• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Amerika’nın Soykırım Tarihi

.

Amerika’nın Soykırım Tarihi

tarafından : dokuz    

Yazar : Davıd e. STANNARD
Amerika Kızılderililerinin imhası, dünya tarihinde kıyas kabul etmeyecek en büyük çaptaki soykırım girişimidir. Columbus’un
Karayipler’e ilk ayak basışından tam 21 yıl sonra, kâşifin Hispaniola diyerek yeniden isimlendirdiği, çok kalabalık nüfusa sahip olan ada ıpıssız kalmış, yaklaşık 8 milyon insan şiddet, hastalık ve umutsuzluktan ölmüştü. Avrupalılarla ilk karşılaşmalarını takip eden sadece birkaç nesil içinde, Batı Yarıkürenin yerli halklarının büyük çoğunluğu imha edilmişti.
Columbus’tan Önce
İspanyolların işgal ettiği alanlar önceleri çok güzel ve bolluk içindeydi. Su içine inşa edilmiş şehir ve köyler, sudan yükselen ve hepsi de taş işçiliğiyle yapılmış büyük kuleler vardı. Ada metropolünü dolduran 60 bin kadar açık renkli yalancı mermerden ev vardı. Bütün bu evlerin çok geniş ve güzel odaları, ayrıca hem üst hem de alt katlarda çok çeşitli çiçeklerin bulunduğu çok hoş bahçeler vardı. Şehirdeki çok sayıda sokak ve cadde, çok fazla nüfus olmasına rağmen çok düzenli ve temizdi.
Bu topraklarda Mayalar, İnkalar, Aztekler, Payalar, Sumular gibi çok sayıda kabile ve topluluk yaşamıştır. Mayalar dünyanın gördüğü en olağanüstü medeniyetlerden birini, bin yıldan uzun bir süreyle ve elliden fazla bağımsız devlete hakim olarak oluşturmuştur. Maya İmparatorluğu, Güney Meksika’nın Yucatan bölgesinden başlayıp Honduras ve El Salvador kıyılarına kadar ulaşan, 100 bin mil kareden daha geniş bir yüzölçümüne yayılmıştır.
Salgın ve Soykırım
Veba ve çiçek hastalığının salgınlar halinde ortaya çıkışı; kızamık, difteri, grip, tifüs, tifo başka hasalıkların olağan saldırılarıyla birlikte, Avrupa şehir ve kasabalarını kasıp kavuruyor; tek bir seferde buraların nüfusunun yüzde 10 ila 20’sini yok ediyordu. Kıtlık da çok yaygındı. Zenginler dilediği gibi yerken nüfusun geri kalanı açlıktan ölüyordu.
Yol kenarında durgun suyla dolu hendekler, on beşinci yüzyıl şehirlerinde umumi lağım görevi görüyordu. Kesilen hayvanların çürüyen artıkları sokaklarda kokuşmaya bırakılıyordu. Yoksul mezarlarında cesetler derin ve geniş çukurlarda yan yana ve üst üste istifleniyor ve ancak tamamen cesetlerle dolunca mezar toprakla kapatılıyordu. Kısaca Avrupalılar sefil bir hayat yaşıyordu.
Buradaki insanlar öyle samimi ve cömertlerdi ki kimse görmeden inanamazdı. Sahip oldukları herhangi bir şeyi onlardan isteseniz, asla hayır demezler; bilakis kendileri paylaşmaya davet eder, kalplerini verircesine sevgi gösterirler ve değerli, değersiz kendilerine verilen herhangi bir şeye çok hoşnut olurlardı.
Amerika’nın İstilası
Onaltıncı yüzyıl sona erdiğinde, belki de 200 bin İspanyol, her şeyiyle Hint adalarına, Meksika’ya, Orta Amerika’ya ve daha güneydeki yerlere taşınmıştı. Öte yandan, aynı tarihlerde bu bölgelerdeki 60 milyon ila 80 milyon yerli ölmüştü. Ancak kıyım halâ sona ermemişti.
İspanyollar ve Portekizliler, onaltıncı yüzyılın ikinci yarısında Meksika’daki ve Güneydeki yerli halkı “etkisizleştirmek”le meşgulken, İngilizler de İrlandalıları etkisiz hale getirmekle uğraşıyordu. Öte yandan Yeni Dünya topraklarını keşfetmek için birkaç İngiliz seferi düzenlenmişti; ancak bunlar, İspanyolların sömürmeye giriştikleri yerlerin kuzeyine yoğunlaştılar. İngilizlerin Amerika’da bir koloni kurmak için ilk ciddi teşebbüsü, altın bulmayı umdukları Baffin adasında gerçekleşti. Daha sonra, keşfettikleri madenin yalancı altın olduğu anlaşıldı ve koloni terk edildi.
Soykırım olanca hızıyla devam ederken 17., 18. ve 19. yüzyıllarda, koloniciler arasında kendi rızasıyla yaşayan hemen hemen hiçbir Kızılderili yokken, Kızılderililerle birlikte yaşamaya koşan beyazlar oldukça fazlaydı. Beyazlar kaldı, çünkü bunlar Kızılderililerin hayatında güçlü bir topluluk duygusu, yoğun bir sevgi ve müstesna bir bütünlük buldular. Ancak İngilizler bu tür geçişleri engellemek için Kızılderili saflarına geçmeye çalışanları asarak, yakarak veya çarklarda parçalatarak öldürdüler.
Avrupalıların, Amerikan yerlilerine yönelik düşmanlıklarında ayrımsız olarak kadın ve çocukları öldürme alışkanlığı gaddarlıktan fazla bir şey, düpedüz ve kasıtlı bir soykırımdır. Çünkü, kadın ve çocukları öldürülen bir halk yaşayamaz. 18. yüzyıl sona ererken, Doğu Virginia, Güney ve Kuzey Carolina ve Lousiana’nın tamamında hayatta kalan yerlilerin sayısı 5000’den daha azdı; öte yandan 1520’de tek başına 700 binden fazla Kızılderili’yi barındıran Florida’da ancak 2000 yerli bulunmaktaydı. On yedinci yüzyılın sonunda 60 bin kadar Kızılderili’nin yaşadığı Kaliforniya Baja’da 19. yüzyılın ortalarında tek bir Kızılderili kalmamıştır. Alaska’da ise Batı’yla temasın ilk günlerinden itibaren; çiçek, tifo, kızamık veya grip salgınlarıyla yok edilmedikleri dönemlerde önce Ruslar, sonra da Amerikalılar tarafından sistematik olarak ortadan kaldırılmışlardır. Dört yüz yıl boyunca durmaksızın Amerika’yı kasıp kavuran ve milyonlarca yaşamı alıp götüren, dünyanın şimdiye kadar şahit olduğu en berbat insan kıyımı, sonunda dengeye ulaşmıştı; nihayet artık öldürülecek hemen hemen kimse kalmamıştı.
Soykırım
Cinsellik, Irk ve Savaş
Müslümanlara, Afrikalılara, Kızılderililere, Yahudilere, Çingenelere ve diğer dini, ırksal ve etnik gruplara karşı böylesine canla başla, doymaz bir arzuyla soykırımlar yapan o insanlar neydi? Bugün halâ böylesine toptan bir katliama devam edenler nedir? Mücrimlerin davranışını delilik olarak tanımlamaya dair bir meyil vardır. Bir soykırım hareketini tanımlamak için “şeytani” sözcüğü “delilik”ten daha açıklayıcıdır. Bu soykırımları yapanların “yaşam enerjilerinin ölüm üretimine vakfedilmesi, birinci dereceden şeytani bir ilkedir”.
Kızılderililer onların gözünde putperest ve şehvet düşkünüydüler. Bütün arzuları yemek, içmek, kutsal şeylere saygısızlık yapmak ve hayvanca iğrençlikler etmektir.
Amerika’nın keşfi ve fethi, başka birçok şeyin yanı sıra, son Haçlı Seferiydi. Fakat bu şiddet kasırgası niçin açık bir soykırıma dönüştü ve neden bu kadar uzun sürdü? Neden bu şekilde ahlaken meşrulaştırıldı? Neden böyle tuhaf suretlere büründü? sonraki İngiliz ve Amerikan soykırım kampanyaları uzun vadede aynı derecede öldürücü olmalarına rağmen niçin ve hangi bakımlardan İspanyollarınkinden farklıydı? Bütün bu soruların cevapları, altın ve şöhret peşindeki ilk İspanyol’dan başlanarak, buradan İlahi takdir ve günaha ilişkin geleneksel düşüncelere paralel biçimde gelişen ırk kavramlarına gidilerek, sonra yine kuzey ve güneydeki farklı Amerikan toprakları üzerindeki farklı Avrupalı ulusların farklı yollarla aradıkları servet ve iktidara yönelik hırslarına geri dönülerek, Batı ideolojileriyle maddi gerçekliklerin sürekli ve karşılıklı etkileşimlerinde aranmalıdır.
Yayın tarihi: Mayıs 03, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.