• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Yeni HAÇLILAR

.

Yeni HAÇLILAR

tarafından : dokuz    

Yazar : RAHUL MAHAJAN
Kitap üç ana soru üzerine odaklanmaktadır.
Olaylara, olayların nedenleri ve sonuçlarına ilişkin olarak ABD hükümeti
ve önemli medya organları tarafından anlatılan versiyonları ne derece doğru yansıtmaktadır?
Terörizme karşı savaşın içinde anlaşılabileceği ve değerlendirilebileceği geniş tarihsel bağlam nedir ?
Afganistan askeri işgali tamamlandıktan sonra ne olacak ?
Birinci Bölümde, ayrıntılı olarak terörizme karşı resmi görüşünün nasıl doğduğunu ve kamuoyuna nasıl empoze edildiği ele alınarak tartışmanın çerçevesini çizmek istiyorum. İkinci bölümde geçen on yıl ve daha uzun süre içindeki ABD dış politikasının çeşitli yönlerini ele alacak ve ABD emperyalist ideolojisinin bir unsuru olarak “beyaz adamın yeni yükü” – yeni bir kültürel üstünlük türünü gerçekleştirme girişimi genellikle evrensel bağlamda ileri sürülse de, bu yönüyle üstünlükçüdür- fikrini öne süreceğim. Üçüncü bölümde terörizme karşı savaşta ileri faaliyetlerin hedefi olması en muhtemel bölgelerdeki ve Amerika’nın içindeki muhtemel gelişmeleri ele alacağım.
Terörizme Karşı Savaş – MİT ve Gerçek
11 Eylül 2001 de Dünya Ticaret Merkezi’ ne saldırı yapıldı. Amerika’da saldırıdan sonra savaş spekülasyonları yapılmaya başlamıştı. İlk ulusa seslenişte Başkan Bush şunları söylüyordu: “Bu suçları işleyen teröristlerle onlara yataklık yapanlar arasında herhangi bir ayrım yapmayacağız.” Bu saldırının sorumluluğunu kimse üstlenmemiş olsa da yaygın bir şekilde bu saldırıya Orta Doğu teröristlerinin katıldığı varsayıldı.
Saldırıdan sonra Amerika’da “Bizden neden nefret ediyorlar?” sorusu ülkede yankılanmaya başladı. Başkan Bush buna karşılık olarak “Amerika’nın bu saldırıya hedef olmasının nedeni, bizim dünyadaki en parlak özgürlük ve fırsat ışığı olmamızdır.” dedi.
Amerika’ya muhalefet etmek için gerekli rasyonel nedenleri bulmak hiçbir zaman güç değildi. Üçüncü Dünya ülkelerindeki öfke temelleri ikinci dünya savaşından sonra Amerika sömürgeciliğin kaldırılmasının destekçisi olarak görülüyor ve sömürge ülkeleri arasında popülerdi. Bu sömürge ülkelerini Avrupa ülkelerinin elinden alıp, kendine mal etmeye başlamasıyla değişti.
Usama bin Ladin yada onun üyelerinin kafalarındaki düşünce ne olursa olsun, Ladin yayınlanan açıklamalarında Amerika demokrasisine, özgürlüğüne yada kadınların rölüne karşı çıkmaya ilişkin hiç bir açıklamada bulunmamıştır. Amerika’nın Afganistan’a saldırısından sonra, Ladin‘e ait ilk video kaset olan yeni militanların göreve kabulü kasetinde sürekli olarak Hiroşima, Filistin ve Irak’tan söz edilmektedir. Amerika, Usame bin Ladin’i hiç kanıt göstermeksizin saldırıların suçlusu olarak ilan etti. Amerika, Afganistan’a yaptığı saldırılarda BM sözleşmelerine ve İnsan Hakları Beyannamesine hiçbir zaman uymadan uyguladı. ABD hükümeti, gücü nedeniyle istediğini yapma hakkının olduğunu iddia etmesine karşın prensiplere gayet iyi uyuyor görünüyordu. Amerika’nın Afganistan’a saldırmasındaki neden, dünyanın mafya babalığını üstlenmektir. İkinci neden; Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz yeni açılan Orta Asya bölgesinde ABD askeri üs bölgesi kurulmasıdır. Buradaki rezervler OPEC kapsamı dışındadır. Afganistan’ın Hazar Havzası ile Japonya, Çin ve Hindistan alt kıtasındaki dev pazarlar arasında yer alması, bu ülkeyi çok kritik bir konuma taşımaktadır.
Amerika El-Kaide’nin kökünü kazımak için yaptığı saldırılarda haklı ise de; Afganistan’a yapılan bombardıman ve ambargo nedeni ile bir çok sivilin ölmesine neden olmuştur. Bunu dünyaya belli oranlarda El-Cezire duyurabilmiştir. Diğer medya grupları Amerika yanlı yayınlar yapmıştır.
Modern tarihin en utanç verici olaylarından birinde yeryüzünün en zengin ve güçlü ülkesi, bir yandan dünyaya kendini erdemli ilan ederken; öbür yandan yeryüzünün en yoksul ve perişan ülkesini ezmektedir.
Beyaz Adamın Yeni Yükü
Amerika bir imparatorluk, 140 ülkede sürekli ABD askeri birliği bulunmaktadır. 11 Eylül krizinden yararlanarak üs sayısını arttırdı. Amerikan ekonomisi çok güçlü bu gücü sömürgesi altında bulanan ülkelerden faydalanarak daha da arttırmaktadır. Üçüncü dünya ülkeleri, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın borç tuzağına düşmesi sonucu, Üçüncü Dünya Ülkeleri’nin mal varlığı Birinci Dünya Ülkeleri şirketlerinin eline geçmesine yol açmaktadır. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü her ne kadarda çok uluslu olsa da, özünde Amerika’nın mutlak egemenliği altındadır.
Amerika saldırıda bulunduğu ülkelere hep hava bombardımanı ile başlamıştır. Bu bombardımanlarda kasıtlı olarak haberleşme hatlarını, rafinerileri, depolama alanlarını, otomobil montaj fabrikalarını, radyo ve diğer sivil iletişim sistemlerini, sivil fabrikalarını, ilaç üretim fabrikalarını ve gıda üretim ve depolama sahalarını bombalamıştır.
Ülke üzerinde siyası ve ekonomik baskı kurarak yardım ve ticaret yapmasını engellemektedir. Böylece birçok insanın ölümüne neden olmaktadır. Bu ölümler genellikle savaşta ölenlerden çok daha fazla olmaktadır. ABD “patent haklarını koruma” girişimiyle bu ülkelerin ilaçlara ulaşmasını da engellemektedir. ABD yada Batı egemenliği barış gücü, insani müdahale ekonomik yardım ve insan haklarını koruma adı altında müdahale edemeyeceği bir yer yoktur.
Terörizme Karşı Savaşta Yeni Eğilimler
Terörizme karşı savaş henüz bitmedi. Afganistan “yirmi birinci yüzyılın ilk çatışmasıdır.” Şimdiden gözler diğer ülkeler üzerine çevrildi. Amerika müdahale ettiği ülkelerin başına getirdiği devlet başkanları Amerikan şirketlerinde ücretle çalışan kişilerdir. Çünkü istediği kurumsal düzenlemeleri daha rahat yapabilmektedir. Amerika, Afganistan savaşında Müslüman ülkelerin birliğini sağlamada ciddi kaygılar yaşamıştır. ABD’nin Orta Doğu politikası, İsrail tarafından sürdürülmektedir. Başkan Bush, Afganistan savaşı sırasında birliği sağlamak için “Filistin” ve Arafat’ın İsrail’i tanıması ve terörizmi bırakması halinde müzakere masasına oturabilecekleri gibi kelime oyunları ile Müslüman birliğini yanlarına almaya çalışmıştır. Aslında Arafat bu şartları daha önce yerine getirmişti. ABD, Filistin topraklarını işgal eden İsrail’in özellikle karışık ve kontrolü zor bölgelerden çekilmesini sağlayarak, Ortadoğu’yu devamlı olarak kaosta bırakmaktadır.
ABD biyolojik, kitle imha silahlarını tek taraflı olarak dünyada var olmasını istememektedir. Çünkü kendisini her şeyin üstünde görmektedir. Bundan dolayı ABD‘ye karşı tehditler artmaktadır. Tehditlere karşı, Ulusal Güvenlik adı altında ekonomik gücünü arttırmaya, devamlılığını sağlamak için politikalarını geliştirmektedir.
Özet olarak terörizme karşı savaş uluslararası duyarlılıklara daha az önem vererek ve sürekli olarak Amerika’nın güvenliğini sağlama bahanesini ileri sürerek, daha sık askeri müdahalede bulunmayı içermektedir.
Rahul MAHAJAN bu eserinde Amerika’nın askeri müdahale ve sonuçlarının kamuoyuna nasıl yönlendirildiğini, savaşın dehşetini, Amerika’nın küresel politikalarını tüm çıplaklığıyla ile tarafsız yorumlarla savaş karşıtı bir yazar olmanın özelliği ile tek taraflı olarak dünyanın tehlikeli bir yöne gittiğini akıcı bir dille bize anlatmaktadır.
Yayın tarihi: Mayıs 02, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.