Agatha Christie'nin kendine özgü örgüsünü oluşturarak yazdığı bir solukta okunacak bir cinayet romanı daha..
Roman uluslararası
bir mücevher hırsızlığı ile başlıyor.
''Ateşten Kalp'' adı verilen ve önceleri Rus Çariçesine ait olduğu bilinen maddi değerine ,antika değerinin de ilavesiyle çok yüksek rakamlara alıcı bulabilen üç adet yakut içeren mücevher takımı, rus satıcılardan amerikalı milyoner işadamı Van Aldin'e gizemli bir şekilde satılır.
Amerikalı milyoner satın aldığı yakutları dünyadaki tek değer verdiği varlığı olan kızı Ruth'a armağan eder.Ruth böylesine eşsiz mücevherlere sahip olduğu için çok sevinir.Fakat bu esnada evliliğinde çok mutsuz olduğunu kocası Derek'in bir başka kadınla (bir fransız dansözü olan Mirelle)birlikte olduğunu babasına açıklar .Van Aldin kızına derhal boşanmasını önerir.Bu konuda biraz tereddüt eden Ruth babasının teklifini kabul eder.Kızının mahkemeye başvurma konusundaki çekimserliğini hisseden Van Aldin bu konuyu araştırtır.Araştırma sonunda kızının da eski sevgilisi Kont de la Roche ile ilişkisi olduğunu öğrenir.Kontun; asla güvenilemeyecek bir kalp hırsızı ve servet avcısı olduğunu bilen Van Aldin bu duruma çok öfkelenir,fakat yaşlı adam öfkesini kızına yansıtmadan uyarıda bulunmaya çalışır.
Bu arada Ruth babasına Paris'e gideceğin söylerse de asıl amacı Kont de la Roche ile buluşmaktır.Kont kendisini değerli taşlar üzerine bir kitap yazdığına inandırmış ve yakutları da yanına alarak gelmesi için ikna etmiştir.Ruth babası ile vedalaşır , yanına oda hizmetçisine de alarak Lüks Mavi trene biner.
Kasabada bakıcı olarak çalışan Catherine ise yıllarca büyük bir hoşgörü ile baktığı yaşlı kadının ölümünden sonra minnet borcunu göstermek için kendisine miras bırakması vasıtasıyla çok zengin olmuştur.Durumu haber alan fırsatçı ve gösteriş meraklısı kuzeni Catherine'i evine davet eder.Kasabadan biraz uzaklaşıp değişiklik yaşamak isteyen Catherine de aynı trenle kuzeninin yanına gitmek üzere yola çıkar.
İki kadın tesadüfen karşılaşırlar aralarında oluşan dostluk ortamına güvenen Ruth, bu sıralar aklının çok karışık olduğunu söyleyerek olayları tümüyle Catherine 'e anlatır; kendisine bir fikir vermesini ister.Catherine, Ruth'a bu aşamada çok dikkatli olmasını gerektiğini hatırlatarak öncelikle babasına güvenmesinin uygun olduğunu vurgular.
Tren Nice'e ulaştığında kondüktör Ruth'u uyandırmak için kompartmana girer ve genç kadının önce boğulup, daha sonra yüzünün tanınmayacak hale gelinceye kadar ezilerek öldürüldüğünü görür.Aynı zamanda yakutlar da çalınmıştır.
Bu aşamada Van Aldin'in de ricası ile soruşturmayı ele alan Hercule Poirot aynı trende Ruth'un kocası Derek'in,Kont de la Roche'nin ,kocasının sevgilisi Mirelle'in de yolcular arasında olduğunu ortaya çıkarır.
Ruth'un tedbirsizlik ederek yanında taşıdığı yakutları çalabilme fikri; bütün bu insanların birbirlerinden habersiz olarak aynı trende seyahat etmeyi tercih etmelerine neden olmuştur.
Soruşturma sırasında Catherine ile tanışan; Ruth'un ayrı yaşadığı kocası Derek ve milyoner Van Aldin'in sekreteri Binbaşı Knigton genç kadından çok etkilenirler , her iki adam da kendi tarzlarında Catherine ile yakınlık kurmaya çalışırlar.
Öncelikle şüpheler Ruth'un kocası Derek üzerine yoğunlaşır çünkü bütün parasını hovardaca tüketen Derek, Ruth'un ölümüyle henüz boşanmadıkları için hatırı sayılır bir mirasın tek varisi haline gelmiştir.Şüpheliler listesinde ikinci sırada ise güvenilmez servet avcılığı ile ün yapmış Kont de la Roche gelmektedir.
Fakat Poirot, hırsızlık ve cinayetin ayrı karakter özellikleri gerektirdiğine inandığı için her ikisinin de katil olabileceğine ikna olmamıştır.
Ruth'un katile direnmeden kompartmana alması ,yüzünün ezilerek tanınmayacak hale getirilmesi ,yakutların çalınarak el değiştirmesi vb. deliller; Hercule Poirot'nun eşsiz analitik düşünme süzgecinden geçirilerek,araştırma ve sorgulamalarından elde edilen verilerle birleşir ve gerçek katilin kimliği gün ışığına çıkar.