Yıllara, savaşlara, zorluklara meydan okuyan bir aşk hikâyesi… Bedia isimli bir Müslüman kızıyla Hazmonay adında bir Yahudi gencin çocukluktan yetişkinliğe uzanan muhteşem aşk hikâyesi… Bedia küçük yaşta annesiz kalmış, babası ve babaannesiyle yaşamaktadır… Hazmonay ise Yahudi bir kuyumcunun oğludur… Bir abisi vardır ve abisiyle Bedia birbirlerine aşıktır ancak bu aşkın önüne geçmek için Hazmonay’ın abisini on altı yaşındayken bir Yahudi kızla evlendirir ailesi, kız bedia’nın arkadaşıdır… Bu sırada Hazmonay ve Bedia on dört yaşındadır ve sınıf arkadaşıdırlar… Bir İngiliz olan Bayan Hettie, Bedia ya piyano çalmayı öğretir ve zamanla bu konuda ne kadar yetenekli olduğunu gösteren Bedia’yı İstanbul’a konservatuara gönderir ve orada Bayan Hettie’nin terzi olan teyzesiyle kalır… Bayan Hettie’nin onu ziyarete geldiği bir gün Hazmonay ve annesiyle karşılaşırlar… Beraber sinemaya giderle ve o günden sonra her boş zamanlarında beraber olmaya başlar Hazmonay ile Bedia… Çanakkale rüzgârının savurduğu iki yürek İstanbul’da buluşur… Çanakkale’ye döndüklerinde her ne kadar gizlice buluşsalar da dedikoduların çıkmasına engel olamazlar ama aldırmazlar… Onlar hasretle İstanbul’a dönüşlerini beklemektedir… Hazmonay’ın babası onu evlendirmek isteyene kadar her şey yolunda gitmektedir ancak bu olay her şeyin ortaya çıkmasına neden olur ve Hazmonay Bedia ile çok uzaklara kaçmaya karar verir… Ancak o sırada Hitler tüm Yahudilerin soyunu kurutmaya kararlıdır ve Yahudiler için hayat çok zordur… Onlar aşkları için her şeyi göze alarak Yunanistan a kaçar ve burada bir eve sığınırlar. Ev sahibi Bedia’nın keman çaldığını öğrenince kalmalarına izin verir… Evin yanındaki yerde Bedia’nın sahneye çıkması şartıyla… Burada geçirdikleri iki ayın sonunda Hazmonay müşterilerden birinden rahatsız olarak buradan gitmeye karar verir... Bedia’nın kimliği kaçarken denize düştüğünden ona yeni bir kimlik çıkarılır… Bedia artık Vedya’dır… Yahudiler şehri basınca hepsi kamplara götürülür… bedia artık bir yunan muamelesi görmektedir hatta bileğinde ömür boyu çıkmayacak bir damgası vardır tüm Yahudiler gibi… Kamptan ayrılmasına az bir zaman kala subaylardan biriyle birlikte olur ve hamile kalır… Çocuğunu evlatlık verir… Başka bir ülkede kendine yeni bir hayat kurar ve Hazmonay’ın akrabalarından birine bir mektup yazar… Yıllar geçer ama Hazmonay’dan haber alamaz… Kurduğu yeni hayatında ona çok değer veren bir insan vardır ve tam ona evlenme teklif edeceği gün sokakta birbirlerine hasretle sarılmış Hazmonay ve Bedia’yı görür… Hazmonay kampa gitmeden kaçmayı başarmış ve Yahudi direnişçilerine katılmıştır… Ağır yaralanmış ama köylüler tarafından kurtarılmıştır… Onu kurtaran güzel sevgilisi onunla verdiği mücadelede ölmüştür… Ama o yıllarca Bedia’yı düşünmüştür tıpkı Bedia gibi… Tıpkı ilk günkü gibi aşkla dolu geçen günleri yerini anlaşmazlıklara bırakmaya başlar… Hazmonay artık eskisi gibi değildir… İki yıldır işsiz oturmaktadır ve ikisinin de hayalleri vardır… Günün birinde hayal ettikleri gibi büyük bir eve taşınırlar ama aralarındaki uçurum her geçen gün artmaktadır… Ama birbirleri olmadan yapamayacaklarını da bilmektedirler… Her kavganın sonunda hiç bir şey olmamış gibi yine aşklarını yaşamaktadırlar… Ancak sonunda bu uçurum artık dönülmez bir hal alır Hazmonay’ın bir gece karıştığı kavgada sakat kalmasıyla… Ama Bedia ona hep çok iyi bakar… Yine de artık iki yabancı olurlar… Hazmonay Türkiye’ye annesine ailesine geri döner ancak Çanakkale rüzgârından uzağa, İstanbul’a döner… Babası o Bedia ile gittikten kısa bir süre sonra ölmüştür. Ailesi Hazmonay’ı genç bir kızla evlendirmeye karar verir… Bir bacağı sakat ve yaşı da otuz dört olan Hazmonay için fakir bir ailenin alışveriş yapmaktan başka amacı olamayan genç kızını bulurlar… Bir çocukları olur ama Hazmonay da, amaçsız ilişkilerden yorulmuş olan Bedia da mutsuzdur ve birbirlerini deli gibi özleyen aşıklar mektuplaşmaya başlarlar… Tam Bedia Türkiye’ye geleceği sırada artık evi terk etmiş olan kocasını geri kazanmak isteyen karısı ikinci çocuğuna hamile kalır… Ve Hazmonay Bedia ile yaşamak için tuttuğu eve Bedia’yı yerleştirdikten sonra gerçeği açıklar ona… Hiç bir şey onarlın aşkına engel olamaz ve Bedia Hazmonay’ın metresi olmaya da razı olur… Ancak yıllar geçer ve Hazmonay bir trafik kazasında ölür… Bedia hayata küser… Ancak onu Hazmonay’ın kızı ve Çanakkale rüzgârının İstanbul’a attığı eski yüzler onu hayata döndürür… Hayatını yine keman çalarak kazanmaktadır… Ona keman çalmayı öğrettiği için hep minnettar olduğu Bayan Hettie’ye bir hastanede rastlar ve son iki yılını yanında geçirmesini sağlar… Ve Bedia için hayatının en büyük sürprizi yıllar sonra onu bulan doktor oğlu olur… Bedia 40 yıl sonra da olsa oğluna kavuşur…
Çanakkale Rüzgarı, Boreas hakkında daha fazla özet