18.nci yüzyılda,Fransa'da geçen olayın kahramanı Jean Baptiste Grenoville,tüm insancıl duygulardan yoksun,yalnızca kokulara
karşı inanılmaz ölçüde hassas bir kişidir.Balık satarak geçimini sağlayan bir kadının,tezgahın altında dünyaya getirdiği çok çirkin bir çocuktur.Nitekim annesinin terketmesiyle,bir kilise papazının ilgisiyle kadın bir bakıcıya verilir.Terkeden anne ise kaçarken halk tarafından yakalanır ve dönemin kanunları gereği giyotinle boynu vurulur.
Bakıcı kadın Jean'a oniki yaşına kadar bakmış ve çalışması için bir tabakhaneye vermiştir.Jean,çok çirkin,acımasız,asık suratlı, korkusuz,her türlü zorluğa karşı dayanıklı br çocuktur.Tabakhanede çıkan salgın ve ölümcül bir hastalıktan etkilenmeyen sadece Jean'dır.
Jean,kokulara olan hassasiyetinden herşeyi,herkesi koklamaya başlar.Sokaklarda gezerken bir gün evinin bahçesinde çamaşır yıkayan bir kız görür.Kızdan hoşlanan Jean,O'na yaklaşır ve koklamaya başlar.Kız korksa da tepki vermemiştir.Kıza iyice yaklaşan Jean O'nu boğmaya başlar ve öldürür.Ve uzun süre kızın başından ayrılamaz.Sürekli koklar ve bu dayanılmaz güzel kokuyu doyasıya içine çeker.Artık ilk cinayetini işlemiştir.Hoşuna giden kokuların peşinde cinayetler işlemekten hiç çekinmeyen,soğukkanlı bir seri katil olmuştur.Olağanüstü kokular üretmekte bir dahi olan Jean,i özel kılan diğer bir konu kendisinin bir kokusu olmayışıdır.