka oynaması ve tadına varması gereken bir olgu. Ayrıca oyunun multiplayer modu olan Counter Strike Source için de oyun alınmaya değer. Her ne kadar oynanış tarzını artık sevmesem de multiplayer aleminin en çok oynanan multi oyunlarından biri olduğu çok açık.