Tom Robbins hak ettiği üne tam olarak kavuşmuş olamsa da, eserleri yayınlanan en parlak yazarlardan birisi. Şimdiye kadar yazdığı en iyi roman
olan Parfümün Dansı, evrenin esansı ve onun beceriksiz ve bihaber ellerde nasıl da sonsuza dek uzaklara doğru yavaşça süzüldüğüyle ilgili zorlayıcı
bir hikaye. Bu çarpıcı şekilde sıradışı hikaye iki farklı zamanda geçiyor- günümüz ve geçmiş zaman. İnsanlar, yerler ve olayların hepsi birbirinden ayrılamaz biçimde pancar özünde yapılan bu esans ile birbirine bağlanmıştır. Olaylar Fransa''da bir parfüm dükkanında, düzensiz bir bilimkadınının New Orleans''taki Amerikan tarzı dairesinde, ve dünyanın 600 yıl önceki halinde geçiyor. Çünkü 700 yıl önce Alobar isminde bir kral ilk yaşlanma belirtisinde ölme geleneğini uygulamamyı seçiyor, ve buluşları hala modern dünyayı sarsmaya devam ediyor. Ölümü aldatmanın, sonsuza kadar genç ve dayanıklı olmanın bir yolunu buluyor ve insanlar yaşsız vücudunundan şüphelenmeye başlamadan kasabadan kasabaya taşınıyor. Yolunun üstünde esansın şişesinin üzerinde yüzü bulunan Pan adında bir tanrı keşfediyor. Alobar''ın yolculuğu sonunda onu sadece Kudra (bir başka, ve o zamanlar tek, ölüm geleneğine boyun eğmeyen kişi) ile değil, aynı zamanda bir süreliğine şişenin sahibi olan ve umutsuzca parfümdeki üst notayı deşifre etmeye çalışan (ama birileri etrafına gizemli bir şekilde pancarlar bıraktığı halde bunu başaramayan) düzensiz bilimkadını Priscilla ile de tanışmaya götürüyor. Parfümün Dansı zengin manzara betimlerine sahip ve sizi
zaman zaman gülmekten öldürüyor. Bu
kitap canlı bir hayalgücü olan, zihnini yaşlanmaya karşı alternatiflere ve evrenin özünü ele geçirmeye açık tutan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Parfümün Dansı hakkında daha fazla inceleme