Soylu
bir aileden gelen Prenses Nina Daniloviç Yüzbaşı Ernest ile evlidir. Rus olmasına rağmen Fransız vatandaşı olan Nina ülkesindeki Çarlığı korumak için en tehlikeli işlere girişmiş bir vatanseverdir. İki yıl boyunca Kızallar ve devrim aleyhine çalışmış, beyazlara silah temini için acenteler kurmuş, asker yağdırmış, düşmanın arasına karışmış, casusluk yapmış ve yaptırmıştır. Sadece iç savaşlarda bulunmamış ayrıca çarlık Rusyasının kalkınması içinde Beyaz Ruslarla ilişki içindedir. Nina’nın Nis şehrinde oturan Ramanof tahtına aday Grandük Kiril ile siyasal olduğu tahmin edilen temaslara geçmesi ve Grandükle görüşmelerinden sonra Suriye’ye gitmek istemesi dikkate çarpmış ve hakkında rapor hazırlanmıştır. Emrinde çalışan Bekirof ile birlikte gözlenmektedir. General’in suaresine katıldığı gecenin sabahı Nina GEPEU gemisine erkek işçi kılığında girer ve gemideki üçüncü günlerinde hükümet dışı çalışan bir yelkenli tarafından takip edilmeye başlarlar.
Nezih Suad Adana Sultanisi Fransızca öğretmenliğine tayini çıktığını öğrendiği 16 Mart 1920 günü yola çıkmışken Binbaşı Recep
bey ile karşılaşır. Adamın yüzü bembayazdır. Bu durumun sebebi işgal polisinin halkın gözü önünde Binbaşının üzerini aramasıdır. Bunun üzerine Binbaşı Recep, Nezih’e “Adana’ya git benden haber bekle” der. Nezih’te Adana’ya gider Adana Sultanisinde görevine başlar. Bir gün okuldan dönüşünde kapısında kara çarşaflı bir kadının onu beklediğini farkeder fakat daha sonra anlarki kadın sandığı kişi şimdi Demir takma adını kullanan Binbaşı Recep’ten haber getiren Yoksul’dan başkası değildir. Demir bey artık
çete kumandanır. Nezih’i Leçe’de yedek subay olarak görevlendirir, adı da çete reisi Kıran Bey olarak değişmiştir. On altı kişilik çeteside artık Kıran Bey çetesidir. Bir aydan sonra ilk kez çatışmaya girer. Bu ilk çatışma İskenderun’dan Hamam ve Katma’daki işgal kuvvetleri merkezlerine yiyecek ve gereç götürecek olan bir konvoya karşı düzenlenmiştir. Kırıkhan’dan hareket edecek konvoyu vururlar. Bu görevlerini tamamladıktan sonra işgal ordularına yardım ettiklerini öğrendikleri bir arap köyünü yakarlar. Kıran Bey cesaretiyle çetesinin hayranlığını kazanmıştır. Zaman içinde efsaneleşmeye, adı dilden dile dolaşmaya başlar. 6 Mart 1921’de Nasturi Müfrezesiyle çatışırlar.
Nasturi müfrezesini erittikten sonra Amanos eteklerinde üç kişi kalan Kıran Bey çetesi çekilme yolunun kesildiğini görünce Leçe’den Aylan geçidine tırmanıp Batı’ya kaçarlar. Çeteye daha fazla adam bulabilmeyi ve Fransız çetesini sarsmayı amaçladıklarından Amanos dağlarında kalmaya devam ederler. Kıran Bey’e güvenli bir yer bulduktan sonra Yoksul ve Öksüz her gün etraftaki köylere giderler ve çetelerine yeni adam bulmaya ve Demir’e haber gönderebilecekleri bir kişi bulmaya çalışırlar. Deniz kıyısına çok yaklaştıkları bir gün uzakta iki geminin çatıştıklarını görürler. Gemilerin birinden kaçan Nina’yı kıyıda bulurlar ve önemli bir Fransız olabileceğini düşündüklerinden Kıran Bey’e götürürler. Kıran Bey çetesi artık Amanos’ta Nina’yı misafir etmektedirler.
Kıran Bey Nina’nın yerini bildirmek için Fransız karakoluna gidemeyecektir çünkü Nina’nın onların yerini bildirmesinden korkmaktadırlar. O yüzden bir süre daha Kıran Bey ve çetesinin misafiri olması gerekmektedir. Nina’nın oarada kalmasını uzatacak diğer bir sebepte esrarlı halini sürdürmesidir. Kıran’ın ona sorduğu “Neden oduncu gemisinde erkek kıyafetiyle bulunuyordunuz?” , “Neden size ateş açıldı?” sorularını yanıtlamamaktadır. Tüm bu esrarlı hal ve meraklı sorular devam ederken Nina ve Kıran arasında da bir yakınlaşma başlamıştır.
Bu arada Nina’nın eşi Yüzbaşı Ernest Beyrut komiserliğini ziyaret eder. Nina ile ilgili bilgiler verdikten sonra kadını gizli bir şekilde aramaya başlarlar fakat hiç bir iz bulamadıklarından dosyasına “ÖLDÜ” diye işlenir.
Bir gün Kıran dayanamaz ve Nina’ya kim olduğunu sorar. Oda günlerdir sürdürdüğü sessizliğini bozar ve zıtlıklarla dolu hayatını anlatır. Hem bir Prenses hemde ülkesi için türlü fedakârlıklara, tehlikelere girişmiş olan bir savaşçıdır. Nina duygu boşalması yaşar ve ağlamaya başlar. O sırada Kıran’la öpüşürler ve sevişmeye başlarlar.
Nina Kıran’a neden Adanaya gittiğini anlatır. Sebebi Adana’da Alman bir subayın metresine bırakmış olduğu üç ton altınlık define planıdır. Bu hazine Osmanlı malıdır. Nina gizli adamlarla çalışıp hazinenin büyük bölümü olan paylarına düşen miktarı Paristeki Beyaz Ruslara verecektir. Bunu açıkladıktan sonra Kıran’a onunla kalmak istediğini belirtir. Eğer kabul ederse tehlikeli işlerinden uzak kalacaktır ve geçmişini unutacaktır ama Kıran bu teklife yanaşmaz. Nina’nın geri dönmesi gerektiğini düşünür.
Nina ve Kıran’ın ayrılık günü gelip çatmıştır ama ikisininde tek düşündüğü bu ayrılığa nasıl dayanacaklarıdır. Nina’yı Fransız kuvvetleriyle karşılaşabileceği bir yerde bırakırlar. Kendileride çatışmalardan dolayı orada kalmak durumundadırlar. Bulundukları yerde beklerler. Nina geri döner ve Kıran Bey çetesinin dört tarafının kuşatılmaya hazırlanıldığını söyler. Böylece Kıran Bey çetesi ve Fransız subayları arasında çatışma başlar. Nina’da Türk çetesi adına vuruşur. 1921 Ekiminde imzalanan Ankara Antlaşmasıyla Kıran Bey çeteside kaybolur.
Aradan 18 yıl geçmiştir. Kıran ve Nina evlenmiş 15 yaşlarında Gülcihan adında kızları olmuştur. Kıran milletvekili olmuştur ve geçmişlerini arasıra hatırlayarak mutlu bir yaşam sürmektedirler.
Çete - Özet hakkında daha fazla inceleme