GÜLPERİ İLE ÇİÇEK ÜLKESİNİN PRENSİ BÖLÜM 2 Tüm periler onun nasıl
bir dilekte bulunacağını merak etmişler. Mavi peri sihirli sözler mırıldanarak ellerini birleştirmiş. Ellerinden masmavi pırıltılar çıkıyormuş ve bu pırıltılarla havada bir çember çizmiş ve ellerinin arasında kendisi gibi masmavi renkte bir bilezik oluşmuş. Bileziği alarak bebeğin koluna geçirmiş ve eklemiş:
-Bu bir yaşam bileziğidir. Kolunda olduğu müddetçe bebekle birlikte büyüyecek ve ona şans getirecek. Bebeğimizin çok ama çok uzun ömürlü olmasını dilerim. Ama günün birinde yaşamı kesintiye uğrarsa bu bilezik ona ikinci bir hayat verecek.
Demiş. İçeride olup biteni izlemekten esmeyi bile unutmuş olan
rüzgar oduncuyu bulmak üzere bacadan dışarı eserken neredeyse şöminedeki ateşi söndürüyormuş. Ormana
doğru delicesine esen şımarık rüzgar nihayet oduncuyu bulmuş.
Öyle esmiş öyle esmiş ki oduncu odun kesmeyi bırakmak zorunda kalmış. Kulübesine doğru giderken rüzgar da yanında ıslık çalıyor arada bir yavaşlayan oduncunun arkasından ittirerek onun bir an önce karısına ve bebeğine kavuşmasına yardım ediyormuş. Kulübesine vardıktan sonra karısından olup biten her şeyi öğrenen oduncunun keyfine diyecek yokmuş. Bu arada kulübenin içi minik bebeğin gülücükleriyle açan mis kokulu pembe güllerle doluymuş. Bir süre düşünen oduncu ile karısı bebeğe Gülperi ismini vermeyi uygun görmüşler.
* * *
Aradan uzun yıllar geçmiş. Gülperi büyümüş, dillere destan güzellikte bir genç kız olmuş. Artık eski kulübenin yerinde görkemli bir saray varmış. Gülperi anne ve babasıyla bu sarayda otururmuş. Sarayın bahçesi Gülperi’nin gülücükleriyle açan baygın kokulu pembe güllerle dolup taşıyormuş ve dünyada bir eşi benzeri daha yokmuş. Öyle ki bu güller hiç ama hiç solmazmış. Gülperi’nin gezdiği yerlerde yemyeşil ve taze çimenler eksik olmazmış. Ne yaz ne de kış bu hiç değişmezmiş.
Günlerden bir gün şımarık rüzgarla koşup oynayan Gülperi yere düşmüş ve bileğini incitmiş. Duyduğu acıdan dolayı gözünden akan yaşlar yerdeki yemyeşil çimenler üzerinde bembeyaz inciler halinde biriktikçe birikiyormuş. Şımarık rüzgar ne yapacağını şaşırmış. Önce ağaç perilerini çağırmayı düşünmüş ama sonra vazgeçmiş. Gülperi’ yi yalnız bırakamazmış. Sonra uzaktan bir at sesi duymuş. Aklına gelen parlak fikirle Gülperi’nin gülleri arasında şöyle bir dolaşmış sonra da sesin geldiği yere doğru var gücüyle esmiş. Tesadüf bu ya atın üzerinde Çiçek Ülkesinin biricik Prensi varmış. Uzaktan gelen bu baygın gül kokusunun kaynağını merak etmiş ve kokuyu izlemiş. Az sonra yemyeşil çimenlerle bembeyaz inciler arasında oturan ve etrafındaki güllerden çok daha güzel olan Gülperi’ yi görmüş.Prensle Gülperi aynı anda birbirlerine aşık olmuşlar. Gülperi Çiçek Prensinin kar beyazı atının üzerinde giderken mutluluktan uçuyormuş.
DEVAM EDECEK
GÜLPERİ İLE ÇİÇEK ÜLKESİNİN PRENSİ BÖLÜM 2 hakkında daha fazla inceleme