BİRİNCİ BÖLÜM: BÜYÜK İSRAİL STRATEJİSİNİN İDEOLOJİK TEMELLERİ;
Yahudilik İlk baştan bugüne kadar yüzlerce kitaba sahip
olmuştur.Yahudiliğin herkesçe bilinen en tanınmış kitabı Tevrat adı verilen Ahd-i Atik ‘tir. Yahudilerin günlük hayatlarının düzenleyicisi kitap ise Talmud olarak bilinir ve sıradan Yahudi’nin günlük hayatının anayasası gibidir. Babil ve Filistin Talmudu diye bilinen İki şekli vardır. Yahudi ideolojisi temel olarak bu kitaplara dayanmaktadır.
İsrail’in ideoloji Antisemitik dönemlerin yaşandığı ve Holokost’un yer aldığı Antik Doğu ile Antik Batı’nın modern tarihinde Yahudilerin Tarihi ihtirasları temelinde İsrail’in bilincine karar veren mantıklı tek şey kendi devletini dayatmak ve diğerlerini İsrail’i kabul etmeye zorlamak için gücün gerekliliğidir. Böylece büyük İsrail düşü bu doktrinin bir ürünü olarak görülmelidir.
İKİNCİ BÖLÜM: BÜYÜK İSRAİL STRATEJİSİNİN TARİHSEL DİNAMİKLERİ;
Bu bölümde Yahudiliğin doğuşundan İsrail devletinin kurulmasına kadar geçen tarihi süreç anlatılmaktadır. İsrail’in kurulmasında Orta Doğunun kaderini değiştiren Balfour bildirisi,İngilizlerin sinsi planları, İkinci Dünya Savaşı’nın etkileri anlatılmaktadır.
14 Mayıs 1948 de İngiliz manda rejimi tam bir çıkmaz içinde sona ererken aynı gün devletinin kuruluşu ilan edildi.O gece ABD ,”İsrail devletinin bağımsızlık ilanından tam on bir dakika sonra ,Başkan Truman İsrail’i tanıdığını açıkladı. Diğer devletlerde ardından sırayla İsrail’i tanıdıkların açıkladı.
Siyonizm’in öncülerinden ve İsrail’in ilk başkanı David Ben Gurion Ülkesini yönettiği günlerde şöyle diyordu:“Filistin’in bugün elimizdeki haritası İngiliz sömürgecileri tarafından çizilmiştir.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: BÜYÜK İSRAİL STRATEJİSİNİN AÇILIMLARI;
50 yıllık savaş ve barış çabaları: Ortadoğu'da, 1948 yılında İsrail'in kurulmasıyla başlayan 50 yıllık savaş, barış çabaları, ateşkes ve anlaşmalara rağmen dinmek bilmedi.
İsrail'in kurulması İsrail devletinin kurulması süreci, 1897'de Theodor Herzl'in İsviçre'de Birinci Dünya Siyonist Kongresi'ni toplamasıyla başladı. 29 Kasım 1947'de, BM, Filistin topraklarının yüzde 56'sının 650 bin kişilik Yahudi nüfusuna, yüzde 44'ünün ise 1 milyon 300 bin kişilik nüfusu bulunan Filistin'e verilmesini ve Kudüs'ü uluslararası statüye alan bir planı onayladı. İsrail devletinin kuruluşu, 14 Mayıs 1948 tarihinde ilan edildi.
Arap- İsrail savaşları: İsrail devletinin kurulmasından sonra, İsrail ile Araplar arasında 1956, 1967 ve 1973 yıllarında savaşlar çıktı. 1948: İsrail'in kurulmasının hemen ardından Mısır, Ürdün, Irak, Suriye ve Lübnan'dan gelen Arap kuvvetleri, Filistin'in Yahudilere verilmeyen güney ve doğu bölgelerini işgal etti ve Eski Kudüs'ü ele geçirdi. 1973: Yahudilerin kutsal günü Yom Kippur'a denk gelen 6 Ekim'de, Mısır Süveyş Kanalı, Suriye ise Golan Tepeleri üzerinden İsrail'e saldırdı. İsrail ve Mısır, önce ateşkes, ardından 1974'de barış anlaşması imzaladı. İsrail ile Suriye arasında da aynı yıl ateşkes sağlandı. Bölgeye BM barış gücü yerleştirildi. 1979-Camp David: İsrail'in 1979'da Sina Yarımadası'ndan çekilmeyi kabul ederek Mısır ile Camp David anlaşmasını imzalamasıyla bir Arap devletiyle ilk kez barış yapılmış oldu.
Filistin yönetimi ve dinmeyen şiddet Ortadoğu'da, İsrail'in kurulmasıyla başlayan 50 yıllık savaş, son 10 yılda çok sayıda barış müzakerelerine ve ateşkes girişimlerine tanık oldu.
14 Mayıs 1994: Özerklik anlaşmasının ayrıntılı planı, Mısır'ın başkenti Kahire'de imzalandı. Gazze kenti ile Batı Şeria'daki Eriha, ilk Filistin özerk bölgeleri oldu.
28 Eylül 1995: ABD'nin başkenti Washington'da, birçok yerleşim biriminin Filistin Özerk Yönetimi'ne (FÖY) devredildiği ikinci kapsamlı özerklik anlaşması imzalandı.
4 Kasım 1995: Aşırı milliyetçi genç bir Yahudi, Tel Aviv'deki barış mitinginde İşçi Partisi lideri, Başbakan İsaac Rabin'i öldürdü. Nobel Barış Ödülü'nü Rabin ve Filistin Devlet Başkanı Arafat ile birlikte paylaşan Şimon Peres Başbakan oldu.
4 Mayıs 2001: ''Mitchell Komisyonu'' olarak bilinen Ortadoğu Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, İsrail ve Filistinlilere sunuldu. Raporda, şiddetin tamamen sona erdirilmesi, yeni Yahudi yerleşim birimleri oluşturma projelerinin dondurulması ve barış görüşmelerinin yeniden başlaması tavsiye edildi.
13 Haziran 2001: Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Başkanı George Tenet arabuluculuğunda taraflar ateşkes ilan etti, ancak bu da yürümedi.
29 Mart 2002: İsrail, Filistin lideri Arafat'ın 1994'te sürgünden dönüşünden beri en şiddetli saldırısını düzenleyerek, Filistin liderinin karargahının da bulunduğu Ramallah'a girdi ve Filistin yönetim birimlerini kuşattı. Arafat'ın karargahına da tank ateşi isabet etti. İsrail kabinesi Arafat'ı düşman ilan etti ve Arafat karargahında kuşatma altına alındı
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: BÜYÜK İSRAİL STRATEJİSİNİN VİZYONU;
İsrail, bölgesindeki siyasetin temelini , azınlıkların amaçlarını destekleme prensiplerine dayandırmıştır. Çünkü , bu yol ile bulunduğu küçük alanda büyük bir güç olabilir.İsrail devleti , kendisi için en büyük tehdit olarak gördüğü İslam dünyasını Batı ile çatıştırmak istemektedir.
BEŞİNCİ BÖLÜM: BÜYÜK İSRAİL STRATEJİSİ VE TÜRKİYE;
İsrail devleti, kurulana kadar Anadolu Selçuklu Devletinden Türkiye Cumhuriyetine kadar tarih boyunca Yahudilere kucak açılmıştır. Azınlık olarak ayrıcalıklar tanınmıştır. Türkiye – İsrail ilişkileri ise Türkiye’nin 28 Mart 1949 tarihinde İsrail devletini resmen tanımasıyla başlar.Aslında bu karar Ankara’nın NATO’ya girme ve Batının bir parçası olma çabalarının bir parçası olarak yorumlanmaktadır.
Bugünde gündemde önemli bir yer tutan İsrail ile stratejik işbirliği düşüncesi de ilk kez 1950’lerde Ben Gurion tarafından , bölgedeki Arap olmayan devletlerle İran, Türkiye, ve Etiyopya – Batılı güçlerin işbirliği ile Arapların sayısal üstünlüğünü kırma amaçlı bir “çevresel pakt” oluşturma çerçevesinde dile getirilmiştir. 1950’li yılların ikinci yarısı Türkiye ile İsrail arasında stratejik işbirliğinin de doruk noktasına çıktığı yıllardır.
ALTINCI BÖLÜM: BOP (BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ );
BOP hakkında bazı siyasi ve askeri çevreler projenin temel amaçlarını şu şekilde ifade etmektedir:
1. İsrail’in varlığını korumak
2. Kitle imha silahlarını yok etmek
3. ABD’ye muhalif yönetimleri ve unsurları etkisizleştirmek
4. Terör zeminin bulunduğu ortamı temizlemek
5. Irak’ı denetim altına almak
6. Enerji kaynaklarına yakın olan bu bölgenin kontrolü
Türkiye artık İsrail ile yürüte geldiği ilişkilerin pasif edilgen tarafı görüntüsünden sıyrılarak bu ilişkileri genel Orta Doğu politikası ve bu politikanın bölgeler arası etkileşim alanları ile ilgili sonuçları çerçevesinde yeni bir değerlendirmeye tabi tutma ihtiyacı ile karşı karşıyadır. Ortadoğu’daki gelişmeler bugün Türkiye ye her zamankinden daha fazla etkinlik sağlayabilecek özellikler kazandırmaktadır.Türkiye’nin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefi ; Büyük Orta Doğu Birliği içerisine dahil olmasıyla birlikte , hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir beklenti olarak kalacaktır.