• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Sarıkamış’TAN ESARETE

.

Sarıkamış’TAN ESARETE

tarafından : dokuz    

Yazar : Sami ÖNAL
Tuğg. Ziya YERGÖK’ ÜN anıları, Sarıkamış faciasını ve ardından esarette geçen zorlu altı yılı kapsıyor.Sarıkamış harekatında
açlık , soğuk ve bitkinlikle boğuşulan acı dolu günler…Yaralanıp Ruslara esir düştükten sonra Sibirya kamplarındaki yaşam mücadelesi ve kaçış planları…Dönüş yolunda Bakü’de Mustafa SUPHİ’NİN arkadaşlarıyla karşılaşması ve ardından Batı Cephesi’ne asker sevkıyatında görev alması…Kitabın kısaca özeti denilebilir.
Ziya YERGÖK tarihe tanıklık eden yaşamını bir roman çekiciliğinde sunarken, savaş yıllarında gözlemlediği asker psikolojisini ve esaret yıllarında tanık olduğu Orta Asya’ya özgü geleneksel yaşam biçimlerini de çarpıcı bir üslupla yansıtıyor.
Kitabın yazarı emekli asker ve şuanda sahaflık yapan Sami ÖNAL Tuğg. Ziya’nın 1800 sayfalık anıları ve yakın çevresinden temin ettiği hatıralar ,fotoğraflar sayesinde kitabı kaleme almış ve tamamen Paşanın anlattıklarından ibarettir. Yazara göre Komutanın anlattıklarını çok farklı olduğu, yaşanan olaylara hem bir asker gözüyle baktığını, hem de onların ayrıntılarını bilimsel araştırma yapmış gibi göründüğünü söylüyor.
1915’li yıllar Türk milleti ve tarihi açısından önem taşımaktadır. Zira koca bir imparatorluk çökmek üzere ve yeni bir devlet kurulma arifesindedir.
Bir zamanlar dört kıtada hüküm süren bir devletin son dönemlerindeki güçsüz ve “hasta” hali, içte ve dışta bir çok devletin iştahını kabartıyordu. Bu halden herkes kendine bir menfaat elde edebilmek için leş yiyen akbabalar gibi Türk ülkesine saldırmışlardır. Elbetteki Türk milleti de vatana saldıran bu hainlere bu yurdun sahipsiz olmadığını gösterecekti ve gösterdi de. Kısıtlı imkanlar, maddi yetersizliklere rağmen kahramanca vatanını savunmuş, türlü kahramanlıklar göstermiştir.
İşte bu süreçte Sarıkamış, hafızalarda acı bir anı olarak tarihteki yerini almıştır. Tuğg. Z. YERGÖK Saraybosna’da Avusturya Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın öldürmesi ile başlayan 1. Dünya Savaşı neticesinde ilan edilen seferberlikten başlayarak Sarıkamış olayı ve Ruslara esir olması esnasında başından geçenleri anı halinde aktarmıştır.
Tuğg. Z.YERGÖK seferberlik ilan edildiği sırada 83 ncü Alay komutanı’dır 29 Kasım 1914 Alayın Gez köyüne hareket emri alması ile birlikte sonu esaretle bitecek bir savaş’ta başlamıştır.
Savaş başlamıştır ama elde ne doğru dürüst cephane ne de doğru dürüst yiyecek ve giyecek vardır.
Bir de yorgun askeri daha da yoran bir kış. Düşman sadece karşıdaki insan yığını değildir. O kadar çok olumsuzluk vardı ki ordu zaten düşman ile karşılaşmadan bir çok askerini soğuğa, açlığa , hastalığa çoktan teslim etmiştir. Tuğg. Z. YERGÖK seferberlikten Sarıkamış a kadar olan süreçte yaşadıklarını bir bir anlatır, sürekli hareket halindedirler, yorgunluk bir taraftan açlık daha başka bir dert. Bu sebepten dolayı askerlerde de zaman zaman emre itaatsizlik meydana gelir. Aslında girilen savaşın neticesi az çok bellidir. Lakin beklemek asla bir çözüm değildir.
21 Aralık 1914’te Sarıkamış’a hareket emri alınır ve bu emirle birlikte hastalık ve yorgunluk belirtileri de kalmamıştır askerde. Herkesin gözüne ışık gelmiş “ sanki uykularından uyanmaya başlamıştır ” bu andan itibaren gün gün alınan emirler ve hareket tarzları anlatılır. 83 ncü Alay her zaman öndedir ve taarruzun en önemli kısmını icra eder.
Fırka yürüyüşü çok üzüntü vericiydi. Asker tek kolda bir metreden fazla karlar içerisinde düşe kalka ilerliyordu. Hava sıfırın altında 15 – 20 derece civarında, askerin sırt çantalarının ağırlığı 30 – 35 kg’dı. Ağır yükün altında zahmet çeken askerler ter içinde kalıyor, dinlenme için yol kenarlarına oturuyorlardı.
Asıl felaket o zaman başlıyordu. Aklı başından gitmiş canından bezmiş, canından bezmiş, bu insanlar, silahları bacaklarının arasında yere çömeliyor, öylece donup kalıyor mübalağa olmasın ama bu görünüşleri ile korkuluk taşlarını andırıyorlardı.
Bir komutanın ağzından Sarıkamış’ta ölen Türk evladının acı gerçeği çok açık bir şekilde anlatılmaktadır. İşin acı tarafı ise sonu facia olduğu belli olan bir maceranın ısrarla oynanmaya devam edilmesidir.
Çaresizlik o hale gelir ki olaya artık hiçbir lojistik yardımın yapılmayacağını, mermilerin tutumlu kullanılması ve mermiler bittiğinde süngü ile savaşa devam edilmesi yönünde emir gelir.
Sarıkamış öncen de belli olduğu gibi bir felaket ile sonuçlanır. Tuğg. Z. YERGÖK felaketleri doğuran sebepleri şu şekilde sıralar:
1 ) kışı, düşmanın top, tüfek ve kuvvet üstünlüğü ile bize verdiği kayıp, korkunç kış mevsiminin verdiği kaybın onda biri kardır.
2 ) Enver Paşa’nın tecrübesizliği ve çılgınca hareketleri.
3 ) Hafız Hakkı Paşa’nın 10 ncu Kolorduyu Allahüekber Dağları’nda mahvetmesi.
4 ) Teğmeninden kolordu komutanına kadar subaylarımızda görev aşkının olmaması.
5 ) Tuğg. Z. YERGÖK askerde güven duygusu ve moralin almaması gibi, daha pek çok sebep sayıyor, ama asıl sebep olarak şunu göstermektedir: “Enver Paşa askerimizi anlamamış ordumuzu tanımamıştır. Böyle bir komutanın, komuta ettiği ordunun akıbeti de tabiidir ve böyle olur.”
Anlaşılan bir kişinin maceraperest kişiliği binlerce vatan evladının donarak can vermesine sebep olmuştur.
11 OCAK 1915 günü Sıhhiye bölüğünün çadırında iken, Ruslara esir düşer ve altı yıl sürecek esirlik hayatına başlamış olur.
Esirliğinin ilk üç gününü hastanede yatarak geçirir, sonrada diğer esir edilen Türk subayları ile Kars’a getirilir. Buradan da Rusya’ya götürülmek üzere trenlere bindirilirler. Bir kaç gün sonra her yerlerini bitlerin istila ettiğini fark ederler. Bu tarih den itibaren esaret yılları boyunca bir çok defa bu minik düşmanlarıyla savaşırlar.
Tuğg. Z.YERGÖK araştırmacı bir seyyah gibi Rus hamamları, köy evleri, sosyal hayat, Rus yemekleri ve daha bir çok konu hakkında bilgi aktarır. Esaret yıllarını anlattığı bölü bir roman havası içinde aktarılmıştır. Esaretleri sırasında Türk olmalarının avantajları görürler zaman zaman.
Sibirya günleri Sibirya’dan Batum’a geçişi, karınlarını nasıl doyurduklarını, yaşamlarını hangi şartlarda devam ettirdiklerini, kendilerine yapılan muameleleri, ayrıntılı olarak anlatır Tuğg Z.ERGÖK.
Uzun bir esaret döneminden sonra yurda dönüş yolculuğu başlar. Esaret yılları gibi dönüş yolu da uzun ve meşakkatlidir. Ama yolun sonu memlekettir, vuslattır.
Dönüşteki son durak Batum’dur. Batum’dan Trabzon’a giderler ve orada 3-4 gün misafir olduktan sonra Tuğg Z.ERGÖK şark cephesine katılarak vatan mücadelesine kaldığı yerden devam etmek ister. Bir fırsatını bulup Erzurum’a ailesinin yanına gider, fakat eşinin öldüğünü öğrenince kahrolur.
Tuğg.Z.ERGÖK kendisine teklif edilen kolordu komutanlığını kabul etmez ve Erzurum’da asker alma heyeti başkanı olarak görevlendirilir.
Yayın tarihi: Mayıs 01, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.