Shvoong Ana Sayfa > Kitaplar > Nurullah Ataç Üzerine - Deneme

.

Nurullah Ataç Üzerine - Deneme

Summary rating: 3 stars 31 Eleştiri
Yazar : Seda Sürel
Review by : Seda
Ziyaretçi sayısı : 758  kelimeler: 900   Yayın tarihi: Ağustos 10, 2007
    Bugün mutfağımı karıncalar bastı ve Nurullah Ataç’ı daha iyi anladım. Kim beyni hizmet etmeleri için yıkanmış, durmadan ve düşünmeden çalışan karıncalara laf anlatabilir ki? Ortalıkta yemek bulamayacaksınız üstelik de fazla üzerime gelirseniz sizin için zehirli hücreler satın almak zorunda kalacağım diyorum yine de dinletemiyorum. Onlar takmış bir kere kafalarına aranıp duruyorlar ortalıkta. Aralarından bir tane yaratıcı olanı çıkıp da yeni taktikler geliştirmiyor hayatta kalmak için.  Birinin çizdiği yolda yaz kış gidip geliyorlar ve ne kadar yemek toplarlarsa onunla yetiniyorlar. Başlarında bir kadın ve o kadın uğrunda sürünen ve düşünmeyen yığınlar gözümde karıncılar. Oysa örümcekler öyle mi? Genetik olarak ortak yönleri ve ortak avlanma taktikleri olmalarına rağmen hepsi birbirinden farklı bence. Yalnızlar bir kere, ne yaparlarsa yapsınlar kendi kararları ve seçimleri. Yanlış bir seçimde arkasında onları kollayacak bir koloni olmadığının bilincinde oldukça akıllı ve kendine güvenli bir şekilde avlanıyorlar. Ílk başta araştırma yapıyorlar, uygun buldukları noktada kendilerine bir sanat eseri yaratıp birinin buna hayran olup yapışmasını bekliyorlar ve gelen dalkavuklara hiç acımayıp midelerine indiriyorlar. Ancak yeterince akıllı ve güçlü olanlar örümceklerin elinden kurtulabiliyor ve örümcekler sadece onları takdir ediyor.     Nurullah Ataç bence Türk sanat karıncaları içindeki örümcek idi. Hiç bir gruba dahil olmadan ayakta kalabilme mücadelesi veren ve bu uğurda didinirken başı hep havada ve sabırlı, ağına düşen dalkavukları yiyen bir örümcek. Yarattığı ağının dizaynı eleştirildi zaman zaman; o ağdaki her bir bağlantıyı düzgün ve doğru Türkçeyle yapmasını ve bu konuda oldukça katı olmasını belki huysuzluk saydılar. Fakat bence onun yarattığı ağ oldukça saf ve güzel; üstelik de çok akıcı bir dil oldu gözlerimizin önünde. Kendi ağına düşeni, ona yaranmaya çalışanı yiyip yuttu çoğu zaman ve belki de acımasız dediler ona bu yüzden ama bence o evlerimize girecek gereksiz haşereleri temizleyen içten bir hizmetkar oldu bizlere.     En önemli özelliklerinden biri herkesin ak dediği fikirlere hemen inanmayıp o fikirlerin kara yönlerini bulabilecek ve bunu dile getirebilecek cesarette olmasıydı. Genel inanışlara tav olmayacak kadar akıllı biriydi. Mesela şimdiye kadar okuduğum pek çok yazar gecmişe bir hasret içinde yazmışlar, şimdinin bozulduğuna inanmışlar ve gelecekten korkmuşlar. Oysa Ataç buradaki eksik noktayı görmüş ve bunun uzerine yazmaya hiç çekinmemiş. Ínsanlarin aslında geçmiş geçmiş diye yakındıkları şeyin kendi geçmişleri yani – gençlikleri- olduğunu ve geleceğin bilinmez olduğu için korku verdiğini yoksa zorunlu bir –kötüye gidiş- olmadığını ifade etmekten hic kaçınmamış. Bu noktayı yakalayabilmesi bile Ataç’ı benim gözümde özel biri yapmaya yeterdi çünkü bu konu benim için hep merak konusu olmuştur. Kimden dinlesem hep özlenendir, güzelliği kaybolup gidendir geçmiş. “ Aahh o eski Ístanbul nerelerde? ” cümleleri hiç de az sarfedilmemiştir heralde. Ínsan haliyle merak ediyor herşey gerçekten kötüye mi gidiyor diye. Ístanbul eskiden çok temizmiş, insanları çok iyiymiş; herkes birbirine saygı gösterirmiş; havası çam kokarmış, kaynak suları can verirmiş… Ne güzelmiş. Simdi Ístanbul daha bir hırçın, daha bir çirkin. Eee o da yaşlanıyor insaflı olmak lazım. Göğsü çiçek değil egzos kokuyor artık, yüzünde de güller değil binalar açıyor. Ínsanlarına gelince saygılı insanlar var mıydı bilemiyorum ama ben tanık olamadım kendilerine. Pek çok öge var belki kötüye giden ama yaşamlara da göz atmak lazım birazda. Zaman değişiyor, insanlar değişiyor ve tabii şehirler de. Belki daha güzeldi Ístanbul eskiden ama onu gecelere kadar doyasıya tadacak özgürlükleri yoktu mesela kadınların. Bu bir artı olamaz mı? Çok daha özgürüz artık, seçeneklerimiz fazlasıyla arttı. Pek çok önyargı ağ bağladı. Belki yaşam alanımız bozuluyor ama yaşamımızı doyasıya özgürce  yaşama imkanımız artıyor; fakat nedense geçmişe özlemle yaşayan kimselerde ben göremiyorum bu olumlu gelişmelerin farkındalığını. Bir tek Nurullah Ataç, gençlere ve geleceğe inanmış biri olarak herkesten sıyrılıp kendi kulvarını yaratıyor. Geçmişe takılmamamızı öğütlüyor, kendi gençlik dinamizmimizi geleceğe yönlendirmemizin çok daha iyi olacağını söylüyor. Geçmişin geçmiş olduğunu kabul edip henüz gelmemiş olanla ilgilenmemizi istiyor. Bu gerçekten farklı bir yaklaşım. Kendi sınırlarına ve yaşamına saplanıp kalmadığını gösteriyor onun. Gençlerin onu aşmasından korkmadığını, aksine bunu desteklediğini görüyorum. Geleceğe umutla bakması ve bakmayanları eleştirmekten çekinmemesi onu Ataç yapıyor.    Başta dediğim gibi karıncalar diyarında bir örümcek Ataç ve ağına düşürmekten hiç kaçınmıyor karıncaları. Ağındakı karıncalara baksanız korkarsınız belki ne çoklarını yakalamış diye. Halbuki dışarda yüzlercesi daha var. O sadece nereye geldiğinin farkında olamayacak kadar ileri görüşlü olamayanları yakalamış. Bir nevi dar delikli süzgeç gibi yani. Onun süzgecine herkes düşer ama pek azı çıkar. Böyle insanlar topluma gerekli sanırım. Fazlalıkları ve kabalıkları ayıklamak için.

Nurullah Ataç Üzerine - Deneme hakkında daha fazla inceleme
Lütfen bu özeti derecelendirin : 1 2 3 4 5


Açıklamalar

Read Free Summaries - Write and Get Paid

İnsanlığın Bilgisini Shvoong'da Özetleyin. Join us!

------