"Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor
savaşını vermek demektir.Bu savaş bir başladımı,artık hiç bitmez"Sözleriyle başlayan yazar,kitabın adı olan savaşçı sözüyle,bu anlamda bir savaşçıyı kastediyor.Karakterlerden yazarın kendisi,algılama,öğrenme,psikoloji ve iletişim konularında uzman bir öğretim görevlisi,Arif Bey ise,mutsuz,karasız ve karamsar bir sınıf öğretmenidir.
Kitap,Arif Bey'in soruları ve yazarın cevaplarıyla,soru-cevap şeklinde devam ediyor.İlk bölümün konusu "arayış".Anlamını yitiren bir yaşamın temel sorununun bireyin varoluşunda sadece kendisi için önemli gördüğü kişiler tarafından kabul edilmeyi,sevgi görmeyi ve özlenmeyi istemesi şeklinde yaşaması,kendine ait bir yaşamının olmaması anlatılıyor.
İkinci bölümde artık arayıştan farkına varma ve uyanışa geçme zamanının geldiği vurgulanıyor.Birey ancak uyandıktan sonra,daha önce uyuduğunu anlayabiliyor.Carl Sung'un"Kendi kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır;kendi yüreğine bakabilme cesaretini gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir.Dışarıya bakan rüya görür,hayal dünyasında kaybolur;içeriye bakan uyanır,kendini keşfeder."sözüyle uyuyan kişinin uyuduğunu bilmezse gördüğünün rüya olduğunu anlayamayacağını ve farkına varmanın uyanış için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.
Üçüncü bölümde savaşçının anlamından bahsediliyor.Başkası için değil,kendi yaşamı için savaşçı olduğu vurgulanıyor.Anlamlı ve coşkulu bir yarını yaşatmak için"Kişisel bütünlük içinde bildiğimizi bilerek,bilmediğimizin farkında olarak,aradaki farkın bilincinde gerçeğe saygılı olmak"gerektiği belirtiliyor.
Dördüncü bölümde,bütün yanlışların,tüm kötülüklerin kaynağınıngerçeğe saygısızlık olduğu,Mevlana'nın "Ya göründüğün gibi ol,Ya olduğun gibi görün"sözleriyle vurgulanıyor.ilişkilerde tutarlılık ve vicdan konusu işleniyor.
Beşinci bölümde yarını yaratmak içingüçlü olmak gerektiğini söylüyor.Bu gücün nereden alınacağı sorusuna "Kim olduğunu bil" diyor."Nasıl konuşacağını bil,kiminle neyi nerede konuşacağını bil" en önemlisi " Niçin konuşacaksın?bil!"diyor.
Altıncı bölümde hayattaki sorumluluklar ve savaşçının sorumluluğundan bahsediliyor.Yaşam kimin sorumluluğu şeklindeki soruya yazar"Kimine göre ana-babanın,kimine göre eşin,patronun,komşunun,devletin...en önemlisi kimine göre böyle bir sorumluluk yoktur" diyor.
Yedinci bölümde "yaşam tembelliği" savaşçının ölüm bilinci içinde yorumlanıyor.
Sekizinci bölümde sıradan,kaybolmuş,güçsüz bir insanın bile savaşçı olabileceği,
Dokuzuncu bölümde bitmemiş işler,bitmeden gücümüzü kazanamayacağımız,şu anın tembelliğinden kurtulmamız gerektiği anlatılıyor.
Kitabın sonunda ise,tüm konuşulanlar,bu konuşmalardan sonra Arif Bey'in olaylara bakışındaki hissettiği değişiklikler ve kitabın sade bir özeti tekrar okuyucuya sunuluyor.