Yazar ŞALOM NAKDİMON tarafından kaleme alınan kitap; Ankara’da Elips yayınları tarafından Temmuz 2004’de, 282 sayfa olarak
yayımlanmıştır.
Gizli bir şekilde yürütülen ve 12 yıl süren Kürt- İsrail ilişkilerinin, 6 Mart 1975’te ortaya çıktığını ve İran-Irak arasında Cezayir Antlaşması’nın imzalanmasıyla maskelerinin düştüğünü anlatmaktadır.
İsrailliler Kürtlere hayatta kalmayı öğretti. 6 Mart 1975’te İran şahı Muhammet Rıza Pevlevi, Irak’ın ikinci adamı Saddam Hüseyin’le antlaşma imzaladı. Bu antlaşma ile İran, Arap kıyılarındaki ticaret bölgesine hâkim oldu. Karşılığında; İran elini Kürtlerden çekti. Böylelikle Kürtlerin yarı bağımsızlık hayalleri bitmiş oldu. Hükümet Başkanı İzak Rabin 9 Mart 1975’te bakanlarına ”İran ve Irak, Kürtleri yalnız bırakacak bir antlaşma yaptı” dedi. O dönemde İran-Kürt-ABD-İsrail birlik ve beraberlikleri zirvedeydi. Saddam ile Şah arasındaki bağlantıları ABD’liler bilmiyordu. Bu sırada İran’da bulunan Barzani, Cezayir Antlaşmasıyla şok oldu. Böylelikle Kürt isyanına son noktayı koyan Cezayir antlaşması olmuştur. Bu kitapta anlatılan 1963–1975 yılları arasındaki Kürt-İsrail işbirliğinin başlangıcı ve sona ermesi şu kaynaklara bağlı kalarak ele alınmıştır:
-Sözde Kürdistan’daki faaliyetlere ve çalışmalara refakat etmekle görevlendirilenler, bir kısım MOSSAD yetkilileri ve İsrailli subaylar, orada görev yapan sağlık ekipleri.
-Günümüze kadar gizli tutulan belgeler.
-Bazı özel çalışmalar.
-Ajansların hazırladığı raporlar.
-Genel ve özel arşivler.
-İsrailli danışmanların sözde Kürdistan’da bulunduğu dönemlerde yazdıkları günlük,belge ve mektuplar.
-Ayrıca Amerikalı araştırmacı David Corn, Washington’da Barzani’nin yakınlarıyla yaptığı dokuz özel görüşmeyi temin etti.
TEK ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ NEFES ALABİLMEMİZ
Kürtler ilk olarak Doğu Avrupa’da ortaya çıktılar. Daha sonra oradan Kafkaslar üzerinden Ortadoğu’ya geçtiler. Yavaş yavaş genişleyerek dağlık bölgeye doğru yayıldılar ve Zagros, Toros ve Ağrı dağlarından oluşan bölgeye yerleştiler. Vatanları Araplar tarafından fetih edildikten sonra Kürtler Müslüman olmuşlardır. Bulundukları bölgenin sınırı Arap körfezinin kuzeybatısından güneydoğusuna kadar uzanıyor. Kuzeyinde Türkiye’nin doğusuna düşen İdras nehri, İran ve Ermenistan var. Batısındaki toprakları Korsu ve Fırat nehirlerinin Türkiye ve Irak’ta bulunan kısımlarına kadar uzanıyor. Güneydeki toprakları Irak’ın sahil tepeleri ile dağlık bölgesinin arasındaki sınıra, doğudaki ise Hamedan ile İran’ın Rezaya ve Mako gölleri arasındaki hatta kadar uzanıyor. Kürtler medeniyet, teknoloji ve kültürel alanda gelişemediler. Bu durumda onların bir araya gelememelerine sebep olmuştur. 1nci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti yıkıldı ve 1920 yılında Kürtlere Doğu Anadolu ve Musul’da özerk yönetim imkânı veren uluslararası bir antlaşma imzalandı. Ancak o dönemlerde Atatürk liderliğinde Türkiye’de kurulan Türk hükümeti antlaşmayı iptal etmiş ve yerine 1923 yılında Lozan’da Kürt meselesine ve özerk yönetime hiç değinmeyen başka bir antlaşma imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, topraklarında aktif olarak faaliyet gösteren Kürtlere öldürücü darbeler vurdu. Bu olaylar sonucunda Kürtler Irak Kürdistanına doğru kaydı. Irak 1920 yılında İngiliz Mandası olarak kuruldu. Irak’ın ve özellikle Kürdistanın Yahudileri, İsrail yönetiminin ilgisini çekmişti. Heyet başkanlarından biri Yahudi kurulundaki üst düzey yetkili ve MOSSAD’ın özel operasyonlarının kurucusu Rabeen Şilah idi.
1948–1949 arası dönem Kürtler için önemli bir dönemdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın bir belgesi bu hareketliliğin arkasında İsrail’in olduğunu gösteriyor. Bu dönemde Paris’teki Doğu Dilleri Okulunda Kürtçe kabul edilmiş, bir Kürtçe-Fransızca sözlük, bir Kürtçe gramer kitabı ve Kürtlerle ilgili eğitici bir kitap hazırlanmış ayrıca Paris’te Kürt Araştırma Merkezi kurulmuştur.
ASLA İSRAİL ORDUSU GİBİ OLAMAYACAKLAR
Tesuri Saci İran ordusu özel kuvvetlerine özel kurslar vermek üzere Tahran’a gideceğini söyledi. Kurs bittikten sonra Kürtlere kurs verecekti.
Tahrana giderek Albay Jakob Nemrudi ile görüştü. Tesuri’nin kurs verdiği kişiler dindar ve Müslüman olmayan, Araplardan nefret eden kişilerdi. Grubun birçoğu akademisyen ve sporculardan oluşmaktaydı. Kurs hükümet başkanlarından Muhammed Musaddık’ın ellili yılarda tutuklu kaldığı hapishanede düzenlendi. Gerilla savaşını öğretmek için çabalar harcadılar. Petrol kıyılarına karşı yapılacak saldırılara karşı savaş manevraları da yapıldı. Yarbay Tesuri kuvvetleri dağlık bölgelere çekti. Ayrıca köylerin dışına da kuvvetler yerleştirdi. Hava alanlarına ve petrol tesislerinde saldırma planları da düzenledi.
Yarbay Tesuri kursu bitirdi. İsrailliler yurtlarına dönerken Kürt kursiyerler doğruca muharebe alanlarına verildi. . .
EFSANENİN ÖLÜMÜ
28 Mart 1975’te İran’a giriş yapan Barzani ve ekibi güney Rizaye bölgesine 80 km’lik bir uzaklığa sahip olan Necade kırsal bölgesine yerleştirilir.
Dr.Kerim Barzani’nin her şeyi kabullenmesinin nedenini şu şekilde açıklamıştı: “Barzani halkı için bir şeyler yapmayı istiyordu ancak yalnız kalmıştı. Barzani’de evlatlarına karşı bir üstünlük hissi mevcuttu. Yalnızca kendisinin halkına hükmedebileceğine inanıyordu. Kendisi bir şey yapamadığı için bu yenilmişliği kabullendi ve halkına da kabullendirmeye çalıştı.”
Barzani göğsünün sağ tarafında ağrılar hissetmeye başlar ve akciğer kanserine yakalandığı teşhisi konulur. Barzani ABD’ye gidip tedavi olmak istediğini söyler.
Barzani’nin ABD ziyareti 1975 Ekim’i sonunda nihayet bulmuştur. Dönerken ABD istihbarat yetkilileri Barzani’nin 6 aylık ilaç ihtiyacını karşılamıştır. Barzani Tahranda son derece sıkıntılı günler geçirmiştir. Şah sonunda Barzani’nin ABD’ye gitmesine müsaade eder. Ancak Barzani’ye ABD’de yalnızca tedavi maksadıyla bulunacağını belirterek basına herhangi bir açıklama yapmaması şartını koşar.
İsrail, Irak ordusuna karşı yapılacak isyanda kullanılmak üzere Kürtlere büyük miktarda savaş malzemesi ve mühimmat yardımı yapmıştır. Kendi topraklarında topladığı Kürt savaşçılarını, eğiticilerini ve müsteşarlarını kullanarak eğitmiş ve Kürtlere yardım etmek için elinden gelen gayreti göstermiştir.
Kürt devleti kurulamadı. Bu isyan hareketinin çökmesinden itibaren Iraklılar Kürt kıyımına devam etmiştir. Hatta işi kimyasal silah kullanımına kadar götürmüşlerdir. 1990 Temmuzunda Kürtlerin boynundaki ateş biraz hafifler. Zira Saddam, Kuveyt’i ilhak eder. Daha sonra ABD ve Avrupa koalisyon gücü, Irak ordusunu Kuveyt’ten çıkararak Irak içinde ilerlemeye başlar. Bölgeye yerleşen koalisyon güçleri Kürt bölgelerin imarına çalışırlar ve buraları ABD uçakları korumaya başlar. Kuzey Irak’ın bir bölümüne Celal Talabani, diğer kısmına ise Mesut Barzani hükmetmektedir. Her iki lider de bazen Irak’ın, bazen İran’ın uyguladığı vahşete karşı savaş vermektedir. Ayrıca her iki lider de Saddam’ın kendileri için Barzani zamanındaki gibi bir son hazırlamaya çalıştığını bilmektedir.