Bir ‹stanbul düflün ki
Bu kadar çok gemi geçerken bir günde yüre¤inden
‹çlerinden birine usulca sokulup
Firar etmek istemez mi kendinden?
Özgürlü¤e, aflka, iç hesaplaflmalara, özleme, tutkuya ve ikilemlere
davetiye ç›kar›yor ilk fliir kitab›nda
Özgür Çubuk. “Sen ‹çindesin
Diye Güzel ‹stanbul” hem zevkli, hem de bir o kadar sanc›l› bir sürecin
meyvesi gibi duruyor. Kimi zaman ‹stanbul’a, kimi zaman sevgiliye, kimi
zaman denize ithaf ediliyor sat›rlar… Sat›r aralar›nda gizli kalm›fl
anlamlar da, yitip gidene…
Kitab›n yazar› ise karfl›m›za, bir ‹stanbul afl›¤›, deniz tutkunu, beyhude
dalgalara kafa tutan bir
kaptan veya hayata, aflka dair kalem titreten,
içinde f›rt›nalar kopan bir flair olarak ç›k›yor… Arada kalm›fll›¤›n kokusu buram buram geliyor burnumuza. Bu anlamda hem kendini anlat›yor, kendiyle hesaplafl›yor, hem de genç yafl›nda denize aç›lan birçok meslektafl›n›n duygular›na tercüman oluyor. Belki arkada b›rak›lan bir sevgiliye, bir flehre veya bir yaflama dair…
Hayat boyu süren bir ikilem benimkisi;
Denizde mi olmal›y›m, denizlere mi ç›kmal›y›m yine?
En delikanl› rüzgarlara kafa m› tutmal›y›m,
Gözlerim ufukta, tenimde yap›fl yap›fl tuz?
Yoksa karada bir s›radan m›?
“En cehennem mavisi özgürlü¤ün” laf dinlemez ki ça¤›r›r yine kendine…Engin sulara elini veren kolunu kapt›rmaz m› bir anlamda? Vazgeçilebilir, de¤iflilebilir mi o sonsuzluk dünya üzerinde baflka bir duyguya? Denize tutkuyla sar›lsa da onca el, bir zaman geliyor ki kendilerine karada yer aramaya bafll›yor. Bu kaç›n›lmaz bir son mudur, ya da hep bu tutku içerilerde bir yerde kal›r da do¤ru zaman› m› bekler yüzeye tekrar ç›kmak için? Garip bir duygu deniz… Hele üzerinde yol alan, ona günlerini, gecelerini veren, gözyafllar›n›, aflklar›
n›, dertlerini ak›tan için; o nas›l tan›mlar kim bilir? Merak edenlere; “Sen ‹çindesin Diye Güzel ‹stanbul” diyor Özgür Çubuk.
Ad› gibi özgür, sade ve içten anlat›yor hikayesini.