Arama
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Create a Shvoong account from scratch

Already a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

OR

Not a Member? Oturum Aç!
×

Oturum Aç

Use your Facebook account for quick registration

OR

Oturum Aç

Sign in using your Facebook account

Shvoong Ana Sayfa>Kitaplar>İstanbul Efsaneleri-İstanbul'un kuruluşu

İstanbul Efsaneleri-İstanbul'un kuruluşu

tarafından: evenstar     Yazarlar: anonim; evliya çelebi
ª
 
Efsaneye göre, Koressa'nın oğlu, Yunanistan'ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıkar. Ancak kenti nerede kuracağını bilmiyordu. En sonunda genç adam bir kâhine danışır. Kâhin, "Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak."diye öngörüsünü söyler. Byzas, döner dolaşır, ancak körler ülkesi diye bir yere rastlayamaz. Uzun süren, yorucu bir yolculuğun ardından bir deniz kıyısında mola verir. Etrafa bakar ve karşı kıyıda insanların yaşadığını fark eder. “bu insanlar kör mü? Burası dururken orada neden yaşarlar ki?” diye hayretini dile getirir. Böylelikle Delfoi Kâhini’nin kehaneti gerçekleşir ve genç Byzas , “Körler ülkesinin tam karşısına kuracaksın şehrini” sözünü hatırlar. Bizanslıların “Khalkedonia” adıyla anacakları Körler ülkesine bugün Kadıköy diyoruz. Genç Byzas’ın, daha sonra büyük bir imparatorluğa dönüşecek olan şehrini kurduğu yerin bugünkü Sarayburnu olduğunu söylemeli mi acaba. Ve genç Byzas’ın adını alır Bizans. Bu efsane, bir Bizans efsanesidir. Evliya Çelebi’nin anlatısı ise bizi çok daha eski, mistik zamanlara bir yolculuğa çıkarır. İns-ü cine, esen rüzgâra, gökteki buluta, yerdeki suya ve vahşi hayvanlara ve kuşlara hükmü geçen Süleyman peygamber, ne hikmetse, denizler ortasındaki “Ferenduz” adındaki adasında hükümranlık sürmekte olan “Saydun” adındaki bir hükümdara hâkimiyetini kabul ettiremez. Bu gururlu hükümdar peygamber ve şehinşah Muhteşem Süleyman’a bir türlü baş eğmez, hâkimiyetinin önünde bir çıban başı gibi dikilir dururmuş.
Sonraki zamanlarda emrindeki yenilmez ordularını “saydun”un üzerine yollayan Süleyman Peygamber, adasını kuşattığı Saydun’un tacını tahtını yerle bir eder ve Saydun’u ateş saçan kılıcı ile öldürür. Eşi, Saba melikesi Belkıs’ın ölümü üzerine eşsiz kalan Süleyman Peygamber, Saydun’un dünyalar güzeli kızı Alina ile evlenir. Alina Süleyman Peygamber’den, kendisine eşsiz bir saray yaptırmasını ister. Hazreti Süleyman, adamlarını dünyanın dört bir yanına göndererek, bu eşsiz sarayın yapılabileceği bir yer bulmalarını emreder. Adamları bir süre sonra Süleyman Peygamber’e İstanbul’u salık verirler. Süleyman Peygamber, İstanbul’a gelir ve Sarayburnu’nda konaklar. Burada geçirdiği bir gece, Süleyman peygamber’e çok iyi gelir. Kendini çok zinde, canlı ve gençleşmiş hisseder ve buraya bir saray yaptırır. Kıyamete kadar mamur ve esenlik içinde kalması için İstanbul’a hayır dualar eder. Derler ki; bu dua sebebiyledir ki İstanbul, deprem yaralarını kolayca üzerinden atabilmiş, afetlerin izlerini her zaman silebilmiş ve kıyamete kadar da dünyanın göz bebeği olarak yaşayacaktır.
Yayın tarihi: 10 Ocak, 2008   
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5
Tercüme Et Gönder Link Yazdır

New on Shvoong!

Top Websites Reviews

X

.