Evet arkadaslar bugün size
merakediyom.blogspot.com adlı blogdan bahsedicem. Bu blogda sanırım yok yok. Her konudan
en az bir yazı, haber bulabilirsiniz. Yok siz ingilizce calısmak istiyordunuz ingilizce kaynak, yok siz aslında bir haber arıyordunuz hopp
merakediyom.blogspot.com sizin için bir haber kaynagı olabiliyor. Hiç beklemediginiz anda beklemediginiz konuda karsınıza cıkabiliyor. Sanırım su an hala gelişim asamasın da ve bu hızla ilerlerse de kısa süre de baya büyük bi "Ne Ararsan" kaynagı olacaga benziyor ve en kısa zamanda da gelişmesini 4 gözle bekliyoruz. Mesala arkadaslar siteden bir yazı örnegi merak etmeyin cok uzun degil ama hiç beklemeyeceginiz dokunaklı bir yazı;
ASKA VE TERKE DAIR
Bazen öyle bir iliskiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük baglanmissinizdir aslinda...
En güzel yillarinizin, aci tatli hatiralarinizin ortagidir; iç çekismelerinizin müsebbibi, yazilarinizin ilhami, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaslarinizda, bilinçaltinizda, kahkahanizdadir. Korkunca saklandiginiz bir siginak, cosunca öptügünüz bir bayrak...
Sevdaniz riyasiz, çikarsiz, karsiliksizdir. Sinirsiz ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.
Lakin gün gelir anlarsiniz; içten içe bir seylerin kanadigini...
Tutkulu sevdalarin gizli hançerleri baslar parildamaya... Surasindan, burasindan elestirmeye koyulursunuz:
"Söyle görünse, öyle demese, degisse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Baskalarini örnek göstermeye, "Bak onlar nasil yasiyor" demeye baslarsiniz.
Böyle süremeyecegini bilirsiniz. Degissin istersiniz.
O, sevgisizliginize yorar bunu... Ihanete sayar. Tutkulu iliskilerde ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terket" diye gürler...
Bir zamanlar bir gülücügüyle alacakaranligi isitan o rüya, bir kabusa dönüsür birden... Kapatir gönlünün kapilarini, yasaklar kendini size... Hoyrattir, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konusturmaz, suçlar, yargilar mahkum eder.
Mühürler dudaklarinizi, yirtar atar yazdiklarinizi, siler sizi defterden...
"Iyiligin içindi hepsi, seni sevdigim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrilirsaniz yasamayacaginizi bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
Ihanetten kirilmsitir kaleminiz; severek, terk edersiniz...
* * *
"Madem öyle..."nin çagi baslar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep baskalarini seçmistir, madem ki kiymetinizi bilmemistir, o halde "günah sizden gitmistir".
Lanet ederek bu karsiliksiz aska, çekip gitmeleri denersiniz.
Askin göçmenlik çagi baslar böylece...
Daha özgür olacaginiz limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzaga izlersiniz olup biteni... Etrafi bir sürü ugursuzla dolmus, kurda kusa yem olmustur. Deli kanlilar, eli kanlilar, ugruna ölenler, sirtina binenler sarmistir çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...
Ugruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsiniz bir süre...
Ama sonra... ansizin kulagimiza çalinan bir sarki ya da kapi araligindan süzülüp gelen bir koku, hatirlatir onu yeniden...
Yaban ellerde, baska kollarda ondan bahseder aglarsiniz. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, sarkisini dinlemeyi, yemegini yemeyi, elinden bir kadeh raki içmeyi...
Karsi nehrin kenarindan hasret siirleri haykirirsiniz, sular kulagina fisildasin diye...
Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bagirmak geçer içinizden...
Dönemezsiniz.
Göremedikçe baglanir, uzaklastikça yakinlasirsiniz.
Anlarsiniz ki bir çaresiz asktir bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarinda ölmek, kucagina gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuskusu...
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz.
Can Dündar :) Sanırım bu biraz uzunmus ama neyse artık yani size bu yazının linkini vereyim isterseniz bi de orada bakın isteseniz.http://merakediyom.blogspot.com/2009/03/aska-ve-terke-dair.html Yani isterseniz bu linkden de ulasabilirsiniz.
Bakın bir örnek daha vermek istiyorum. Mesala adını duydunuz mu bilmiyorum ama Yazar Irvin D. Yalom nun ünlü aynı adlı romanından sinemaya aktarılan When
Nietzsche Wept ( Nietzsche Agladıgında ) nın da cok güzel bir tanıtımı var sitede sizleri onla basbasa bırakıyorum.
NIETZSCHE AĞLADIĞINDA
Yazar Irvin D. Yalom
KAHRAMANLARI
NİETZSCHE: Henüz iki kitabı yayımlanmış,kimsenin tanımadığı bir filozof.Yalnızlığı seçmiş.Acılarıyla barışmış.İhanete uğramış.Tek sahip olduğu şey,valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar.Evli değil.Tanrıyı öldürmüş.'Ümit kötülüklerin en kötüsüdür,çünkü işkenceyi uzatır' diyerek bir ümitsizlik çukurunda olduğunu belirtiyor.
BREUER: Efsanevi bir teşhis dehası.Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor.Psikanalizin ilk kurucularından.Kırkında,bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış.Güzel bir karısı ve beş çocuğu var.Zengin.Saygın.
FREUD:Breuer'in arkadaşı.Henüz genç.Geleceği parlak.Şimdi yoksul.
SALOME:Erkeklerin başını döndüren kadın.Çekici.Özgür.Evliliğe inanmıyor.Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor.Sanatçı ve düşünürleri tercih ediyor.
KİTABIN ÖZETİ:
Bir gün erkeklerin başını döndüren kadın,Salome,Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir.Ümitsizlik içinde olan Nietzsche'ye yardım etmesini ister.Doktor da kadının çekiciliğine kapılıp bu isteği kabul eder.Çünkü doktor da o sırada yasak bir ilişkiden yeni çıkmıştır.Hastasına tedavi sırasında aşık olmuş ve kendini ona iyice bağlamıştır.O da bunun farkındadır fakat hislerinin önüne geçemez.Bu ilişki hastasının ondan hamile olduğu yalanını uydurmasıyla son bulur.Ruhsal sorunu olduğunu da kabul etmez.Bunun yüzünden de Dr. FakatNietzsche bunu kabul etmez ve doktordan tedaviyi bitirmesini ister.Hem arkadaşı hem de öğrencisi olan Freud'la hep onun hakkında konuşur, uyguladığı tedaviyi arkadaşına anlatıp onun da fikrini alır.bu konuşma gününün gecesinde Nietzsche odanın bir köşesinde duran ufak bir yatakta koma halinde uyuyordur.Morarmış bir yüz,çökmüş gözler,her yanı buz kesilmiş solgun bir vücut.Nietzsche itiraf sürecine girmekte çabuk davransın.Fakat Nietzsche direnmekte kararlıdır.Dr.Breuer'de onun direncini kırmayarak ona yardım etme çabalarını biraz yavaşlatmaya başlar.Bu arada tedaviler sırasında gittikçe iyi arkadaş olurlar ve birbirlerine isimleriyle hitap etmeye başlarlar.
İsterseniz size linki de vereyim.http://merakediyom.blogspot.com/2009/03/nietzsche-agladiginda.html Evet isterseniz bir de buradan okuyabilirsiniz.
Uzun lafın kısası bence bu blog takip edilmesi arada kurcalanması gereken bir blog siddetle tavsiye ederim.