İZMİR SUİKASTİNİN PERDE ARKASI
İzmir suikastı; görünürde kişileri,amaçları ve oluşu bakımından oyun içinde oyunların
kurulduğu, kompleks bir olaydır. Arka plandaki siyasi oluşumlar bilinmeden kavranması zordur. Senaryosu İzmit mebusu Şükrü Bey ile Ankara Valisi Abdülkadir ve Ziya Hurşid gibi profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış, uygulaması uygun koşullara bırakılmıştır. Öyle anlaşılıyor ki M. Kemal’i öldürme niyeti Terakkiperver Fırkanın kapatılması sonrasında ortaya çıkmış, zaman içinde olgunlaşmıştır. Önce Ankara'da işi bitirilmek istenir. Ziya Hurşid, 1925 Aralık ayında Gürcü Yusuf ve Laz İsmail'le Ankara'ya gelerek Çankaya yolunda,Meclis binasında keşifler yapıp suikast üzerinde hazırlık yaparlar. Eskişehir Mebusu Ayıcı Arif ve Şükrü Bey olayın doğrudan içindedirler. Ancak bu girişim, Şükrü Bey'in ağzından kaçırması üzerine önce kendi arkadaşları tarafından öğrenilir, daha sonra tüm muhaliflere duyurulur. Özellikle Faik Bey ve Rauf Bey'in müdahalesi bundan vazgeçilerek İstanbul'a dönmüşlerdir. Atatürk'ün Bursa gezisinde fırsat kollanmış,burası da elverişli görülmeyince İzmir'de karar kılınmıştır. Suikastın Ankara safhası, çetenin sadece suç işleme iradesini gösterme bakımından değil, suikastı anlamak bakımından da İzmir safhası kadar önemlidir. Ankara safhası özellikle suikast sonrası duruşmalar yönüyle dikkati çekmektedir doğrusu.
Gazi Mustafa Kemal adına yapılan açıklamalar,daha işin başında suikastın cumhuriyet devrimlerine yönelik hain bir pusu olduğu ve yargılamalarda da ilginç bir ideolojik boyutun ortaya çıktığı gözler önüne serilecektir. Nitekim tutuklama ve yargılamalar bu temel üzerine oturtulmuştur.İstiklal Mahkemesi suikastın arka planını açıklığa kavuşturmak ve daha çok insan sorgulanıp iç yüzünün anlaşılması için suikast davasını ikiye ayırmıştır.
SAVCI NECİP ALİ BEY’İN İDDİANAMESİ
Savcı Necip Ali Bey’in iddianamesi olayı bir suikast ten çok rejim meselesi olduğunu savunmaktadır. Savcı iddianamede çoğu yerde sanıkların ifadelerini çürütmek için Gazi adına tarihi yorumlara bile yer vermiştir. Kısa bir örnek bunu daha da açıklayacaktır.
“Memlekette binlerce vatan evlatlarının çoğu düşman kurşun ve tüfeklerinden ölmüş olduklarını hepimiz bilmekteyiz.
Hükkamı Kiram! Sakarya’da Dumlupınar’da İnönü’nde memleketin aziz gençlerinin kemikleri üstünde yükselen mukaddes Cumhuriyet idaresinde artık böyle hükümet darbeleriyle,iktidar devirmek imkan ve ihtimali yoktur
İttihat ve Terakki, memleket mutlakıyetten meşrutiyete intikal ederken hayli hizmetleri geçmiştir.İttihat ve Terakkiye mensup olup da,bugün memlekete vatan pervane hizmetlerde bulunan pek çok kimseler vardır.Düşman ve Ermeni kurşunlarıyla aramızdan ayrılmış olan zatları hürmet ve rahmetle yad ederim.Fakat İttihat ve Terakki, kendi kararıyla tarihe intikal etmiştir.”
Necip Bey İddianamesinin sonunda sanıkların savunmalarını hazırlamalarını istemiştir. İstiklal Mahkemesi bu yargılamalarda sanıkların avukat tutmalarına izin vermemiş tamamıyla kendi savunmalarını kendilerinin yapmalarını sağlamıştır.Sanıların da hemen hemen hepsi 12 Temmuz 1926’da hazır olacak şekilde savunmalarını yazılı olarak hazırlamışlardır.
SAVUNMALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
12 Temmuz 1926 Pazartesi günü mahkeme heyeti savunmaları dinlemek için yerini almıştır.Savcı Necip Ali Bey’in iddianamesinde beraatleri ister. Paşalar söyleyecek sözleri olmadığını belirtip savunma yapmadılar.
İlk savunma Ziya Hurşid’in;
Kendisi hukukçu olmasa da,savunması hukukçu diliyle yazılmış havası veriyordu.Savunmasından kısa özet:
Hakikati ortaya koyarak ve kanunun müsait maddelerinden istifadeye çalışarak kendi kendimi müdafaa edeceğim. Ben kimseyi müsella han isyana davet etmedim. Ben Gazi’nin risayeti altında bir Heyet-i Vekile yapmak istiyordum. Reisicumhura suikast ise Kanun-u Cezada yoktur.
Ziya Hurşid bunları söyleyip savcının karşısında belirlediği bazı kanunlarla ilgili yorumlar yaptı. Savcıda bu yorumlara karşılık suikastın tamimiyle Gazi’ye yönelik bir hareket olmadığını tüm rejimi ayaklandırıcı bir girişim olduğunu iddia ederek Sari Efe Edip’in savunmasına geçti.
Sarı Efe Edip’in Savunması;
Sarı Efe Edip yaptığı savunmada masum olduğunu,giriştiği bu işte tamamen planlayıcılara belli bir süre yardım ederek olayın derinleşmesini beklediğini.Uygun zaman ve yerde hepsini birden yakalatmak istediğini söylemiş.Hakkında söylenenlerin kendi üzerinde kurulan bir oyundan ibaret olduğunu anlatmıştır.
Gürcü Yusuf ,Laz İsmail,Çopur Hilmi Savunması;
Gürcü Yusuf savunmasını yazılı olarak vermiştir.Savunmasında Türkçe bilmediğini ve yaptıklarından pişman olduğunu yazmıştır.
Bundan sonra Laz İsmail’de kendisini aynı şekilde savundu.Pişman olduğunu ve Gazi’den af dilediğini ve onun bu affı vaat ettiğini söylemiştir.
Çopur Hilmi savunmasında haber vermek isterken ondan daha önce davrandıklarını yaptığı şeyi kendisine yakıştıramadığını söylemiştir.
Şükrü Bey’in Savunması;
Şükrü Bey savunmasını suçlandığı siyasi konulara göre hazırlamıştır.Önce kendisinin görev alığı yerleri anlatmıştır.Daha sonra Ziya Hurşid gibi Şükrü Bey’de kanunun 75’nci maddesine itiraz ederek işlediği suçun kendi yaptığıyla alakalı olmadığını savunmuştur.
Arif Bey’in Savunması;
Arif Bey suikasti önce karar sonra icra olarak ikiye ayırmış,suikastin karar aşamasıyla hiçbir alakası olmadığını iddia etmiştir.
İZMİR SUİKASTİNİN PLANLAYICILARI OLAN ZİYA HURŞİD,ŞÜKRÜ BEY’İN YARGILANMALARI
Ziya Hurşid'in dışa dönük karakteri duruşmalarda kendini göstermiştir.Ziya Hurşid ilk sorgulamasında ve yargılanmasında suikast hakkındaki sorulara açık ve detaylı cevaplar vermekten kaçınmamıştır.Ziya Hurşid'in bu davranışı dürüstlük sayılabilir ama açıklamalarıyla aynı yola çıktığı arkadaşlarını zor durama soktuğu da kesinlikle bir gerçektir.Yaptığı itiraflar yanında inkar edici birkaç davranışı da olan Ziya Hurşid idam edilmekten kurtulamamıştır.
ŞÜKRÜ BEY'İN YARGILANMASI;
Suikastın en önemli sanığı Şükrü Bey'dir.Suikast planının beynindeki kişidir.Mahkeme yargılama boyunca Şükrü Bey'e yönelttiği sorulardan genel anlamda inkar ve iftira cevabı almıştır.Şükrü Bey mahkemedeki bu iftiracı tutumuyla dahada dibe batmıştır ve idam onunda sonu olmuştur.
İDAM EDİLMELERİ
İstiklal Mahkemesi İkisi gıyaben olmak üzere 15 kişiyi idama mahkum etmiştir.13 Temmuz 1926’yı 14 Temmuz’a bağlayan Çarşamba gecesi infazların yapılması kararlaştırılmıştır.Gaffarzade otelinin yanı,hükümet meydanı ve askeri kışla önüne 13 ayrı sehpa yerleştirildi.İlk infaz edilen Gürcü Yusuf tur.Arkasından sırasıyla Miralayı Rasim Bey,Ayıcı Arif,İsmail Canbulat,Abidin Bey,Hafız Mehmet,Şükrü Bey,Rüştü Paşa,Miralayı Arif,Abidin Bey,Sarı Efe Edip,Ziya Hurşid,Halis Turgut idam edilmiştir.
FAİK BEY’İN 30 YIL SONRAKİ AÇIKLAMALARI
Faik Bey suikast davasında önemli kilit isimlerden biri ve idam edilen elebaşı Ziya Hurşid’in ağabeyidir.Kendisi bizzat olayın mağdurudur.Üstelik bu olay yüzünden kardeşini genç yaşta ölüme sürüklemiştir.Yaptığı açıklamalar bazı çevreleri rahatsız etmiştir.Bunun nedeni,Faik Bey’in Karabekir ve Rauf Bey’itöhmet altına sokan sözleridir.Kendi bölümünde aynen verilen açıklamanın özeti şudur:
”Terakkiperver muhalefetin lider kadrosu,suikastin sadece Ankara ayağındaki olaylardan değil,Atatürk’ün seyahate çıktığı günlerde de suikast hazırlığından şöyle yada böyle haberi vardır.”
Faik Bey Karabekir’in bizzat ağzından duyduğu suikast işaretlerini ortaya dökmüş fakat hepsi cevapsız kalmıştır.