Bu seferki nostalji yazımızı yıllar öncesinin mükemmel klasikleri olan ve yakın zamanda da yine güzel bir
oyun olan 3d versiyonu
çıkan Prince of Persia serilerine ayırıyoruz.
O zamanları çok iyi hatırlıyorum.Benim o zamanlar bir XT’im vardı.Yani 286’dan bile düşük
8086 ilk pc denemesi.720k’lık DD bir disket sürücüsü,640 kb base memory 20 mb hd.Eskiden her yerde
oyun satılmazdı.Satılan yerleri de ben pek bilmezdim açıkçası.O yüzden bilgisayarı aldığım yerdeki adamın gelip oyun yüklemesini beklerdim.İlk iki oyunumdan biriydi bu da.Ama açıkçası ben bunu beceremezdim.Gidip Golden Axe oynardım.Bunu ablam oynardı.Ne acı ehe.Ama sonraları ablam aynadan çıkan aksinizle karşılaştığınız yerde takıldı.Sonra ben oyuna ısındım ve zorla şansa da olsa bitirdim.(Evet itiraf ediyorum ikimizde karşılıklı kılıçlarla dururken elim yanlışlıkla aşağı tuşuna basınca o da kılıcını yerine sokmuştu.Nadir mutlu olduğum anlardan biriydi.) Daha sonra da ikincisi.O da kendine göre güzellikler içeriyordu.Şimdi iki oyunu da ayrı ayrı bende bıraktığı güzelliklerle beraber anlatayım.
Prince of Persia 1’in konusu şöyle.Eski Cezayir’de Sultan uzun bir sefere çıkmıştır.Bu sırada kızı da saray dışından yakışıklı ama fakir bir gençle ilgilidir.Sultanın ülkede olmamasını fırsat bilen Keçi sakallı amcam vezir Jaffar da bunu fırsat bilip genci (yani bizi) sarayın karanlık zindanlarının en dibine atar.Prenses’e de kendiyle evlenmeyi mi yoksa bizim ölmemizi mi tercih ettiğini sorar ve düşünmek için 1 saat süre verir.İşte biz bu saatte zindandan kaçıp prensese ulaşmalıyız.Konu pek iç açıcı değil ama oynanış gerçekten mükemmel.O güne kadar kullanılan en mükemmel animasyonlar bu oyundaydı.Prensin zıplamaları,düşmesi,adım atması,kazıklara geçmesi,hatta testere içine düşmesi.Hepsi tamamen gerçek gibiydi.Bunun nedeni oyunun yapımcısı Jordan Mechner’in oyunu yaparken kardeşini kameraya çekip hoplamaları zıplamaları bir nevi motion capture tekniği ile bilgisayara aktarması.Olayın özü bu.Oyun boyunca çeşitli kapıları açıp engellerden zıplayıp hoplayıp kurtularak prensese ulaşmak.Şimdi böyle söyleyince basit geliyor ama hiç de sanıldığı gibi değil.En ufak milimlik bir tuşa basma hatası size 5-10 dakikaya mal olabilir ki bu da oyunu kaybettiğiniz manasına gelebilir.Oyun içinden fazla ipucu vermiyorum çünkü bugüne kadar oynamadıysanız keşfedeciğiniz çok şey vardır.Yine de en azından bir kere kendinizi testere içine sokun diyorum.Ehe o iğrenç görüntü gerçekten mide kaldırıcı çünkü.
Bu oyundan sonra açıkçası ben ikinci bir oyun beklemiyordum.Çünkü .... neyse bunu ilk oyunu bitirip oynayın.Derken birgün oyun satan bir dükkanın önünde bir bilgisayardan inanılmaz sesler yükseliyordu.Bir bakayım dedim.İnanılmazdı bir kere hikayeyi konuşarak anlatan biri vardı ve insanlar ölünce çığlık atıyorlardı ve ses efektleri muhteşemdi.Bu ne dedim.Daha sonra o yazıyı gördüm Prince of Persia 2: The Shadow and The Flame.Oyunun konusu bu defa gerçekten çok sağlam.İlk oyun sonunda mahzenden kaçmışızdır ve sultanın da izniyle prensesle evlenmişizdir.Ahhh orada yazan cümle hala aklımda. “They lived happily ever after... well,for eleven days.” Yani sadece 11 gün boyunca mutlu olabiliyoruz. 12 günde Jaffar’ın bize yaptığı bir büyü sayesinde prensesin gözüne pis bir dilenci gibi gözüküyoruz tabi Jaffar da bizim şeklimize girmiş bir durumda prensesin yanında.Olay burdan bütün saray nöbetçilerinin bizi kovalamasıyla başlıyor.Daha sonra nerelere gitmiyoruz ki.En sonunda mavi alevi ele geçirip prensese kavuşuyoruz.Bu arada bir sürü olay başımızdan geçiyor.Kuş adamların tapınağına gidiyoruz.Bronzdan bir atı canlandırıp onun üstünde yolculuk yapıyoruz.Ölmüş olan annemizin ruhunun çağrısına uyuyoruz.Hele o mavi alevi alma sahnesi yok mu.Kafamı nasıl da yormuştu.Oyunda yürürken duvarda sürekli “He who takes the flame must die” yazıyordu.Meğer işin sihri buymuş.Flame’in olduğu ekranda ölünce içinden ruhunuz çıkıp alevi alıp dönüyor.Dediğim gibi oyunun sesleri iyi.Düşmanlar çok daha çeşitli patlayan kurukafalar bir anda iki taraftan gelen muhafızlar gibi.Yine oyunun sonuna kadar heyecan devam ediyor.Açıkçası oyunu bitirdikten sonra 3.bir oyunu çok uzun süre bekledik ama gelmedi.Neyseki sonuçta öyle veya böyle bir devam oyunu oldu da hasret giderdik.Uzun lafın kısası.Eğer ilerde gerçekten ben bu Pc işinin başından sonuna kadar varım ve iyi bir gamerım demek istiyorsanız bu oyun oynamanız gerekenlerin başında geliyor.Hepinize mutluluklar arkadaşlar.