.

heroes

Yazar : cbnc-e dergi
Summary by : warpopeye
Ziyaretçi sayısı : 44  kelimeler: 900   Yayın tarihi: Ocak 19, 2008
“Heroes” geçen sene başlayan ilk sezonuyla büyük ilgi görürken hem yeni
yıldızlar yarattı, hem de rol arkadaşlarına kıyasla daha ünlü olan
oyuncuların isimlerini gündeme taşıdı. Hatta dizinin oyuncu kadrosu
Time dergisinin 2006 “Yılın İnsanı” sayısında “Önemli Kişiler” başlığı
altında anıldı.
Dizinin başarısında büyük pay sahibi olmuş karakterler ve onları
canlandıran oyuncular hakkında geçtiğimiz sezon boyunca epey bilgi
sahibi olma fırsatı bulduk... Ama gelin onları bir de dizinin
yaratıcısı ve yapımcısı Tim Kring’in ağzından dinleyelim. Yine “Heroes”
yapımcısı olan, çizgi roman yazarı Jeph Loeb karakter adı veriyor, Tim
Kring cevaplıyor: HIRO: Masi (Oka), enerjik manga hayranını
oynamak üzere seçilmişti. Beni hâlâ şaşırtan şey, “Geleceğin
Hiro’su”nu, yani o sert tavırlı göz korkutucu savaşçıyı oynaması
gerektiğinde tamamen başka bir karakterin içine girebilmiş olması.
Böyle bir dizide bir yapımcı olarak “keşke olsa” diye dua ettiğiniz
türden bir sürpriz bu.
CLAIRE:
Hayden’ın (Panettiere) henüz 16 yaşındayken, 17 yaşına yeni girerken,
insan deneyimine dair bu kadar farklı duyguları oynayabileceğini kim
bilebilirdi ki? Birlikte çalıştığım en iyi oyunculardan biri.
KEMİK ÇERÇEVELİ GÖZLÜKLÜ ADAM:
Jack Coleman, az önce Hayden’la ilgili söylediğim şeyin öbür yarısı
sayılır. Pilot bölümde yarım düzine replikle işe başladı ve sonunda
kendine özel bir bölüme (“Company Man” – 1. sezon, 17. bölüm)
sahip olacak bir karakter inşa etti. Jack’in hem sevgi dolu bir baba,
hem de leziz bir kötü adam oynama, üstelik her ikisinde de sahici
görünme konusundaki müthiş yeteneği olmasa bu gerçekleşemezdi.
NATHAN PETRELLI:
Adrian (Pasdar) çok güçlü bir oyuncu. Rolü aldıktan sonra bana geldi ve
“Karakterimle her ne yapacaksanız, size sadece şunu söylemek istiyorum:
En iyi olduğum roller, bir sırrımın olduğu rollerdir” dedi. Çok da
haklı çıktı. Alt metni öyle iyi oynuyor ki… Bir sahnede iki yüzlü,
başka bir sahnede samimi olabiliyor. Seyirciyi böyle diken üstünde
tutmak kolay iş değil.
PETER PETRELLI:
Ne diyebilirim ki? Milo’nun (Ventimiglia) sadece bir sezon zarfında
güzel çocuktan gerçek bir başrol oyuncusuna dönüşümünü izlemek benim
için büyük bir keyif oldu. Bu durum, onu gelecekte, beş yıl sonrasında
bambaşka biri olarak bulduğumuz 20’nci bölüm gibi gelişmeler yazmamızı
mümkün kıldı. O kısımlarda günlük çekim sonuçlarını izlerken pilot
bölümden tanıdığımız hayalperest Peter’ın özünü alıp onu nasıl çok
çatışma görmüş ve katılaşmış bir adama dönüştürdüğüne hayret ettim.
MOHINDER SURESH:
Sendhil’den (Ramamurthy) söz edince aklıma gelen ilk şey, sesindeki
zekâ ve güzellik. Diziye bir  anlatıcı eklememizi sağlayan şey bu oldu.
Ben Sendhil’le tanışana kadar böyle bir şey düşünmüyorduk. Onun
karakteri, dizide açığa çıkmış olan gerçeklerin büyük kısmına hakim.
Bir oyuncu için oynaması en zor şeylerden biri bu. Fakat Sendhil sanki
size bir öykü anlatıyormuş gibi bir hava verebiliyor sesine. Ve
açıklanacak çok şeyin olduğu bir dizi için çok kıymetli bir şey bu.
MATT PARKMAN:
Greg Grunberg gerçek hayatta da kamera önünde olduğu kadar sempatik ve
sahici biri. Onda ömrünüz boyunca tanıdığınıza yemin edebileceğiniz
biri havası var. Ama aynı zamanda muazzam bir yetenek. Her zaman
oynadığı şeyin içindeki insaniliği bulup çıkarıyor. Ayrıca bir
kilometre öteden bir espriyi yakalayabiliyor. Bir sahne fazla melodrama
kaydığında bunu içgüdüsel olarak anlıyor ve bir bakış ya da doğaçlama
bir lafla yeni bir hava katıyor. Montaj odasında o çekimleri
kullanabilmemiz çok iyi oluyor. Üstüne üstlük kendisi bu gezegendeki en
iyi adam.
NIKI / JESSICA:
Doğruya doğru, öykünün Niki / Jessica kısmı en karmaşık ve seyirci için
kavraması en zor kısmıydı. Sonuçta iyi işlemesinin sebebi, Ali’nin
(Larter) bu zor rolün içine girmeye kendini tamamen vermesiydi. Ona ne
verdiysek hepsinin üstesinden başarıyla geldi. O iki karakter arasında
gidip gelişini izlemek büyüleyiciydi. Bunu planı kesmenin yapaylığına
gerek kalmadan, gözlerimizin önünde yapabilecek noktaya bile geldi.
Korkusuz bir aktris o, mesleğinde gelişmek için daha çok çalışan kimse
yoktur.
SYLAR:
İşte size hakiki bir sürpriz. Zach Quinto o rol için çok cesur bir
seçimdi. Dokuz bölüm boyunca canavar karakter olarak görünmez bir Sylar
inşa ettikten sonra, karşınıza Zach’ı çıkarıyoruz, yani hiç de canavara
benzemeyen birini. İnce, entelektüel görünüşlü ve hassas biri. Fakat
bir oyuncu olarak gücü, onu müthiş korkutucu hâle getiriyor. Ayrıca
Zach hakiki bir karakter oyuncusu. Başka karakterlerin içine girmeye
bayılıyor. Bu da bizim onun Zane Taylor hâline geldiği kısım gibi
gelişmeler yazmamızı mümkün kıldı: Zane Taylor, Sylar değilmiş gibi
yapıyor; Sylar ise Gabriel Gray değilmiş gibi.

heroes hakkında daha fazla özet
heroes  tarafından  cbnc-e dergi    2008 
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5


Açıklamalar

Read Free Summaries - Write and Get Paid

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin. Join us!

------

Film ve Tiyatro Çalışmaları hakkında daha fazla bilgi