• Oturum Aç
  • ‎Shvoong nedir?‎
  • Oturum Aç
    Oturum Aç
    Kullanıcı adımı hatırla Şifrenizi mi unuttunuz?

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin

.

.

Bozkurt

tarafından : dokuz    

Yazar : H. C. ARMSTRONG
.C.ARMSTRONG tarafından kaleme alınan kitap, Kum Saati Yayınları tarafından 2001 tarihinde 283 sayfa olarak yayınlanmıştır.
Yazar, kitabın giriş bölümünde adını verdiği BOZKURT anlamını şu cümleleriyle açıklamıştır.13 ncü Miladi Asırda, yağışların azlığı nedeniyle yeryüzünün büyük bir bölümü çoraklaşmaya başladı. Çin Seddi ile Orta Asya arasında kıtlık baş gösterdi. Burada yaşayan kabileler hayvanları için başka yerlere göç etmek zorunda kaldılar. İşte Osmanlı Türkleri de bu göç eden insanlar arasında Süleyman ŞAH’ın üzerinde “Bozkurt” başı bulunan bayrağın altında batıya doğru hareket etti. Bu Osmanlı Türkleri tıpkı bir Bozkurt’a benziyorlardı. Çetin tabiatlı, güçlü, sert.Tekrar kıtlık olunca, liderleri onları batıya göç ettirerek, Küçük Asya’ya yeni tarihlerini başlatacakları yere yerleştiler.
Süleyman ŞAH ölünce yerine Ertuğrul geçti.Onun arkasından on nesil boyunca padişahlar, sultanlar babadan oğla birbirini takip etti.
Osmanlı İmparatorluğu kurulmuş, üç kıtaya kadar yayılmış büyük bir imparatorluk olmuştu. İstanbul dünya başkenti olmuş, 1580 yılı geldiğinde Avrupa’nın kalbine, Viyana kapılarına gelinmişti.Ancak bu son ideal gerçekleşemedi, daha sonra birinci Selim’ den itibaren Osmanlı İmparatorluğunda fesat ve entrikalar ortaya çıkmaya başladı. Komplolar müteakip asırlarda da devam etti. Çöküş başlamıştı, yöneticiler dünya zevklerine dalmıştı. O, çelik iradelerini, kahramanlıklarını, aktif ve hareketli tabiatlarını kaybetmişlerdi. Güçlü batılı devletler bunu fırsat bilerek, ganimeti paylaşmak için saldırıyla geçtiler. Rusya, Kırım ve Kafkasya’yı işgal etti. Fransa elini Suriye ve Tunus’a uzattı. İngiltere, Mısır ve Kıbrıs’ ı işgal etti.
1877 yılında Rusya’ nın Harp ilan etmesinden sonra, Selanik kentinde Ali Rıza ve Zübeyde Ailesinin Mustafa isminde bir oğlu doğdu. İşte bu daha sonra Mustafa Kemal Atatürk olarak tanınacak kişiydi veya kaderin, Türkiye’yi yok olmaktan ve bölünmekten kurtarmakla görevlendirdiği bir Bozkurt….
O sıralar ülkede huzursuzluk ve savaş dedikoduları dolaşıyordu. Halk Abdülhamit’den, yabancılardan korktuğundan daha fazla korkuyordu. Çünkü Abdülhamit, her türlü yenilikçi fikri boğuyor, korku havası estiriyordu. Bu arada öfke ve kızgınlık artıyor, yeni fikirler kulaktan kulağa dolaşıyordu.Mustafa Kemal’de bu cereyanlara kapılmıştı.
Vatan cemiyeti için burada çalışmalarına hız verir. Gündüzleri askerlik mesleğini en iyi şekilde yerine getirir. Akşamları ise gizlice vatanı kurtarmak için arkadaşlarıyla toplantılar düzenler. 
Çok geçmeden İttihat ve Terakkiciler İstanbul’daki karşı devrimi bastırır ve Abdülhamit tahtdan indirilir. Mustafa Kemal’in hiç hesaba katmadığı Enver Paşa ön plana çıkar. O bir kenara itilmiştir.Tüm enerjisini askeri görevine harcayarak devam eder. 30 yaşında iken Makedonya’daki 3 ncü Ordu Komutanı olur. Her ne kadar askerliği sevse de onun gözü aslında politikada idi.
Devrim hiçbir şeyi değiştirmemişti. Kargaşa bütün hızıyla devam ediyordu. Mustafa Kemal gidişatı beğenmiyordu. Derhal köklü bir değişimin olması gerektiğini her ortamda dile getirmeye başladı. Bu da onu etrafında sözü dinlenir, itibarlı, şöhretli yapmaya başladı. Yönetim onu tutuklamak istediyse de başaramadı.
1 nci Dünya Savaşı
Bu arada Ekim 1911’de İtalya Libya’ya saldırdı. Mustafa Kemal bunun üzerine siyaseti bırakarak, askerliğine yaraşır bir şekilde savaşa katılmaya gitti. Libya’da savaş sırasında Enver Paşa’yla ilişki içinde olmuştu.
Enver Paşa; tafsilatı ve rakamları dikkate almadan büyük planlara girişen, hayalperest bir kişiliğe sahip iken, Mustafa Kemal tam tersine girişeceği işleri çok ince hesaplayan planlarında meseleyi her yönüyle inceleyen, ihtiyatlı ve tedbirli bir kişiliğe sahipti. Hele yabancılara ve Araplara hiç güvenmez, Türklüğüyle gurur duyardı.
Mustafa Kemal Almanlara duyduğu nefreti saklamıyordu. Her ortamda bunu dile getiriyordu. Her yerde Türk olmaktan duyduğu gururu ve Türkiye ile Türklere duyduğu inancı dile getiriyordu.
Vatanın Kurtuluş Mücadelesi :
19 Mayıs sabahı gemiyle Samsun Limanına ulaşır. Şimdi Anadolu halkı ile karşı karşıyaydı ve dilediğini açıklayabilirdi. Nitekim büyük zorluklara rağmen, Sivas ve Erzurum kongrelerini düzenler.Milli Misak diye hazırlanan prensipler hazırlanır. Delegeler merkezi hükümetten ayrı olarak geçici bir hükümet kurarlar. Fakat, padişah ve İngilizlerde boş durmaz, Hilafet Ordusunu kurarlar. Halkı halife ve tahtın yanında olmaya ikna etmek için adamlar görevlendirilir. Halk bu çağrıya kulak verir ve her yerde padişah adına ayaklanmalar çıkar. İç savaş her yanı kuşatmış, onlara doğru gelmekteydi. İstanbul’un işgali, mebusların tutuklanmaları, padişahın ve İstanbul hükümetinin İngilizlerin yanında yer almasına ilişkin haberler köylere kadar ulaşır. Padişah ve hükümet yanlısı tepki kalkar. Bozgunculuk yerini öfkeli bir şevk dalgasına bırakır. Her sınıftan insan cepheye koşar. Köylü kadınlar silah ve cephane taşıdılar. Hilafet ordusu dağılır. Yunanların ilerleyişi durdurulur. Kaçmış olan Mebuslar Ankara’ya döner ve Büyük Millet Meclisini kurup Mustafa Kemal’i Başkan seçerler. Helal süt emmiş her Türk derhal milliyetçilerin safhalarına geçiyor, bir bütün halinde Mustafa Kemal’in peşine düşüyordu. O’nun yıllardır hayal ettiği şeyler sonunda gerçek olmuştu. Türkiye’nin her yerinde direniş başlamıştı. Artık zafer çok yakındı. Fakat Yunanlıların büyük idealleri için vazgeçmeye niyetleri yoktu. Yunan Ordusu bir çok Vilayeti ele geçirerek, büyük bir ilerleme kaydetti. Ama Mustafa Kemal’in kararlılığı sayesinde, bezginlikle kaderine boyun eğmeye hazır bekleyen Türkleri sarsılmaz bir inatla yeniden direnişe doğru yürütmüştü. Yeni bir tehlike doğuyordu. Çeteler. Bu çeteler artık Ankara’dan bağımsız davranarak, halka zulmetmeye başlamıştı. Çete liderlerinin başı Çerkez Ethem’di. Mustafa Kemal artık çetelerin ezilmesi ve düzenli Ordunun idareyi ele almasına karar vermişti. Fakat Ethem karşı geldi. Yunanlılara katıldı.
Bunu fırsat bilen Yunan Ordusu karşı taarruza geçti.Yunanlılar geri püskürtüldü. Bu İnönü Meydan Savaşıydı. İlk zafer kazanılmıştı. Bu süreç Yunanlıların İzmir’e kaçmasına kadar sürdü. On gün içinde Yunanlılar denize doğru üç yüz km’ lik yolu aşıp, gemilerine binip gittiler.
Türkiye’nin, şu an medeni devletler seviyesine ulaşmasını sağlayan bir dizi İnkılapları gerçekleştirir. Şapka, Harf, Medeni Kanun, Ceza kanunu, Saat ve Takvim vs. Bu özgürlükler, inkılaplar kolay kolay kazanılmıyordu. Çünkü halk yıllardır baskıcı ve tutucu bir yönetimle yaşamıştı. Ama Atatürk yılmadı, iyiyi ve doğruyu inşa etmek üzere bütün gücüyle çalıştı. Türk halkına sahip olduğu tüm özel mülklerin ve iktidarın yegane varisi yapmıştır.
Yazar Sonuç olarak; Atatürk’ün hayatının iniş ve çıkış noktaları üzerinde durmuş olup şu sözleriyle “O, Türkiye’de bir daha kesinlikle bir Diktatör ortaya çıkmasın diye Diktatör olmuştur.” diyerek kitabı tamamlamıştır.
.
Yayın tarihi: Mayıs 01, 2009
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5

Bookmark & share this post

Etiketler

.