Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron
(sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir
yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani
bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme
özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da
sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini
yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse,
beynimizin daha fazla bölümünü kullanabilir miyiz? (Cansın Kalın)Beynimizin Yalnızca % 10’unu Kullandığımız Söylencesi
Öncelikle sorunuzun başında belirttiğiniz varsayıma göz atalım
isterseniz: “Beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız.” Yaklaşık
bir asır önce ortaya atılan bu iddianın kaynağı bazı
bilim insanlarının
söylem ve bulgularının yanlış yorumlanıp çarpıtılmasına dayanıyor.
Bugün, sinir bilim ve
beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler öyle
gösteriyor ki, beynimizdeki tüm sinirler çeşitli eylemler sırasında
aktive oluyor. Daha açık bir deyişle, kullanmadığımız herhangi bir
sinir ağı bulunmuyor. Konuyla ilgili bir başka yaklaşımsa sinir
hücrelerinin herhangi bir uyarıcı almadıklarında dejenere olarak
işlevselliklerini kaybediyor olma özellikleri. Örneğin, görsel sistem.
Gelişmenin erken dönemlerinde göz sinirleri yeterli uyarıcıya maruz
bırakılmadıklarında görme yetisi kayboluyor. Benzer şekilde, eğer ki
beynimizde kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini
kaybetmiş olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir
yana, iddia evrimle de uyuşmuyor. Aktif olmayan, hayatta kalma
mücadelemize katılmayan sinir ağları içeren büyük bir beyin evrimsel
gelişimle de bağdaşmıyor.
ANCAK
Olgun haldeki sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların)
kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmaları gibi
bir durum söz konusu. Bu nedenle de, herhangi bir darbe ya da yaşlanma
sonucu kaybedilen sinirler beyin kapasitesini doğal olarak olumsuz
yönde etkiliyor.
Beyindeki Sinir Hücreleri Gerçekten de Kendilerini Yenileme Yetisinden Yoksun mu?
Beyindeki sinir hücrelerinin kendilerini yenileyebilme yetisinden
yoksun olduklarını gösteren çalışmaların öncüsü 1960’larda yaptığı
çalışmalarla ismini duyuran bir sinir bilimci: Dr. Pasko Rakic. Nitekim
felç ya da diğer beyin zedelenmelerinde hastaların kaybettikleri
konuşma ve yürüme gibi yetileri daha sonradan tekrar edinememeleri de
bu bulguları destekler nitelikte. Ancak başlangıcı 1965 yılında
sıçanlar üzerinde yapılan deneylere dayanan ve son yıllarda hız kazanan
bir takım çalışmalar, beyindeki bazı bölgelerde sinir hücrelerinin
yenilenebildiğini gösteriyor. Özellikle de belleksel işlevleri olan
hippokampüs bölgesi ile makaklar üzerinde çalışılan üst düzey bilişsel
işlemlerden sorumlu ve evrimsel gelişimde son sırada yer alan düşünme,
koklama ve duyma ile ilişkili korteks bölgelerinin kök hücreler
sayesinde sinirsel yönden yenilenebildikleri bulgular arasında. Ancak
bilim insanları, bu çalışma sonuçlarının Alzheimer ya da Parkinson gibi
sinir hücreleri kaybı içeren bir takım hastalıkların tedavisinde
kullanılabilmesi için
klinik ve uygulamaya yönelik daha çok çalışma
yapılması gerektiğini söylüyorlar.
Gelelim Sentrozomlarla Sinir Hücreleri Arasındaki İlişkiye...
Sinir hücresinin başka bir hücre üretme olasılığının kalmadığı gelişim
aşamasında sentrozoma rastlanmıyor. Her ne kadar bazı araştırmacılar,
yaralanmaların olduğu birtakım yetişkin beyni bölgelerinde sentrozoma
rastlamış olduklarını rapor etmişlerse de sonraki araştırmalar bu
bulguları pek de kanıtlar nitelikte değil. Sinir hücreleri, gelişim
dönemleri içerisinde özelleştikçe, çoğalma yetilerini de kaybediyorlar.
Bölünme yetisinin yitiminin, meydana gelebilecek bölünmelerin, mevcut
sinaps ağlarının da bozulmasına yol açabileceğinden evrilmiş
olabileceği düşünülüyor.
Sinir Hücrelerinde Sentrozom Görevi Görebilecek Bir Yapı Oluşturulursa, Kendilerini Yenileyebilme Özelliğini Edinebilirler mi?
Eğer ki sinir hücrelerine böyle bir müdahalede bulunacak olursak,
tekrar bölünebilme özelliği kazanacaklardır. Ancak uzmanlar, bu
yöntemin tıp uygulamalarında niçin kullanılamayacağına dair iki önemli
noktaya işaret ediyorlar:
1.) Eğer ki, sentrozom yapısını kaybetmiş bir hücrede bu yapıyı tekrar
oluşturursak, hücre kontrolsüzce çoğalmaya başlıyor. Tıpkı kanser
hücreleri gibi. Bu nedenle de bu uygulama, tümör oluşumlarına yol
açıyor.
2.) Eğer ki, sentrozom yapısı yalnızca embriyonal dönemde korunan
hücrelerde (örneğin, sinir hücreleri) bu yapı müdahale ile sürekli hale
getirilirse, hücreler özelleşme durumu göstermiyorlar. Çünkü
hücrelerdeki özelleşme, sentrozom yapısının kaybından sonra
gerçekleşiyor.
beynimiz ve özellikleri hakkında daha fazla düşünce (özet)