• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Büyük Çözülme

.

Büyük Çözülme

tarafından : dokuz     

Yazar : Paul KRUGMAN
The Newyork Times yazarı Paul KRUGMAN tarafından kaleme alınan kitap, 2004 yılında CSA Global Yayın Ajansı tarafından yayınlanmış
olup tüm siyasi otoriteler üzerinde şaşkınlık, Amerika halkı üzerinde de büyük yankı uyandırmıştır.
The Newyork Times yazarı Krugman kitabında, dünya devi olarak bilinen ABD’nin, özellikle 90’lı yılların sonraki siyasi ve ekonomik dalgalanma ve gerilmesine, liderlerin özellikle George W. Bush’un uyguladığı hatalı yönetime bir eleştiri ve iç bakış sunuyor. 90’lı yılların sonunda ülke siyasetinde ve ekonomisinde alınan hatalı ve istikrarsız kararların Amerikan halkında yarattığı düş kırıklığı, işçi sınıfının çöküşü, dünyaya süper güç olarak tanıtılan dev ülkenin politik yalanlarla gerileyişi ve çöküşü, eleştirisel ve mizahi bir dille anlatılıyor.
Bush yönetimi iktidara aday olduğunda, sağ kanat oylarını sağlamlaştırmak için vergi indirimi önergesi sunmuş ve cumhuriyetçi rakibini iktidar yarışından uzaklaştırmıştı. Cumhuriyetçi liderler 90’lı yıllar boyunca, bütçe açıklarından ve fazlalıklarından büyük vergi indirimlerini kongreden geçirmeye çalışıyorlardı. Bush’un vergi indirim önergesi ise, sonradan anlaşıldığı üzere varolan yapıyı alt üst etmek ve Amerikan vergi sistemini “çökertmek” üzerine kuruluydu. Ancak, Amerika’da politika ve medyanın ileri gelenleri, Bush’un gerçekten böyle bir hedefe ulaşmaya çalıştığını kabul edemiyordu. Çünkü Bush, büyük oranda zengin kesime yarar sağlayan ve bütçeyi çökerten bir vergi indirimini, başlangıçta devletin fazla gelirini sıradan ailelere geri vermeyi hedefleyen alçak gönüllü bir tasarı gibi sunmuştu. Ancak daha sonra açıklar ortaya çıkmaya başlayınca, politikalarını geri çekerek bütçe açıkları konusunda teröristleri ve kendi kontrolünde olmayan güçleri suçladı.
Elbette bu sonuçları kabullenmek kolay olmadı. Çünkü bütçe fazlalıkları birden ortadan kaybolunca, vergi indirimlerinin kısa dönemli ekonomik canlanma sağladığı düşünüldü. Sonra bu amaca da hizmet etmediği anlaşılınca vergi indirimlerinin sadece uzun dönemli teşvik ettiği söylendi. Bir çok iyi niyetli politikacı ve gazeteci, bugün bile kabullenmekte zorlanıyor.
Dış politikayla ilgili tartışmaları yıllardır izleyenler sağda önemli kesimin Ortadoğu’ da çıkacak bir savaş konusunda, diğer bir kesimin ise vergi indirimlerinde kararlı olduğunu biliyorlardı.
Bu olaylar incelendiğinde, vergi indirimi gibi Irak’a saldırı önerisinin de gerçek anlamda olup bitenlere yani 11 Eylül saldırısına tepki olmadığı daha önceden var olan radikal bir gündemin parçası olduğu anlaşılıyordu. Ancak, politika ve medyanın ileri gelenleri vergi indiriminde olduğu gibi Ortadoğu savaşı konusunda Bush’un açıkladığı hedeflerin ardından gerçekten gideceğini kabul etmeye yanaşmıyordu. Bunun yerine, pek çok kişi Bush yönetiminin sunduğu sürekli değişen sözde rasyonellerin doğru olduğunu kabul ediyordu. Irak’la savaş, önce Saddam Hüseyin ve El-Kaide arasında bağlantı olduğu öne sürülerek meşru kılındı. Bu bağlara ilişkin kanıt bulunamayınca da sorun Saddam’ın nükleer programıyla ilişkilendirildi. (Yönetim, söz konusu tanımı kasıtlı olarak kimyasal silahları da içermek üzere “kitle imha silahları” şeklinde genişleterek sorunu daha da karmaşık hale getirdi. Ancak gerçek şu ki zehirli gazlar bu kategoriye ABD için hiçbir zaman ciddi bir tehdit oluşturmamıştır.) Böylelikle, bir çok ılımlı, Irak ile savaşmanın iyi bir fikir olduğuna ikna oldu ve kongre Bush’a savaş konusunda yeşil ışık yaktı.
Sonunda Irak’ın nükleer programıyla ilgili inanış sarsıldı. Irak’ın satın aldığı alüminyum tüplerin iki temel katında bir olarak gösterilmesinde bir yorum hatası olduğu anlaşıldı. Tüpler iddia edilen amaca, uranyum zenginleştirilmesi işlevine uygun değildi. Diğer bir sözde kanıt olarak Irak’ın Nijerya’dan uranyum aldığını gösteren belgelerin sahte olduğu anlaşıldı. Ancak bu durumda Bush’un Irak’a demokratik bir yönetim getirmenin bölgede demokratikleşme dalgası yaratacağı görüşünü ortaya attı ve iyi niyetli bir çok ılımlıdan bir kez daha destek aldı. İşgal yönetiminde üst düzey bir göreve sahip olacağına inanılan Jones Wodsey, savaş kesinleşince, -soğuk savaşın 3 ncü Dünya Savaşı olduğunu varsayarak- Irak’taki savaşın Irak kadar Suriye ve İran’ı da ilgilendiren bir anlaşmazlık olarak 4 ncü Dünya Savaşı olacağını ilan etti. Aslında aynı politika, enerji, sağlık, eğitim ve diğer politikalar içinde geçerliydi. Bush yönetiminde politika üreten görevlilerin tüm bu olanlardan son derece radikal görüşlere sahip geçmişleri vardı. Bu da yönetimin tamamen radikal hedefler ortaya koyduğunun göstergesiydi. Ancak yönetim her bir politikanın radikal olmadığını ortaya koyan ayrı birer öneri sunarak ılımlıları durumun sanıldığı gibi olmadığına ikna ediyordu ve her durumda yönetimle ortak noktada buluşmaya çalışan ılımlıları yatıştırıcı bir strateji izledi ve tutulmayan sözleri büyütmekten kaçındılar. İstikrara alışmış olanlar devrimci bir güçle karşılaştıklarında olanlara inanmıyor ve karşı çıkmakta etkisiz kalıyorlardı.
Bush yönetiminin dev bir askeri yapılanmayı haklı çıkarmak için terörist tehditleri kılıf olarak kullandığı doğru. Ancak, eğer tüm bu silahların parasını ödeyebilmek için ödün vermek zorundaysak zenginlik dönemlerinde gündeme gelen vergi indirimlerini de yeniden gözden geçirmek gerekmez mi?
Yönetim, teröre karşı savaşın bir misyon olduğunda diretiyor, hatta buna gerçekten inanmış olanlar bile vardır. Ancak, bütçeye bakıldığında bu bir misyon değil sadece bahane…
İşsizlik, küreselleşmeye karşı çıkışlar, ekonomideki dalgalanmalar, bütçe açıkları yanında ABD’nin dış politikasında ne kadar dürüst olduğu da tartışılır. Seçmenlerine oldukça cömert ve yardımsever bir ülke gibi görünen Amerika, Dünya Sağlık Örgüt (WHO)’nün gelişmiş ülkelerinin dünyada yoksullara ulaşan temel sağlık hizmetlerini artırma planına kaynak sağlamaya çağıran komisyon raporuna göre Portekiz ve Yunanistan gibi kendisinden daha geride olan ülkelerden bile daha alt sıralarda yer alıyor. Üstelik yardım için ayrılması gereken bütçe gelişmiş ülke gelirlerinin % 0,1, geri dönüşü ise her yıl en az 8 milyon yaşam.
Yazara göre ABD’li seçmenler, verdikleri onca paraya karşılık yabancıların neden daha fazla minnettarlık gösterdiklerini merak ediyorlar. Gerçek şu ki cömert ve büyük bir ülke olduklarını düşünmek ABD’lilerin hoşuna gidiyor.
Sonuç olarak; Paul KRUGMAN bu eserinde Amerika’nın; düş kırıklığı ve yalancılığın ortasında; yanlış ve sahte ekonomi politikaları, umursamaz yönetim kadrosu, enkaz haline gelen bütçe ve param parça olan dostluk ilişkileri ile çoktan yolunu kaybettiğini akıcı bir dille, büyük bir ustalıkla anlatmıştır.
Yayın tarihi: Mayıs 05, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.