Arama
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Create a Shvoong account from scratch

Already a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

OR

Not a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Klasik Edebiyat>Yüzyıl: Kuşbakışı (Aşırılıklar Çağı: Dünya Tarihi 1914-1991)

Yüzyıl: Kuşbakışı (Aşırılıklar Çağı: Dünya Tarihi 1914-1991)

tarafından: cincime     Yazar : Eric J. Hobsbawm
ª
 
Eric Hobsbawm, makalesinde 20. yüzyılı üçe ayırarak açıklama yoluna gitmiş. Bunlar, Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp 1945'te biten Kaos Çağı, 1947'de başlayığ 1973'te bitirdiği Altın Çağ ve son olarak 73'te başlayıp 91'de biten Kriz Yılları olarak adlandırılabilir.
    Hobsbawm, birinci dönemde iki tane Dünya Savaşı ve küresel ayaklanmalar ve devrimler görüyoruz. Kapitalist güçlerin hüküm sürdüğü bu dönemde, kapitalist sistem kendisine rakip olarak ortaya çıkan komunist toplumun etkisini hissetmeye başlardı. Artık. komunist sistem kapitalist sistem için hem bir rakip hem de bir alternatif oluşturuyordu. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kolonileşmiş imparatorluklarında yıkılma dönemi başlamıştı. Bu da dönem itibariyle aynı zamanda İmparatorluk Çağı'nın bitimini de gösteriyordu. 
    Gene Hobsbawm'a göre birinci dönemde 1930'larda yaşanan Büyük Buhran, yani bütün dünyayı dalgalar ve aşamalar halinde etkileyen küresel ekonomik kriz yaşandı. Bunun akabinde ilk defa liberal demokrasinin kurumlarına olan güven sarsıldı ve gene ilk defa kapitalist hükümetler tarafından sosyal devlet kavramı ortaya atılarak ve komünist sistem ekonomisinden destek alınarak bu dönemin geçilmasi amaçlanmıştır. Bu buhran aynı zamanda dünyada faşist ve otoriter yönetimlerin güçlenmesine ve yayılmaya başlamasına yol açmıştır. Bu da bir on sene kadar sonra daha da güçlenerek İkinci Dünya Savaşı'na gidecek olan yolu açacaktı.
    Güçlenen bu faşist ve otoriter yönetimlere karşı İkinci Dünya Savaşı'nı sonlandırmak amacıyla da Hobsbawm ironik bir ittifaka dikkati çeker ve Sovyet Rusya'da 1918'de yaşanan Ekim Devrimi'nin mirasçıları ile kapitalist kuvvetlerin ittifak yaparak faşist güçlere karşı bir birlik oluşturmak suretiyla İkinci Dünya Savaşı'nın bitirilmesinde önemli rol oynadığını anlatır. Bu durumun da ironik bir resim yaratmasının nedeni de, gene Hobsbawm tarafından Ekim Devrimi'nin aslen kapitalist düzeni dünyadan silmak amacıyla ortaya çıktığı ancak faşistlere karşı kapitalistlerle ittifak yaparak dünyada kapitalizmin kalıcılığını sağlamış oldukları gösterilir.
    Birinci dönemin akabinde ikinci dönem olarak Altın Çağ'a geçiyoruz. Bu çağı, Hobsbawm önceden bir benzeri olmayan ve muhtemelen anormal ve kuraldışı olarak nitelemiştir. Bu dönemde özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük bir bolluk yaşanmıştır. Petrol fiyatlarının aşırı derecede düştüğünün de gözlendiği bu dönem 1973'de Ortadoğu'da yaşanan ekonomik kriz ile Altın Çağ sona ermiş ve bütün dünyada farklı toplumsal ve ekonomik krizlerin görüldüğü Kriz Yılları, yani üçüncü dönem başlamıştır. Altın Çağ'da tüm dünyada homojen bir gelişim süreci yaratılmış biri görünmüş olmasına rağmen bu sanı üçüncü dönem olan Kriz Yılları'nda geçerliliğini kaybetmiştir. Bu dönem aynı zamanda dünyaca geri kalmış tarım toplumlarının yaşadığı ekonomik, toplumsal ve kültürel dönüşümün de etkisinin bir sonucudur. Sözkonusu geri kalmış toplumlar, Ekim Devrimi'nde kendilerine uygun yönler görerek bu devrimi kendileri için ilham verici bulmuş ve komünist bir dönüşüm yaşayarak devrimin kendileri için ve Kriz Yılları'nın ortaya çıkışı için bir itici güç haline gelmesine yol açmışlardır. Bu durumun akabinde bu dönemin kalan yılları Sovyetler Birliği'nin başını çektiği komünist devletler ve Amerika Birleşik Devletleri'nin destek verdiği kapitalist devletler grubu arasındaki yoğun rekabet süreci ile geçti.
    Bu rekabet süreci 1991'de çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Sovyetler Birliği'nin yıkılmasına dek sürdü. Ancak SSCB'nin yıkılması da dünya yüzünde yaşanan gerilimlerin sonunu getirmedi, zira 40 yıllık bir süre içerisinde dengelenmiş olan dünya uluslarlarası ilişkiler dengesi bir anda altüst oldu. Zaman içerisinde SSCB'nin uydusu olmuş olan ülkeler, modern toplum'a doğru evrilmeye başladı ve  bu çerçevede bireyselliğin önplanda tutulduğu toplumlar oluştu. Aynı zamanda geleneklerin geri plana atıldığı toplumsal kırılmalar da bu duruma eşlik etti.
    Dünya'da ise Hobsbawm'a göre bu üç dönemin sonunda genel olarak ele alınabilecek üç değişiklik yaşandı. Birincisi, Hobsbawm bu dönemin sonunda dünyanın merkezi olarak hala Batı Medeniyet'ini görmekle birlikte dünyanın artık Avrupa merkezli olarak gelişmediğini düşünüyor. Bununla birlikte dünyadaki otoriter, güç dengeleriyle birlikte sağlık ve entellektüel gelişmelerin merkezi olarak hala Batı'yı gösteriyor. İkinci oalrak, Hobsbawm, küresel ekonomi çerçevesinde "ulusal ekonomiler"in artık eski yüzyılda kaldığını, etkili bir öğe olmaktan çıktığını ve küresel dünyanın tek başına bir ekonomik ve işlevsel bir öğe haline geldiğini, diğer bir değişle artık dünyadaki ekonomiksürecin ekonomik çerçevede küresel olarak kendi içindeki karşılıklı etkileşim ile birlikte bir bütün olarak yeraldığını belirtiyor. Üçüncü olarak ise, özellikle geri kalmış toplumlarda yaşanan bireysellik dalgasının da etkisiyle geleneklere dayanan toplumlar ve dinler büyük bir erozyona uğradı ve bu durum aynı zamanda modern çağdaki modern toplumun dini inançlardan çok bilim ve teknolojiye yönelmiş olmasıyla da paralel bir gelişmedir. Gerek nesiller arasındaki bağ, gerekse geçmiş ile bugün arasındaki bağlantı kırılmış oldu. Ayrıca insan ilişkilerindeki eski ideal motifler şekil ve yer değiştirdi. Geçmişten gelen toplumsal miraslar selektif bir adaptasyonla birlikte kendi kullanım alanlarında kendi devamlılıklarını sağladılar.

Yayın tarihi: 28 Haziran, 2009   
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5
Tercüme Et Gönder Link Yazdır

New on Shvoong!

Top Websites Reviews

X

.