YAPRAK DÖKÜMÜ
Summary rating: 3 stars
10 Eleştiri
Ziyaretçi sayısı:
121
kelimeler:
600
Yayın tarihi: Nisan 10, 2008
Seçme Türk Romanları: YAPRAK DÖKÜMÜ / Reşat Nuri Güntekin
Ali Rıza Bey, Bâbıâlî’den yetişmiş bir mülkiye memurudur. Dürüst, nazik, erdemli, adalete inanan, gözü tok bir insandır. Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca bilen Ali Rıza Bey, önceleri İstanbul’da Dahiliye kalemlerinde çalışır. Kız kardeşiyle annesinin peşpeşe ölmelerinden sonra, Osmanlı’nın Suriye’deki bir ilçesinde kaymakam olur. Ardından Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde yirmi beş yıl çeşitli memurluk görevlerinde bulunur. Kırkına yaklaşırken Hayriye Hanım ile evlenir. Çiftin dördü kız, biri oğlan beş çocukları olur: Şevket, Fikret, Leyla, Necla, Ayşe. İlkelerine sıkı sıkıya bağlı yaşayan Ali Rıza Bey, Trabzon sancaklarının birinde mutasarrıf iken bu sebeple görevinden alınır. Bunun üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a döner ve babadan kalma eski evine yerleşir. Karşılaştığı eski bir öğrencisi müdürü olduğu bir şirkete mütercim olarak girmesine aracı olur. Ancak sonradan kendi aracılığıyla memur olarak alınan bir kızın evli olan müdürle sıkı fıkı olduğunu öğrenince bu işten de ayrılır. Evin yönetimini oğluna bırakır ve emekliye ayrılır. Tek erkek ve en büyük evladı olan Şevket memurluk sınavını kazanmış, bir bankada çalışmaya başlamıştır. Burada tanıştığı evli ve fettan Ferhunde ile ilişkiye girer. Durumu öğrenen kocası Ferhunde’yi boşar; Şevket de onunla evlenmek zorunda kalır.
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki değişim rüzgarlarıyla beraber, Ali Rıza Bey’in yaşça birbirine yakın olan kızları Leyla ve Necla da gençlik dönemine girmişlerdir. Kızlar ailenin yaşayış tarzını beğenmezler. Ferhunde türlü ayak oyunlarıyla Leyla ve Necla’yı kendi tarafına çeker. Birlikte har vurup harman savurmaya, gezip tozmaya başlarlar. Şevket’in kazandığı maaş zaruri ihtiyaçları bile zar zor karşılarken artan masraflar ailenin belini iyice büker. Erdemli büyük kızı Fikret dışında Ali Rıza Bey’e karşı tüm ailenin tavırları giderek değişir. Yalanlar, küçük düzenbazlıklar, gizli saklı oyunlar durumu tırmandırmaktan öteye götürmez. Suriyeli bir adam Leyla’ya talip olur. Aile tam anlaşmışken, adam türlü mazeretlerle Leyla’dan vazçeçip Necla’yı ister. Sonunda sırf zengin olduğu için onun bu talebini kabul ederler. Necla adamla evlenip Suriye’ye gidince, onun sanıldığı gibi zengin birisi olmadığı, üstelik başka eşleri ve çocukları olduğu ortaya çıkar. Leyla bunalıma girer; bir müddet eve kapanır. Çaresizlik Fikret’i de evden uzaklaştırır. O da elli yaşında, karısı ölmüş, üç çocuklu bir adamla evlenip Adapazarı’na gider. İyice yıpranan Ali Rıza Bey baba evini rehin verir, Emniyet Sandığı’ndan borç alır. Bu arada çalıştığı bankadan izinsiz aldığı parayı kullanıp tekrar yerine koyamayan Şevket, bir buçuk yıl hapse mahkûm olur. Ferhunde evi terk eder.
Doktor tedavisiyle yeniden hayata dönen Leyla yeniden gezip tozmaya başlamıştır. Sonunda çoluk çocuk sahibi bir avukatın metresi olur. Ali Rıza Bey tüm isyanına rağmen yalnız kalır. Leyla annesini ve küçük kardeşleri Ayşe’yi de alarak Taksim’de kendisi için tutulan lüks daireye gider. Ali Rıza Bey Adapazarı’na kızı Fikret’in yanına gider. Orada da rahat edemeyince tekrar İstanbul’a döner ve evine uğramadan soğuk kış gününü dışarıda geçiririr. Hastaneye yatırılır. Olayı duyan kızı Leyla ve karısı yanına gelirler. Felç geçirip yatağa düşen Ali Rıza Bey artık iyice çökmüştür. Leyla ve eşi Hayriye Hanım’ın ısrarıyla her şeyi kabullenir ve onların yanına gider.