• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Bilim Kurgu>Apokalipse “Kıyametin Gizli Tarihi”

.

Apokalipse “Kıyametin Gizli Tarihi”

tarafından : dokuz     

Yazar : Aydoğan VATANDAŞ
Yazarın ele aldığı ilk konu, nasıl ve ne zaman kurulduğu bilinmeyen, kendilerini Kudüs’ü geri alıp kutsal tapınağı yeniden
kuracaklarına adamış, fakat daha sonraları elde ettikleri güç ve maddi imkanlar ile amaçlarından sapmış Tapınak Şövalyeleri’ni, farklı yönlü görüşler ışığında açıklamaya çalışıyor.
Kullandığı ilk görüş, Hugues de Payen önderliğinde 9 kişilik bir grubun, haç yolunda gidenleri korumaya kendilerini adamış ve bu şekilde Avrupa’da ünlerinin yayılmış olması. Diğer görüş ise, eskiden yaşamış ve yok olmuş toplulukların devamı olduğu, büyü ile uğraştıkları şeklinde. Bunlardan farklı olarak, bazı tarihçilerin bu grubun bilimsel konularda çok ileri gitmeleri sebebiyle insanlar üzerinde farklı bir izlenim oluşturmaları şeklindeki açıklamalarından yararlanmıştır.
   VATANDAŞ kitabın da, başlangıcı bilinmeyen fakat hala var olan bu grubun, faaliyetlerini açıklamayı da ihmal etmiyor. Belgeler ile açıklamalar yapan yazara göre: “Yükselişlerini 1287 yılında Hattin’de Müslümanlara karşı hezimete uğramaları ve Kudüs’ü tüm bölgeleri ile kaybetmelerine kadar devam ettiren, daha sonra 1306’da Fransa’da tahta geçen IV. Phillippe’ye karşı çıkan gruba yardım etmeleri, devlet ile çatışmaya başlayan bu topluluğun önce Fransa’da, sonra Avrupa’nın büyük kısmında mallarına el konulması ve üyelerinin tutuklanıp yargılanması hatta idam edilmeleri, Tapınak Şövalyeleri’ni, şekil değiştirip ve farklı bir örgütlenme ile mason locaları, rotary kulüpleri olarak karşımıza çıkarmaya başladı.” şeklindeki açıklamaları ile bu bölümü sonlandırmıştır.
“Atlantis’ in Dönüşü” 
      Mısır piramitlerinde bulunan matematiksel netlikler, Keops Piramidini oluşturan 2 milyon 600 bin taş bloğun nasıl üretildiği, şekillendirildiği, nasıl taşındığı ve hepsinde aynı aralıklar verilerek nasıl dizildiği, aynı şekilde Paskalya adasında bulunan 8 ile 10 metre yüksekliğe ve 15-20 ton ağırlığa sahip tek parça heykellerin nasıl ve ne şekilde adaya getirildiği veya burada nasıl yapıldığı, hatta yakın tarihimizin ünlü denizcimiz Piri Reis’e ait 1929 yılında bulunan Lut Gölü ile Akdeniz arasını hatasız ve tüm detayı ile gösteren haritanın nasıl çizildiği hala bilinmemektedir. Çünkü haritaların bu kadar detaylı olması, ancak uydu fotoğrafları ve trigonometrik hesaplamalar ile sağlanabilmektedir. 
    Bu bölümde ek bir bilgi olarak yazar , büyük önder ATATÜRK’ün, Maya dili ve Türkçe’nin benzerliliği sebebiyle 1932 yılında aradaki uzaklığa rağmen Em.Gen. Tahsin MAYATEPEK’i Meksika’ya elçi olarak gönderip bu konuda araştırma yaptırmasını, Atatürk’ün ilgisini daha da artıran bilgileri içeren raporlar ışığında yazılan “Mu Kıtası” ve “Mu’ nun Çocukları” adlı kitapların Anıtkabir müzesi kütüphanesinde bulunduğuna dair bilgileri bu kitabı ile bize ulaştırıyor.
“Bilinmeyen Hitler”
   Hitler kimdir? Bir çılgın ya da bir dahi mi? Askeri gücü nereden kaynaklanıyordu? İnsanları kitleler halinde nasıl sürüklüyordu? Almanya’nın hatalı örgütlenmesi, yenik düşüp kırılan gururun onarılmak istenmesi, bir milletin umut arayışı, bir ırkın hedef gösterilmesi vb. sebepler Hitler’in peşinden ölüme sürüklenmek için yeterli değildi. Kitleleri peşinden sürüklemenin arkasında yatan Hitler’in büyüye olan tutkusunun etkisi var mıydı? bu bölümde de bu sorulara cevap verilmeye çalışılmıştır.
Yazara göre, bu iddiaların yapılmasını sebebi, Hitler’in Germen mitolojisinde geçen Atlantis gibi yok olmuş Thule efsanesi ve bu topluluğa bağlı olduğunu düşünen Thule Örgütü’ne ve Münih Üniversitesi’nde bilim adamı olan Thule örgütünün önde gelen isimlerinden Karl Haushoffer’e olan yakınlığından geliyordu. Hitler’in hayalini kurduğu üstün ırk basit bir düşünceden farklı tüm dünyayı ve insanlığı kapsayan bir kavramdı ve Hitler bu uğurda kendi ırkını bile körü körüne ölüme göndermekten çekinmiyordu. Hatta gamalı haçlı bayrak eski toplumların kullandığı bir sembol idi ve Hitler onların desteğini almak için bunu kullanıyordu. Kitapta, bu düşüncelerin desteklenmesi içinde Hitler’in bombalanmış karargahından çıkan 12 Tibetli rahip ve şehirden bulunan 1000 kadar rütbesiz Tibetli asker örnek gösterilmektedir.
Bölümün içinde verilen ek bilgilerden ilki, Karl Haushoffer hakkındadır. Eşinin öldürüp intihar eden Haushoffer’in oğlu da savaş sonrası idam edildi. Cebinde çıkan yazıda şunlar yazılıydı: “Babam, kötülüğün sesini duymadı, şeytanı dünyaya saldı.”
Diğer ek bilgi ise, eşsiz bir öngörüye sahip Atatürk içindir. Ulu önder, yeni savaş için Hitler’den bahsediyor ve “Savaşı O başlatacak, insanlığın başına bela olacak” diyordu.
“12. Gezegen”
   Hayatımızın her alanında duyduğumuz yabancı gezegenlerden gelenler kavramı Mars ve Venüs gezegenine atfediliyordu. Fakat bu gezegenlerde yaşam olamayacağının kanıtlanması bilim adamlarını başka arayışlara sürükledi. Bu aşamada Sümer yazıtlarını inceleyerek farklı bilgilere ulaşan Zecharia Sitchin’in 12. Gezegen Marduk hakkındaki yazıları önem kazandı. Özellikle bu gezegenden semavi dinlerde ve eski uygarlıkların yazıtlarında da bahsedilmiş olması olayın gerçekliliğini bir kat daha arttırmaktadır.
   Eski bilgilerimizden de hatırlayacağımız Nicolous Kopernik, küresel Dünya ve Güneş sistemini bulan kişidir. Yalnız yeni bulunan bilgiler M.Ö. 20. YY’ de dahi önce Sümer sonra Hitit ve Grek gökbilimcilerinin Güneş sistemi ve küresel Dünya’yı bildiklerini göstermektedir. Bu konuda en fazla bilgi Sümerler’de bulunmaktadır. Kayıtlardan elde edilen bilgiler sadece Güneş sistemi ile sınırlı kalmamakta, tüm galaksiyi küresel sayıp bunları geometrik enlem ve boylamlara bölüp galaksi sistemini isimlendirdiklerini, Güneş sisteminin de 12 gezegenden oluştuğunu çok net ifadelerle öğrenmekteyiz. Mezopotamya metinlerinde geçen Mulmul (Güneş) tarifi aynen şöyledir: “Onun gök cisimlerinin sayısı12’ dir, Onun gök cisimlerinin istasyonlarıda 12’ dir,Ay’ın bütün aylarıda 12’ dir.”
Peki bu gezegene ne oldu da biz göremiyoruz. En çok kabul gören teori bu gezegenin büyük bir çarpışma sonucu normal yörüngeden çıktığı ve çarpışma sonrasında yeni yörüngesini çok uzun çizdiği şeklindedir. Bu teoriye kanıt olarak da eski yörüngesi olduğu tahmin edilen bölgede Dövülmüş Bilezik adı verilen bir astreoid kuşağının var olmasıdır.
   Bu gezegen var mı? Var ise çok uzun olan yörüngesinde ilerleyen gezegen ne zaman fark edilecek ve yakınımızdan geçecek? Gökbilimciler için bulunması gereken sorular zincirinin belki ilk halkası…
Armageddon adlı kitabıyla dikkatleri üzerine toplayan yazar Aydoğan VATANDAŞ, bu kez Apokalipse adını verdiği kitabında son derece ilginç olayların olduğu, dünyamızın yakın geçmişinde yaşanmış birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar arasında şaşırtıcı bağlantılar kuruyor ve ele aldığı konuları farklı boyutlarla kaleme almayı usta bir dil ile başarıyor.
Apokalipse : Eski Yunanca “İlham” manasındadır.
Yayın tarihi: Nisan 25, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Bu özeti okuyanlar aynı zamanda şunu da okudu:

Etiketler

.