Arama
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Create a Shvoong account from scratch

Already a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

OR

Not a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Romantik>İçimizdeki ŞEYTAN

İçimizdeki ŞEYTAN

tarafından: MetinM     Yazar : SABAHATTİN ALİ
ª
 
Roman zannımca 'daha çok' bir aşk romanı.. Yani bendeki algısı daha çok bu şekilde oldu! Ama bu roman kahramanlarının kişilik ve hayata bakış tahlilleri ile gelen bir felsefi düşünce tarihçesi de olabilir.. Zira roman kahramanlardan Ömer hayata ampirizm, yani duygularla hayatı algılayıp yaşamak şeklinde bakıyor ve duygular onun hayatının öncesinde ve sonrasında başrolde.. Diğer roman kişisi Nihat ise düşüncede pesimist tabanlı bir pragmatist, yani hayatın içinde bir çok kötülük ve cahillik olduğunu, bundan bir pay alınması gerektiğini, yaşamda ya yönetirsin ya da yönetilirsin yargılı bir düşünce ile hareket ederek; kötümserliği ile F. W. Nietzsche'nin üstün insan tezine bile varmakta, pragmatistiliği de çağımızın post modernliğine denk düşerek yine bu alanda bir çok düşünürü anımsatmakta.. Romanın düşünsel sonuçlarından biri de dönemin aydının içinde olduğu, aydın olmasıyla gelen mekan.. Düşünce paylaşımın daha sistemsiz, plansız ( aslında cumhuriyetin ilk yıllarında da bilgisel, düşünsel paylaşımlar bu şekilde oluyordu, yani bu toplumumuzun yaşadığı bir gerçek) olarak kahve ve barlarda eyleme varması.. Bununla gelen biyolojik alımların(alkol vs.) paylaşımsızlığa varmasının doğallığı gibi.. Bundan tek etkilenmeyen roman kişisi ise Bedri'dir.. Olması gereken İdeal bir aydın tipidir, Bedri. Ama en çok aldığım şey ilk cümlemde dediğim gibi bu romanın bir 'aşk' romanı olduğudur.. Franz Kafka nın Milena'ya Mektuplar dan beri okuduğum en güzel ikinci aşk romanı diyebilirim.. Zira Ömer'in Macide'ye ilan-ı aşk edişi hafızamdan kolay silinmeyecek bir şey.. Bir bölümünü yazmak istiyorum;
" Muhtaç olduğumuz havayı istemem demeğe, mekan içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa, bize verilen bir aşkı almamağa da iktidarımız yoktur.. Sizi seviyorum.. Hem nasıl seviyorum yarabbi.. Şu anda bir tarafımı kesseniz acı duymam. Sizin için herhangi bir şeyi yapmak istediğim zaman beni durduracak kuvvet tasavvur edemiyorum. Ölüm bile buna muktedir değildir. Bakın etrafımızdan bir sürü insanlar geçiyor, birçoğu dönüp dönüp bize bakıyorlar, daha doğrusu bana bakıyorlar. Hangisini isterseniz yakalar ve öldürürüm. O buna karşı koymak istese bile, bunun bir aşk için luzümlu olduğunu öğrenince gevşiyecek, mukavemeti kırılacaktır. Bakın, nasıl siz de aynı benim gibi sarsılıyorsunuz. Hayatınızda böyle bir şeyin ilk defa olduğu muhakkak, söyleyin bana, içinizde hiç yabancılık var mı? Bütün bunlar sizin için malum şeyler değil miymiş? Yalnız bu anda kafanızda bir örtü açılıyor ve ruhunuzun en zengin tarafları önünüze seriliyor. Hiç yanılmadan biliyorum ki, siz de benim gibi şu anda bozuk kaldırımlar üzerinde yürümekte değilsiniz. Siz de vücudunuzun elle veya altmış kilo ağırlığından kurtularak ilerliyorsunuz.. Bakın, Beyazıt'a gelmişiz.. Nasıl? Ne kadar zamanda? Bunları bilmiyoruz. Zamanın olduğu yerde kaldığını ve bizi huşu içinde dinlediğini farketmiyor musunuz?.. Elinizi bana verin.. Nabzınız benim ki kadar, belki daha hızlı atıyor.. Bileğinizin terleri elimi yakıyor.. Güzel göğsünüzün altındaki mini mini kalbinizi görüyorum..Şu an da yok oluversek herhangi bir teessür duyarmısınız? Hayattan ayrılmayı istemeyiz, çünkü tatmin edilmemiş bir çok arzularımız vardır. Fakat şu anda hiçbir istek bizi bir yere bağlamıyor. Ruhlarımızın dopdolu olduğunu hissetmiyor musunuz?.. Bileğiniz insanı çıldırtan bir teslimiyetle parmaklarımın arasında duruyor. Bütün ince dallardaki yapraklar gibi titriyor. Bana bu anı yaşattığınız için size minnettarım. Hayata, tesadüfe, beni dünyaya getirenlere, herkese, her şeye minnettarım. Artık evinize geldik. Ben girmeyeceğim. Sizi tekrar görünceye kadar bu anları kafamda yaşatmaya çalışacağım. Ne yapacağımı biliyorum. Belki şehrin dışına çıkarak sabaha kadar koşar ve şafakla beraber buraya gelirim, belki de burada, duvarın dibinde oturur ve sizden etrafa yayılan havayı yakından koklamak isterim... "
Duyduğum en güzel ilan-ı aşk diyebilirim.. Aslında işin içine biraz da eski Türkçenin sade ve verdiği duru anlamda katkı yapıyor.. 
" İçimizdeki Şeytan " ana başlığına gelirsek; Ömer'in söyleyişiyle bizi istemediğimizi yaptıran buna çeken bir kuvvet" olduğudur.. Bu aslında Ömer'in yaşına paralel(!) kendini sorgulamasıyla gelen "kendi düşündükleri ve yaşayarak gördükleri" arasındaki bir tezatlıktan da kaynaklanabilir! Bunda yaşadığı maddi sorunlar, arkadaş grubunun hayata bakış açısındaki direkt maddesel amaçlı düşüncenin de katkısı var.. Sonucunda Ömer bir iyi bir kötü olmaktadır.. Bana sorarsanız temelinde Ömer iyi birisidir.. Aslında çevresinde dönen düzenin tümünün "farkında" olması gereken bir yapıya sahiptir.. Ama aşk gibi hayatta yaşadığı bir "ilk" onun kendi aklını, geniş düşünebilme yeteneğini dahi görmezden getirmekte ve O'nu O'ndan almaktadır.. 
Sonuç olarak " İçimizdeki Şeytan " ana başlığı; aslında böyle bir şeyin olmadığına, bunun bir acizlik, tembellik, iradesizlik, bilgisizlikten kaynaklı olduğudur.. Hiçbir şey üzerinde düşünmeğe, hatta bir parçacık durmağa alışmayan güçsüz beyinlerimizle, kullanmadığımız ve zamanla kaybolan irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi bir o yana bir bu yana savrulur ve devriliriz. Bunun çözümü yukarıdaki cümlede geçen "olmazlıklarımızı" oldurmakla gelecektir.

Yayın tarihi: 03 Mayıs, 2009   
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5
Etiketler:
Tercüme Et Gönder Link Yazdır

New on Shvoong!

Top Websites Reviews

X

.