• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>Irak Savaşı

.

Irak Savaşı

tarafından : dokuz     

Yazar : Bülent ARAT
Yazar Bülent ARAT tarafından kaleme alınan kitap; İstanbul’da TASAM yayınları tarafından 2004 tarihinde 250 sayfa olarak
yayınlanmıştır.Kitap,Orta Doğu bağlamında siyaset,uluslar arası ilişkiler ve dış müdahaleyi irdelemeye çalışmaktadır.
21.Yüzyılın ilk on yılı içerisinde ilerlerken Ortadoğu coğrafyası etki alanı neredeyse dünyanın tamamı olan tehdit unsurlarının çoğunu bünyesinde barındırmakta.Uluslararası sistem üzerinde deprem tesiri yapan 11Eylül saldırılarının tektonik etkisi en fazla bu coğrafyada gözlenmiştir. Afganistan ve Irak’ın işgali ile önceden tahmin edilemeyen süreçlere girilmiştir.Irak savaşı sonrası Ortadoğu sorunları farklı bağlamlarda daha ciddi bir şekilde karşımıza çıkmakta,yeni dönemin meydan okumaları ile çözüm yönündeki ümitler azalmakta.Bu durum bir tarafta yabancılaşmış ve kaçış sendromu içerisinde kitleler, diğer yanda ise sorunların kaynağını hep dışarıda arayan ve sonuçta modern dünyaya karşı düşmanlığı artan kesimler ortaya çıkarılmaktadır.
Sorunlar ve çözümleri arasında var olduğuna inandığımız mantıksal ilişki Ortadoğu özelinde yerini patolojik bir yeniden sorun üretme sürecine bırakmaktadır.Problemlerin bu sorunlu doğasında olacak,dış dünyadan bu coğrafya için üretilen çözüm önerileri için başarıya ulaşamamaktadır.Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın Avrupa hariç hemen tüm koşulları benzer sorunlar içerisindedir.Günümüzde bu coğrafyanın dünyanın geri kalanına yönetilen tehditler, bu tehditlerin sınırlandırılması için bazı girişimleri gerekli kılmıştır. Ortadoğu’ya Demokrasi getirme projesinde yeni emperyalizmin tesisine kadar değişen farklı algılamalar ile bu girişimler değerlendirilmekte, ancak burada vurgulanması gereken bu coğrafyanın kendisinin bu girişimler karşısında nasıl bir tavır takınacağı ve tepki vereceği konusunda bir fikri alt yapının olmamasıdır.
Ortadoğu liderleri sorunlarında dış dünyayı sorumlu tutmakta ve büyük güçlerin hegemonyası altında olduklarını söylemektedir .Öte yandan aynı tutum içeride reform, özgürlüklerin tesisi, demokrasi ve insan hakları gibi sorunların ötelenmesine yol açmaktadır.Ortadoğu’da gelinen duruma bakılınca ne sorunları öteleme,nede dışlama lüksünün artık mevcut olmadığın net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Aynı şekilde 11 Eylül ve Irak savaşı sonrası ortamla ilgili olarak Ortadoğu’nun hemen tüm sorunları merkezi önem arz etmekte, sorunlar arasındaki önem hiyerarşisi ortadan kalkmaktadır.
Ortadoğu coğrafyası güvenliğin yönetimi konusunda henüz soğuk savaş parametrelerini aşamamışken,tahmin edilemeyen ve caydırılamayan yeni tehtidler ile karşı karşıya kalmıştır. Soğuk savaş yıllarında günümüze bölgede bir güvenlik üst kültürü yada uluslar arası bir güvenlik kültürü oluşamamıştır. Yapısal olarak bölgede uluslar arası ilişkiler pratiği batıda gözlendiği tarzda gelişmiş ve ayrıca 20.Yüzyılda şekillenen güvenlik kültürü bir üst güvenlik şemsiyesi altında bir araya gelmeye izin vermemiştir. Bölgede bir güvenlik rejiminin oluşumu yayılım güvenlik devleti anlayışından vazgeçilmesi, egemenliğin kısmen devri konusunda uzlaşmaya varılması, bölgede güven atmosferinin oluşturulması ile olur. İç politikadan dış politikaya taşacak olan eğitim, demokratikleşme ve ekonomik kalkınma için tıkalı kanalların açılması yönünde meşru adımlar atılabilir.
21.Yüzyılın ilk on yılında,bu coğrafyayı daha iyi bir yere dönüştürme planları yapılmıştır. Bu durumun önemi, Ortadoğu ülkelerinin büyük çoğunluğunun Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesine,(proje Haziran 2004’te yapılan G-8 zirvesin de ‘’Gelişim İçin Ortaklık ve Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesinde Ortak Gelecek’’ olarak yeniden yazılmış ve yumuşatılmıştır.)karşı çıktığı dikkate alındığında ortaya çıkmaktadır. Bir hükümet, demokratik olarak seçildiğinde,dıştan gelen projelerin kendi ülkeleri için uygun olup olmadığına karar verme, uygun olduğunu düşündüğünde kabul etme yada reddetme serbestine sahiptir. Fakat,Orta Doğu ülkeleri bu pozisyondan çok uzaktalar.
İzleri 1990’ların başlarına kadar gitmesine rağmen,Büyük Orta Doğu Projesi üzerine yapılan tartışmalar, hem siyasi çevrelerde hem de akademik incelemelerde önem kazandırmaktadır. Amerikan yönetimi, bu projeyi Kuzey Afrika’dan Hindistan’a ve Suudi Arabistan’dan Orta Asya’ya kadar olan bir alanda bulunan ülkeleri içeren ve bu ülkelerde düzen ve istikrarı sağlayacak yeni bir proje olarak sunmuştur. En basit ifadesiyle bu proje iktidardaki yönetimin dünyayı kendileri için daha güvenli bir yere dönüştürme çabalarının bir parçasıdır.
Bu geniş coğrafyada,Filistin sorununda Irak’ın yeniden yapılandırılmasında,sanal bir devleti andıran köktenci terör tehdidinden otoriter yönetimin tarzlarına kadar uzanan ciddi problemler vardır. Bu coğrafyayı Amerikan yeni muhafazakarlarının zihin haritasında bir bölge olarak algılanmaya iten gelişmeler son yıllarda gerçekleşmiştir. Hazar bölgesi zenginlikleri ve körfez petrolüne etkisi, islami diriliş, kitle imha silahları,İsrailin bölge politikası ve Orta Asya ve Kafkasya devletlerinin ortaya çıkışı yeni bir bölgenin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Alışageldiğimiz Orta Doğu coğrafyası yeni oluşan bağlar ile kuzeye ve doğuya doğru genişlemiştir.
Bölgede uygulanacak herhangi bir politika girişimi, bu durumu göz önüne almalı, bölgenin gerçeklerini ve problemlerini yeni doğasını tanımalıdır.
Irak’ı istila etmek gibi kestirme önlemler durumu daha da tehlikeli yapacaktır.Orta Doğulu kitleler,Irak’taki trajediye tanık olurken,gelecekleri için bir Amerikan planına anlamakla güçlük çekmektedirler.Orta Doğuda belirmeye başlayan görüş, ABD çıkarlarına da zarar verecek tarzda istikrar ve düzeni sağlama adına daha fazla kaos üretildiğidir. Buna karşılık bölgenin istikrar ve özgürlük ile daha fazla demokrasi,insan hakları ve ekonomik gelişmeyi bir arada gerçekleştirmeye ihtiyacı vardır.
Yeniden yapılandırma girişimi olarak sunulan Büyük Orta Doğu Projesinin, bütün bölge için ciddi sonuçlar sağlayan bir dizi amacı vardır. Projenin hayata geçirilebilirliği Amerikan yönetimini gerçekçi bir şekilde genişletilmiş Orta Doğu Problemleriyle yüzleşme yeteneği ile belirlenecektir. Çok sayıda kritik sorun, başta Filistin sorunu, mevcut uluslar arası sistem tarafından üretilen yapısal problemlerdir. Eğer amaç kitleleri çetin problemlere karşı,var olan problemleri problem olarak algılamayacak şekle dönüştürmek ise bu projenin de önceki birçok girişim gibi sonuçsuz kalacağını söylemek mümkündür. Henüz sürecin başında olma psikolojisi ile ilgili taraflar Amerikan planlarını anlamak için ‘’bekle ve gör’’ yaklaşımını uygulamaktadırlar.
Bu kitap,Orta Doğu bağlamında siyaset,uluslar arası ilişkiler ve dış müdahaleyi dokuz kısa ve kapsamlı bölümle irdelemeye çalışmaktadır. Kitap, Orta Doğu siyasetinin değişik yönleri üzerinde çalışan seçkin uzmanlarca yazılmış bölümlerden oluşmaktadır. Bölümler ABD’nin Avrasya politikası, Rusya’nın Orta Doğu politikası, Türkiye’nin Irak Çıkmazı, ABD-Ürdün ilişkileri, Irak’taki Savaş,11 Eylül sonrasında Suudi politikaları ve Büyük Orta Doğunun Stratejik Profili gibi konuları içermektedir.
Yayın tarihi: Mayıs 01, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.