Reşat Nuri Güntekin’in defalarca televizyona da aktarılan bu romanı her yaştan insana kendini sevdiren, okuru sürükleyen
bir yapıttır. Feride karakteri oldukça hareketli ve yaramaz bir kızdır. Altı yaşında annesini kaybetmesinin ardından babası onu İstanbuldaki teyzesine emanet eder. Feride buradaki yaşanına alışmaya çalışırken bir yandan da yaramazlıklarına devam eder. Ancak besime teyzesinin, kendinden yaşça büyük olan oğlu Kamran’a karşı çekingen davranır. Karman Feride’nin aksine uslu ve ağırbaşlı bir çocuktur. Feride on yıl boyunca yabancı bir okulda okur ve bu sırada babasını da kaybeder. Feride okulda da yaramazlıklarıyla öğretmenlerini bıktırır. Okulun bahçesindeki ağaçlara tırmandığı için adı “
çalıkuşu” olarak kalır. Feride teyzesinin evindeyken bir gece yine ağaca tırmanır ve karman ile dul bir kadın olan Neriman’ın konuşmalarına şahit olur. Bu olaydan sonra karman ona çok iyi davranmaya başlar çünkü Feride’nin bunu etrafta söylemesinden korkar. Bu yüzden de ona devamlı hediyeler göndermeye başlar. Arkadaşları sevgililerinden bahsederken o da hediyeleri gönderenin sevgilisi olduğunu söyler ve bir yaz Tekirdağ’a teyzesinin kızının yanına gidince bunu ona söyler. Teyzesinin kızı Müjgan Feride’nin Kamran’a aşık olduğunu anlar. O yaz karman da Tekirdağ’a gelir ve bir gün Feride’ye evlenme teklif eder, nişanlanırlar. Feride Kamran’ı çok sevmesine rağmen ona karşı çok çekingen davranmaktadır. Kamran’a amcası bir memuriyet teklifiyle gelir ve o, bu konuyu feride ile görüştükten sonra dört yıllığına Avrupa’ya gider. Döndükten sonra düğüne üç gün kala, eve gelen bir kadın Feride’ye Kamran’ın Avrupa’da başka bir kadını sevdiğini söyler ve ona Kamran’ın yazdığı bir mektubu Feride’ye verir. Bu olay üzerine feride evi terk eder ve Anadolu’da öğretmenlik yapmaya başlar. Feride,
öğretmen olarak atandığı Bursa’ya gittiğinde aynı görevde başka bir öğretmen olduğunu görür ancak bir aylık beklemenin ardından görev Feride’ye verilir. Feride henüz çok toy olduğundan müdürün ısrarları ve diğer öğretmenlerin ağlamalarına dayanamayarak görevi diğer öğretmene devreder. Kendisi ise müdürün çok övdüğü ancak yolu bile olmayan Zeyniler köyünde öğretmenlik yapmaya başlar. Okul bile ahırdan bozma bir yerdir. Feride burada öğrencileri arasında Munise adında bir kızı çok sever. Munise bir gün bir kabahati üzerine babasının üstüne yürümesinden korkarak evden kaçar ve Feride’ye sığınır. Feride babasından izin alarak Munise’yi evlat edinir. Feride’nin çalıştığı okula müfettiş gelir ve ahırdan bozma bu okulda ders yapılamayacağına karar vererek okulu kapatır. Yeni bir görev isteyen feride maarif müdürü’ne gider ancak açıkta yer olmadığını öğrenir. Müdürün yanında eski bir arkadaşını görüp Fransızca konuşmaya başlar ve bu sayede bursa’da başka bir yerde çalışmaya başlar. Feride geçen zaman içinde çok güzelleşmiş ve buranın halkı tarafından ipekböceği diye adlandırılmıştır. Feride’nin çok sevdiği Şeyh Yusuf Efendi ona aşık olur ve herkes bunu öğrenir. Feride artık insan içine çıkamayacağını düşündüğü sırada Yusuf Efendi ölür ve herkes Feride’yi suçlar. Feride buradan da ayrılıp Munise’yi alarak çanakkale’ye gider.Burada da güzelliği herkesin dikkatini çeker ve bu defa da gülbeşeker ismi verilir. Zengin ailelerinin kızlarının öğretmenliğini yapan Feride bir gün bir konağa davet edlir çünkü konağın sahibi Nerime Hanım’ın amcasının oğlu İhsan Bey Feride’yi çok beğenmiştir ve ona evlenme teklif eder. Feride’nin bu teklifi reddetmesi herkesi şaşkına çevirir ve Feride insan içine çıkamaz olur. Bu olaydan kısa bir süre sonra Feride bir arkadaşının davetini kabul eder ve arkadaşı Nazmiye onu nişanlısı ve nişanlısının en yakın arkadaşı Burhanettin ile tanıştırır. Bu davet aslında Burhanettin ve Feride’nin arasını yapmak için düzenlenmiştir. Yemeğe indiklerinde salonun gülbeşeker ve Burhanettin diye inlemeleri üzerine Feride burada da daha fazla kalamayacağını anlar. Müdire’nin birkaç arkadaşıyla görüşmek üzere İzmir’e gider ancak burada işler yolunda