Arama
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Create a Shvoong account from scratch

Already a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

OR

Not a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

Shvoong Ana Sayfa>İnsan Bilimleri>Dilbilim >Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Fatih-Harbiye

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Fatih-Harbiye

tarafından: Realisticways     Yazar : Ahmet Hamdi Tanpınar -Peyami Safa
ª
 
Batı kültürünün bir edebiyat ürünü olan roman için genellikle Batı’da oluşan sınıf kavgalarının ve özellikle burjuva sınıfının kaynaklık ettiği söylenir. Olaylara bakarken onları meydana getiren insan veya toplumun psikolojik ve sosyolojik boyutlarını kavrayan, tarihten, mitolojiden, destanlardan, felsefe ve hikâyeden faydalanan bu edebiyat türü, Türkiye’ye de bunalımlı bir devirde girdi. Başlangıcından itibaren Doğu-Batı meselesiyle yakından ilgilenen Türk romanı, çeşitli değişikliklerle, Cumhuriyet sonrasında bu karşıtlığı, genel olarak Batı lehine yorumlama eğilimi göstermiştir. Ancak Ahmet Hamdi Tanpınar ve Peyami Safa gibi yazarlarda Doğu ( kısmen olsada) lehine yorumlamışlardır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki ayrı uygarlığın arasındaki boçalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır(Moran, 1994). Fatih-Harbiye romanında, Peyami Safa bu dönemden kısa bir kesit sunmuştur. Safa, iki ayrı kültürün, iki ayrı hayat tarzının çatışmasını bir genç kız üzerinden anlatıyor. İki romanda da göze çarpan iki uygarlık (Batı-Doğu) arasında bocalayan toplumumuzun arada kalan bireyler üzerinden anlatmasıdır. Yazarların ikiside Doğu toplumunun da yanlışlıklarını eleştiriyorlar. Fakat ne kadar yanlış olursa olsun, Doğu toplumunun değerlerinin tamamen bağlarımızın koparılmasına karşılar. Ayrıca Batı toplumunun değerlerinin birdenbire kabul edilmesine karşılar. Tanpınar ve Safa da modernleşmeye ve Batı ile etkileşime karşı değiller.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlam Enstitüsü’nü dört bölüme ayırmış bunlar:”Büyük Ümitler”, “Küçük Hakikatler”, “Sabaha Doğru” ve ”Her Mevsimin Bir Sonu Vardır”.Berna Moran :“Yorumum doğruysa birinci bölüm Tanzimat öncesini ele almaktadır. İki bölüm Tanzimat dönemini, üç ve dördüncü bölümler de Cumhuriyet döneminin başlarını ve devamını.” (2001) dediği gibi Türk toplumunun batılaşmasını adım adım Hayri İrdal’ın anıları şeklinde yer vermiştir. Tanpınar direk eleştirmek yerine hiciv etmiştir. İrdal romanın büyük kısımında, saf, iyi kalpli ve gelenekçi olarak karşımıza çıkıyor. Fatih-Harbiye romanında ise, yazar Fatih semtini Doğu ile özdeşleştirirken, Harbiye semtini Batı ile özdeşleştiriyor. Tramway hattı iki semti birbirine bağlar ve bu hattı kullananan Neriman, Doğu ve Batı arasında gidip gelmektedir.
Daha önce belirtiğim gibi Tanpınar batılaşamanın hem öncesini, sonrasını ve her basamağını anlatırken sadece Batı yönelenleri eleştirmez, Türk insanın sahip olduğu bazı yanlış değerleride eleştirir. Örneğin, Abdusselam Bey tükenmekte olan servetini elde etmek için simya ile uğraşması ve Hayri İrdal’ın annesine ‘Mübarek’ adını taktıkları saat tekin değildir ya bir evliyadır ya da iyi saatte olsunlar çarpmıştır onu. Bu örneklerde gördümüz gibi Doğu’nun normal kazanç sağlamaya engel ve insanları anormal korkulara iten birçok batıl inançı vardır. Aynı şekilde Fatih-Harbiye’de böyle eleştirilere rastlıyoruz. Şinasi’nin uyuşukluğu, hiçbir karar alamaması, odasının dağınıklığını bile düzeltmekten korktuğunu görüyoruz. Defalarca şu sözü “Mademki ben Neriman’ın değiştiğini çoktandır farkediyorum”(s.10, s.11)söylemesine rağmen birşey yapmaması. Yazarın bu sözü tekrar ettirmesinde bence ayrı bir anlam vardır. Bu ülkede herkesin ‘Ne olacak bu memleketin hali...’ tekrar etmesine ramen hiçbir şey yapmamasına benziyor. Diğer bir yönden şöyle düşünülebilir, yazar Türk toplumunun Batı’daki teknolojik gelişmelerin farkında olmasına rağmen hiçbir şey yapmaması.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde,Tanpınar’ın Tanzimat ve Cumhuriyet ile gelen Türk kültür ve değerlerinden kopuk batılaşmaya karşı olduğunu anlıyoruz. Mesela, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ne iş göreçeği belli olmadan kurulmuş,yeni yeni kadrolarla şubeler açıp gittikçe genişleyen öylesine saçma bir kurumdur ki, Tanpınar bu enstitüyü ele alarak birçok konuyla alay etme olanağı bulur. Halit Ayarcı’nın söylediği gibi ‘Yeninin bulunduğu yerde başka meziyete luzüm yoktur’(s.220) mantığıyla yapılan bir çok şeyin yanlış olduğu anlaşılıyor bu kurum sayesinde. Fatih-Harbiye romanında böyle batılaşmayı kötü gösterecek bir yapı yokken. Yazar, çok uzun süreli tutkulu bir aşkın batının ve doğunun yanlış anlaşılması ile biteceğidir. Neriman’ı babası, Şinasi ve Fatih semti çok sıkmaktadır. Şinasi ile karı koca hayatı yaşamalarına ve birbirlerini sevmelerine rağmen o Macit ile berebar olup Beyoğlu’nun eğlenceli yaşamını istemektedir. Yazar bazen ne anlatmak istediğini direk söylemiş aslında. Örneğin,”Kadınlar, medeniyeti gözleriyle anlamaya mahkumdur.” Diyerek kadınların dış görünüşe ne kadar önem verdiğini vurgulamaktadır. Neriman , Şinasi ile Macit karşılaştırırken hangisini daha çok sevdiğini karar vermemesine rağmen, ilk başta Macit daha bakımlı olduğu için onu seçer. Halbuki Macit bencil,sorumsuz ve sadece eğlenmeyi düşünen biridir. Ancak Neriman bunu romanın sonunda farkeder.
İki yazarın özellikle öz kültür değerlerimizden feragat etmemiz gerektiği üzerinde duruyor. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde, Hayri İrdal bir dönem tiyatroya merak sarar ve yazar ordaki yozlaşmayı adım adım anlatır. Eğlence kültürümüzün bozulmasını Hayri İrdal’ın çirkin ve sesi güzel olmayan baldızında görüyoruz. Halit Ayarcı onun için şöyle diyor:”Çirkin diyorsunuz; bugünün telakkilerine göre sempatik demektir. Sesi kötü diyorsunuz; şu halde dokunaklı ve bazı havalara elverişli demektir. Kabiliyetsiz diyorsunuz öyleyse muhakkak orjinaldir. Yarın itibaren baldızınız sahnededir.” Safa’nın romanındaki Neriman önceleri alaturka muzik ile uğraşırken, daha sonra alafranga muzikle uğraşmak istemektedir. Yazarın asıl amacının alaturka ve alafranga muzik arasındaki farklılıkları işaret etmek oladığını,”(...) ut ve keman şekillerinin sembolize ettikleri iki ayrı kültür vardır.(...) bu mesele Şark ve Garp kültülerinin mücadelesinden başka bir şey değildir” sözleri ile dile getiriyor. Peyami Safa göre kültür konusunda değişimler etkileşimin sonuçu olamlıdır.
Sonuçta, iki yazar kendi Doğu-Batı görüşlerini yansıtmışlar iki romancının da ortak yanı yeniliklerin bir ihtiyaç ve etkilişim sonuçunda olması gerektiğidir. Yapay modernleşmeye karşıdırlar. Yenilik yapılırken Türk toplumunun öz değerlerinden taviz verilmemesi konusunda hem fikirler.

Yayın tarihi: 18 Temmuz, 2010   
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5
Tercüme Et Gönder Link Yazdır

New on Shvoong!

Top Websites Reviews

X

.