• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Çağlar öncesinden günümüze Doğu Anadolu

.

Çağlar öncesinden günümüze Doğu Anadolu

tarafından : dokuz    

Yazar : Necati ÇANKAYA
Anadolu, insanoğlunun var olduğu günden bugüne kadar geçen süre içinde uygarlığın ve medeniyetlerin beşiği olmuştur. Sahip
olduğu stratejik yapısı itibarıyla çağlar öncesinden günümüze kadar çetin mücadelelere sahne olan bu güzel vatan, kısa süreler içinde değişik ırklara, kavimlere, soylara ve devletlere ev sahipliği yapmıştır. Eserin bu bölümünde Sümerler, Hititler, Etiler, Asurlular, Sakalar, İskitler, Kimmerler, Persler, Abbasiler, Emeviler, Selçuklular, Osmanlılar ve Moğolların var oluşları ile bunların birbirleri ile olan mücadelelerine yer verilmiştir.
Yapılan bu mücadeleler sonunda yukarıda belirtilen devletlerin kurulduğu, her kurulan yeni devletin bir öncekini yok ettiği, yok olan her devletle beraber bir uygarlığın yok olduğu ve bu uygarlıklardan sadece izlerinin kaldığı görülmüştür.
Türklerin 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile ortaya çıkmadığı, tarih öncesi bilinmeyen çağlardan itibaren Turani kavimleri ile var olduğu ifade edilmiştir.
İkinci Bölüm
Bir ülkenin ulusal birliğini ayakta tutan değerlerin başında tarih, kültür, dil, töre, gelenek ve görenekler ile inanç bağları gelir. Bu değerlerden en önemlisi ise dildir.
Değişik coğrafi bölgelerde yaşayan Anadolu insanı da bu değer yargıları ve dili ile sıkı sıkıya birbirine bağlanmıştır. Ancak, aynı kökten gelen, aynı dili paylaşan, aynı kültürü teneffüs eden, aynı tarihin ve kaderin çocukları olarak yaşayan insanlarımız, amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak olan politik maksatlı çevrelerin ideolojileri istikametinde Kürtçe isimli bir dilin konuşulması uğruna ayrımcılığa ve bölücülüğe itilmiştir.
Anayasanın üçüncü maddesinde “devletin dili Türkçe’dir” denmesine ve Atatürk “Türk Ulusu’nun bir tek dili olduğunu ve bunun da Türkçe” olduğunu ifade etmesine rağmen politikacılarımız;
Türk Dilini ve Türkçe’mizi,
Tarihimizi,
Töreleri,
Gelenek ve görenekleri,
Kültürümüzü,
Sanatsal faaliyetleri,
Yurt içi ve dışındaki hain ve işbirlikçilerine anlatamadılar, yetersiz kaldılar, yasaları hiçe saydılar. Sonuçta bu değer yargılarımızı bölücü ve terörist unsurlar menfaatleri doğrultusunda kullandılar.
Üçüncü Bölüm
Örf, adet, tasa ve kıvançta beraber olan Anadolu insanı, Anadolu Tarihi’nin teşekkülünde Türk ve Kürt olarak beraber yaşamış ve aynı rolü oynamıştır. Fakat, Avrupa’nın 19 ncu yüzyılda sanayi, sermaye ve üretim merkezi haline gelmesi ile yeni pazarlar aramak, stratejik mevkileri ele geçirmek maksadıyla, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına göz dikmiş ve yayılmacı bir politika izlemeye başlamıştır. Sonuçta, amacı Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılması olan Şark Meselesi ortaya atılmıştır.
Bu mesele, özellikle Fransa – İngiltere – Rusya – A.B.D. tarafından her fırsatta desteklenerek Osmanlı İmparatorluğu’nun kaynakları sömürülmüş, kapitülasyonlar ile Avrupa’ya bağımlı hale getirilmiş ve imparatorluğun çöküşü hızlandırılmıştır. Böylece, Doğu Anadolu halkı batılı devletlerin menfaatleri doğrultusunda Türkiye’yi bölmeye yönelik sözde Kürtçülük ve Ermeni sorunu ile karşı karşıya bırakılmıştır.
Benzer konular Kurtuluş Savaşı döneminde Nesturi, Şeyh Sait, Sason, Ağrı ve diğer isyanlar şeklinde, Cumhuriyet kurulduktan sonra sağ-sol, Alevi - Sünni, Kürt-Türk, dinci-laik çatışmalarıyla, 1974 Kıbrıs Harekatı’ndan sonra ASALA örgütüyle karşımıza çıkmış, ama hiç birinde başarılı olamamıştır.
1984 yılında ise emperyalizm hedefine ulaşmak için, başta komşularımız olmak üzere İngiltere - Almanya - Hollanda – Belçika – İtalya – İsviçre – Güney Kıbrıs – Yunanistan – Suriye – Irak – İran – Ermenistan ve Rusya’nın desteği ile Kürt devleti kurmak için kanlı terör örgütü PKK ve terörist başı Öcalan’ı devreye sokmuştur.
Bölümün devamında örgütün özellikle doğu ve güneydoğuda yaptığı kanlı eylemler ile Avrupa ve Türkiye’deki siyasi ve askeri faaliyetleri, bebek katili Apo’nun yukarıda belirtilen ülkelerle olan tehlikeli ilişkileri, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile K.K.K. Orgeneral Atilla Ateşin konuşmaları sonucu Apo’nun Suriye’den kaçışı, yakalanışı, Türkiye’ye getirilişi ve Yüce Türk Adaleti’ne teslim edilişi anlatılmaktadır.
Dördüncü Bölüm
Var oldukları tarihten itibaren bağımsız bir devlet olarak yaşamak isteyen Ermeniler, 8 nci yüzyıla kadar çeşitli imparatorluk ve devletlere bağlı bir derebeylik veya toprak parçası halinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 8 nci yüzyılda Arap, 10 ncu yüzyılda Bizans, 11 nci yüzyıldan itibaren Türk egemenliğinde, 20 nci yüzyılda ise Rusya’nın peyki olarak yaşamışlardır.
Bu süreç içinde bağımsız bir devlet olma emellerine kavuşamayan Ermeniler, bağlı oldukları devletler tarafından (Türkler hariç) her türlü haktan yoksun, zorla Ortodoks yapılmak istenen, okul ve dini kuruluşlarına müsaade edilmeyen, kendi dilleri ile eğitim yapmaları engellenen pislik içinde yaşayan bir toplum idi.
Ermenilerin ilk defa rahat ve huzur içinde yaşamaları Osmanlı idaresi ile başlamış ve Fatih’in fermanı ile İstanbul’da Ermeni Patrikhanesi kurulmuştur. Abdülhamit ve Abdülmecit döneminde ise benzer haklar verilmeye devam edilmiş ve bu haklar yapılan antlaşma ve konferanslarla teminat altına alınmıştır.
Batılı devletler ve Rusya ise boş durmayıp bu gelişmelere paralel olarak Ermeniler ile yakından ilgilenmeye ve Doğu Anadolu’nun Ermenistan olduğu fikrini yaymaya başlamışlardır.
Kendilerine verilen bu hakları çok iyi kullanan Ermeniler, Osmanlı topraklarında hızla gelişip iş hayatında olduğu gibi kamu hizmetinde de önemli yerlere geldiler. Batılı devletler ve Rusya’nın da desteği ile kendilerine tanınan özgürlükleri fırsat bilen Ermeniler, Osmanlı Devleti sınırları içinde gizli ve açık birçok örgütler, komiteler ve çeteler kurmaya başladılar. Kurulan bu çeteler Osmanlı Devleti’nin zayıf olduğu zamanlarda baş kaldırmaya ve eylemler yapmaya kadar uzanmıştır. Bunlar içerisinde en etkili olanları Hınçak ve Taşnak Komiteleri olmuştur.
Esas amaçları, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak olan batılı devletler ve Rusya, tarihi gerçekleri saptırarak Ermeni komitelerine her türlü maddi ve manevi destekleri yaparak, Osmanlı topraklarında Ermenilerin teşkilatlanmalarını sağlamıştır.
Osmanlı – Rus Harbi’nin başlaması ile 1920 yılına kadar geçen süre içerisinde Anadolu’nun birçok yerinde, özellikle Van – Bitlis – Muş – Erzurum – Kars – Diyarbakır – Urfa – Maraş –Sivas yörelerinde, genç – yaşlı, kadın – erkek demeden vahşi katliamlar yapmışlardır.
Anadolu’nun işgalci devletlerden ve Ermeni katliamından kurtuluşu, Kurtuluş Savaşı ile mümkün olmuştur. Ancak, günümüzde benzer oyunların oynanmasına devam edilmektedir.
Eser ağır bir dille yazılmış, akıcılığı olmayan, değişik yazar ve bilim adamlarının görüşlerinden kesitler alınarak derlenmiş bir kitaptır. Eserin görsel unsurlarla desteklenerek daha etkili hale getirilmesi, imkanlar ölçüsünde bölümler halinde yayınlanması daha etkili olurdu.
Yayın tarihi: Mayıs 04, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.