Yazar Erik Jan Zürcher tarafından kaleme alınan bu eserin ilk bölümünde tarih yazıcılığı sırasında konu Kurtuluş Savaşı dönemi
olduğundan bunun Atatürk ismiyle bütünleştiği; ama bazı yönlerden de eksik kaldığı noktalar olduğu öne sürülmektedir. Bunlardan birisi de esere ismini veren Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ nın kuruluşundaki iktidar mücadelesinin sadece Atatürk’ün liderliği kapsamında ele alınmış olmasıdır. Bunun nedeni genel kabul gören görüşlerin aksine bir yorum ya da görüş ileri sürmenin kaynak bulma açısından sıkıntı doğurmasıdır. Zaten yazara göre Türk akademisyenlerin çağdaş Türkiye tarihiyle ilgili çalışmalarının hemen hepsi yabancı arşiv malzemelerine dayalıdır. Terakkiperver Cumhuriyet Fıkkası’nın evrakı parti kapandıktan sonra imha edilmiştir. Hatta bilindiği kadarıyla partiye ilişkin bir monografi ne Türkiye’de ne de batı ülkelerinde mevcuttur.
Bunun sebebi partinin resmen 7 ay varlığını sürdürebilmesi ve hükümet kuramamasıdır. Kendi hazırladığı bir yasayı Millet Meclisi’nden geçirememiştir ve dönem tarihçileri olayları galip olanın (Mustafa Kemal) bakış açısından değerlendirmişlerdir. Kısacası ulusal hareket içindeki iktidar mücadelesi ulusul hareketin “ Perde Arkası ” tarihi çok az ilgi görmektedir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ nın Kuruluşundan önce gelişen olaylara göz atacak olursak bunların en önemlisi 6 Aralık 1922 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ nin devamı olmasını düşündüğü bir partiyi (Halk Fırkası’ nı) kurma niyetini açıklaması ve resmen 11 Eylül 1923’ te Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ nin Halk Fırkası olmasıdır.
29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmişti; fakat Rauf Orbay, Refet Bele, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy Cumhuriyet ilan edilirken danışılmamışlar, ne de durumdan haberdar edilmişlerdir. Bu kişilerden Rauf Orbay Cumhuriyete karşı değildi; Onun karşı olduğu şey anayasanın Meclis’te ve ülke çapında gereğince tartışılmadan değiştirilmiş olmasıydı.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın çok ilginç, ilginç olduğu kadar da önemli bir özelliği vardı. Parti’nin üyelerinin büyük çoğunluğu ittihak ve Terakki Cemiyeti üyesiydiler. Mustafa Kemal de Cumhuriyet yönetiminin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi açısından bir muhalefet partisinin kurulması gerektiğine inanıyordu.
Fakat savaştan yeni çıkmış ve yeni yeni demokratikleşme sürecine girmiş bir ülke için bu durum alışılması zor engellerden oluşan bir barikata benziyordu. Bu barikatın aşılması bir anda olabilecek bir hamle değildir. Bu sebeple Mustafa Kemal Anadolu ve Rumeli’ de halkın Cumhuriyet’in ve Demokrasi’nin ne olduğunu anlaması açısından ve muhalefet olgusunun olgunlaşması bakımından daha zamana ihtiyaç olduğunu düşündüğü için Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ nın varlığını sürdürmesine 7 ay izin verebilmişti.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyelerinin mücadele ettikleri alan sınırları tam anlamıyla belirlenmiş ve mücadelenin neye karşı neyle olması gerektiğini tam olarak bilememeleri nedeniyle bir kör dövüşü şeklindeydi. Bu kör dövüşü sırasında bazen Mustafa Kemal’e mi yoksa iktidardaki Halk Fırkası’ na mı yoksa kendi üyeleri arasındaki kişisel çıkar hesaplarına mı karşı olduklarını çoğunlukla aynı potada eritme çabası içine giriyorlardı.
Ama tabii zamanı gelince Cumhuriyet Yönetiminin olmazsa olmaz koşullarından biri olan muhalefet yapma gerçeği kaçınılmaz bir olgu olarak ortaya çıkmıştır.